Tarih Her Zaman Kendini Tekrarlar mı?

31 Ekim 2005

Volkan Işık, 1999 sezonu sonunda Team Atakan tarafından yarıştırılan Turkcell logolu bir Toyota Celica GT4’ün direksiyonundan, Türkiye Ralli Şampiyonu olarak indi. Kazandığı şampiyonluğun takımından çok kendisine ait olduğunu düşünen genç pilot, o sezon sonunda takımıyla ve yöneticisi İskender Atakan’la yollarını ayırdığını duyurdu. Atakan bu duruma yanıt vermedi, ancak yakın çevresine verdiği mesaj kısa ve açıktı: “Yolu açık olsun. Biz kimle olsa kazanırız!” Volkan Işık 2000 yılına yeni bir Subaru WRC ile girerken, İskender Atakan kimilerine göre büyük bir kumar oynadı: Hızlı olduğu bilinen ama o günlerde kimsenin pek ciddiye almadığı genç bir pilotu yeni bir Toyota Corolla WRC’nin koltuğuna oturttu. Bu gencin adı Serkan Yazıcı’ydı…


O yılların en parlak ismi Volkan Işık, yeni sezona tecrübeli (ve İskender Atakan’ın eski ko-pilotu) Yusuf Avimelek eşliğinde yepyeni bir Subaru Impreza WRC ile başladı. Volkan Işık’ın yanı sıra Ercan Kazaz da Kaldera isimli bir yatırım grubunun desteğiyle bir Subaru Impreza WRC’nin, 1998 yılının şampiyonu Adnan Sarıhan ise bir Ford Escort WRC’nin direksiyonuna geçti. Bu dev isimlere karşı Bursa’nın çılgın ama toy delikanlısı Serkan Serkan Yazıcı ne yapabilirdi?

Yazıcı, kağıt üzerinde o kadar büyük belirsizlikler taşıyordu ki; Team Atakan’la ilk yarışı olan 2000 yılı Pirelli Rallisinde organizasyon ona (13 kapı numarası ve Ford Ka ile yarışan Hakan Tolon’un arkasında) 14 kapı numarasını verdi!

İşte bu bilinmeyenlerle dolu Serkan Yazıcı, 14 kapı numarasıyla başladığı o sezon Team Atakan’ın pilotu olarak Türkiye Ralli Şampiyonluğunu kazandı. Aynı seneyi Ercan Kazaz ikinci, Volkan Işık ise dördüncü olarak tamamladı.

5 yıl Sonra...
Aradan tam 5 yıl geçtikten sonra, 2005 yılının ocak ayında aynı Serkan Yazıcı CNN TÜRK ekranlarından Türk spor severlerine geçen sezon şampiyon olduğu Ford takımıyla yollarının ayrıldığını söyleyerek seslendi: “Dünya şampiyonasında yarışma şansım varken beni engellediler! Kendi yoluma gideceğim…”

Yazıcı’nın takımını suçlayıcı söylemi karşılıksız kaldı; Ford ekibi artık eski pilotu olan Yazıcı’ya yanıt vermedi. Ancak yıldız sürücüsü ve Türkiye’nin en parlak ismini kaybeden ekip yönetimi motorspor çevresine şu mesajı aktardı: “Kazanan pilot değil takımın bütünüdür. Bu takım, kimle olursa olsun yine kazanır…”

Ford ekibinin o güne kadar hayatında hiç WRC araç kullanmamış yeni pilotu Mehmet Besler, 2005 sezonunda Türkiye Ralli Şampiyonluğu’nu kazandı. Serkan Yazıcı’ysa 2005 sezonunu yedinci olarak tamamladı.

Bu hatayı herkes yapabilirdi; ama 5 yıl önce aynı senaryonun başrol oyuncusu olan Serkan Yazıcı değil…

Zafer sarhoşluğu kişiler arasında ayrım yapmıyor: 2000 yılında Volkan Işık, 2005 yılındaysa Serkan Yazıcı, birey olarak takımlarını aştıklarını, onların üzerinde olduklarını düşündüler. Kazananın kendileri olduğunu sandılar. Yanıldılar. Yıldız sürücüyü, iyi takımlar yaratıyor. Bu durumun anlaşılması için ara sıra tarihin kendini tekrarlaması gerekse de durum değişmiyor.

Hayatında WRC yarış aracı kullanmamış genç Yazıcı’nın 2000 yılındaki en büyük silahı gençliği, akıl almaz araç kontrolü ve gözüpekliği değildi. Yazıcı’nın şansı kaynakları doğru yönetilen, hedefleri iyi belirlenmiş ve ne istediğini bilen bir ekibin içinde yarışmasıydı.

Aynı 2005 yılında Ford’un yeni ve tecrübesiz pilotu Mehmet Besler için geçerli olduğu gibi…

Kocaeli’nde Düello: Kim Nal Toplayacak?
Kocaeli Rallisinden önce yapılan iki yarışı (Bursa ve Hitit Rallilerini) kazanan Hyundai pilotu Serkan Yazıcı, şampiyonada pilot olarak iddialı konuma çıkamadı ama takım arkadaşı Ali Deveci’nin istikrarlı sonuçlarının da yardımıyla Hyundai’nin matematiksel şampiyonluk şansını korumayı başardı.

Yazıcı’nın son kazandığı yarış olan Hitit Rallisinden sonra Hyundai’nin verdiği gazete reklamı saldırgandı. Takımın rakiplerine “nal toplattığını” söyleyen reklam, sezon başında yaptığı “şampiyonluğun en büyük adayı” pozisyonlamasından da daha iddialıydı.

Önce sessiz kalması yarışa sadece birkaç gün kala yaptığı basın açıklamasıyla son yarışı mutlaka kazanacağını açıklayan Ford tarafı’nın bu durumu bir fırsatı olarak gördüğü açıktı. Öyle ya kimse bugüne kadar çıkıp da bir yarışı mutlaka biz kazanacağız diye açıklamada bulunmamıştı. Kararlılığınının bir göstergesi olarak da sezon boyu arka cebinde sakladığı ne zaman kullanacağı merak edilen gizli silahını bu yarışta devreye sokan ekip, pilot menajeri Adnan Sarıhan’ı bu yarış için kiraladığı üçüncü bir Focus WRC’nin koltuğuna oturttu.

Sezon boyu iki araçla yarışan ve bu durumda dahi üç araçlı rakibine üstünlük sağlayan Ford ekibi, pek de gerek olmamasına rağmen aldığı bu önlemle son yarışı kazanmayı ne kadar çok istediğini anlatıyordu.

Duruma en az Hyundai’nin kullandığı kadar iddialı bir söylemle yanıt veren Ford ekibi son yarıştan önce gerilimi iyice tırmandırdı: “Bir yarışı saniyelerle kazanan taraf, ikinciye nal toplatmış sayılmaz. Nal toplamanın ne olduğunu Kocaeli’nde göstereceğiz!..”

Ford’un Gizli Gündemi
Her iki şampiyonada da lider konumda olan Ford ekibinin bu yeni yaklaşımı aslında son derece ilginçti. Çünü bu durum, sezon başından bu yana kullandığı düşük profilli iletişimi ve iddiasını sessizce ortaya koyan tarzıyla çelişir nitelikteydi.

Ford’un bu sene için hedeflediği ana fikir olan “yıldız sürücüleri iyi takımlar yaratır” mesajı artık verilmişti. Peki bu yarışı bu kadar çok kazanmak istemelerinin sebebi neydi?

Mutlu sona sadece bir adımı kalmış bir ekibin bu riski alması için hiç bir geçerli neden olmazdı. Şampiyonluk bu kadar yakınken, tek bir yarışın sonucunu bu kadar öne çıkarmanın anlamı yoktu.

Yoktu ama, yine de yaptı Ford ekibi... Neden?

Sezon başına cevaben…
Bu durumun tek bir nedeni vardı: Sezon başında Serkan Yazıcı’nın eski takımını suçlayan söylemine tek ve kesin bir yanıt vermek.

Eski pilotunun “Yurtdışına gideceğim, çünkü ben Türkiye’yi bitirdim” iddiasını, sözle değil aksiyonla çürütmek isteyen Ford ekibi yolda kalmadığı bir yarışta ve eşit şartlarda Yazıcı’yı geride bırakarak, kimsenin Türkiye’yi bitirmiş olmadığını kanıtlamak için çıktı Kocaeli Rallisi’ne.

Ekip bu hareketiyle sadece sezon sonu puan tablolarına bakmakla yetinmeyeceğini ve kazananın kim olduğu konusunda tüm polemiklere engel olmaya kararlı olduğunu vurgulamış oldu.

Bu riskli, ama sonuç alınması durumunda, ödüllendirici bir yaklaşımdı; çıkarılacak dersler açısından kapsamı Ford’u ya da Hyundai’yi aşan, sporun her alanına ulaşacak bir yaklaşım…

“Kazanan Pilot” Olmak (ya da Olamamak…)
Kocaeli Rallisi hızlı başladı: İlk etaptan itibaren liderliği alan Ford pilotu Mehmet Besler özellikle hızlı etaplarda arayı açarak ikinci durumda giden Hyundai pilotu Serkan Yazıcı’nın önünde birinciliği bırakmadı. Mehmet – Serkan ikilisi yarış ortalamasının çok üstünde bir tempo ile başlayıp devam ettiler. Kocaeli Rallisi’nde Mehmet kaçtı, Serkan kovaladı. Ford ekibinin diğer pilotları Adnan Sarıhan ve Nejat Avcı ise bu ikilinin hemen ardından yakın takibe geçtiler.

Mehmet – Serkan ikilisin arasında yaşanan rekabetin bir benzerinin Volkan Işık ve Ercan Kazaz arasında da yaşanması beklenirken öyle olmadı. Super 1600 şampiyonluğu için finişe dördüncü sırada gelmesi yeterli olan Ercan Kazaz, Volkan Işık’ın özellikle bu yarışın çok hızlı etaplarına yatkınlığını da unutmayarak bu sezon ilk kez bir yarışta Volkan Işık’a karşı birinciliği hedeflemedi. Kazaz, Volkan Işık, ve hatta Fiat’ın genç pilotu Fatih Kara’nın hemen arkasında üçüncülük pozisyonuna rahatça yerleşti.

Hızla akan Ford Otosan Kocaeli Rallisi, dokuzuncu etapta Hyundai pilotu Ali Deveci’nin yoldan çıkması sırasında bir kameramanın yaralanmasıyla duraksadı. Organizasyon bu kriz anında tüm sağlık kaynaklarını ve lojistik kaynaklarını, birkaç hafta sonra yoğun bakımda hayatını kaybedecek olan bu kameramanın trafie kapatılmış olan parkurdan çıkarılmasına yardımcı olması için harcayan organizasyon yarışı ilk anda geçici olarak durdurdu.

Dörtte üçü geride kalmış olan Kocaeli Rallisi’nde tüm kozlarını oynamış olmasına rağmen rakibi Mehmet Besler’in arkasında kalan Serkan Yazıcı, bu duruma en hızlı reaksiyon gösteren yarışmacı oldu: Yazıcı kazayı haber alır almaz zaman karnesini hakemlere teslim ederek yarıştan çekildi. Yazıcı resmi klasmanda “ikinci olarak görünmeme” fırsatını kaçırmamıştı. Yarıştan, Yazıcı’dan başka çekilen olmadı.

Kocaeli Rallisi’nin resmi klasmanında ikinci görünsün ya da ya da görünmesin, 2004 yılının şampiyonu, bu hareketinden sonra artık kazanan pilot değildi. Çünkü gerçek kazanan pilotlar koşullar ne olursa olsun mücadeleyi bırakmayan, yarıştan çekilmeyen pilotlardır. Bırakmak isteseler de bırakamazlar; sportif görüşleri buna izin vermez. Onlar her durumda, kimi zaman kaybetmek pahasına da olsa yarışmak için oradadırlar.

Şampiyon Ford, Kazanan Renault ve Hyundai!
Ford Rallye Sport Turkey bu sezon insan ve finans kaynaklarını doğru şekilde kullanmanın sınırlarını zorladı: Ekip sezona üç WRC araçla başlayan rakibi Hyundai’ye karşı sadece iki araçla mücadele etti, ama nicelikten çok niteliğe odaklandı. Sağlamlığı kanıtlanmış iki Focus WRC ile yürütülmesi daha kolay, daha sade, daha kontrol edilebilir bir paket oluşturdu. Hız potansiyelinin yüksek olduğuna inandığı iki yeni pilotunu, Nejat Avcı ve Mehmet Besler’i takımın içine sessiz ama sağlam bir şekilde yerleştirdi; onları evlerinde hissettirdi.

Eski pilotu Adnan Sarıhan’ı takımın yönetim kademesine geçirerek en güçlü tarafı zeka ve tecrübesi olan bu karakteri belki de olabilecek en uygun noktada kullandı. Sarıhan’ın varlığı her yarış için özel tasarlanmış stratejilerle hareket edilebilmesini sağladı. Takımın sahadaki oyununun bu detayda yönetiliyor olması takımın pilotları Mehmet Besler ve Nejat Avcı’yı rahatlatırken rakibin üzerinde sürekli var olan bir baskı oluşturdu. Sezonun son yarışında Sarıhan’ı bu kez direksiyona geçiren ve bunu da oldukça yüksek sesle yapan Ford takımı, son iki yarışın galibi Yazıcı’nın dikkatini dağıttı, Bursa ve Ankara’da üstüste kazandığı zaferlerle beraber gelen ritmini psikolojik olarak bozdu.

Ford’un mütevazi görünen ama işini bilen ekibi 2005 yılında hem pilotlar hem de markalar şampiyonluğunu kazanırken aslında mucize yaratmadı. Sadece var olan kaynaklarını doğru şekilde kullanmayı bildi.

Renault Sport Türkiye de uzun süren aradan sonra doğru formülü buldu: Profesyonel pilot ve teknik ekip. Ercan Kazaz’ın kazanmaya olan güçlü inancı, sezon boyu Renault Sport Fransa’dan gelen teknik ekibin uluslararası boyutlardaki rekabet gücüyle birleşince ortaya çıkan paketin kazanma potansiyeli yüksek oldu.

Tek bir Renault S1600 ile Fiat’ın 3 aracına karşı şampiyonluk aramak sezon başında belki çoğu kimseye hayal gibi göründü ama aslında Kazaz’ın hesabı basitti: Fiat’a geçtiği günden bu yana başarısını sürekliliğine borçlu olan Hamdi Ünal 2005’te de aynı çizgiyi koruyacak, takımın yeni ve genç pilotu Fatih Kara’nın ise tepedeki mücadeleye katılması zaman alacaktı. Ercan’ın tek yapması gereken Volkan’ı geçmekti. Tecrübeli Kazaz 2005 yılında aynen bunu yaptı. Renault herkesten çok hak ettiği Super 1600 şampiyonluğuna uzandı.

Fiat ve Volkan Işık açısından ise 2005 sezonunu sadece bu zaman dilimiyle kısıtlı değerlendirmek yanlış olur: 1999 yılında kısmi dünya şampiyonası, sonrasında WRC araçlar ve Türkiye Şampiyonluklarını geride bırakan Işık’ın, zirveden indikten sonra sürekli Super 1600 sınıfında yarışmak zorunda kalmaktan artık fazlasıyla rahatsız olduğu açıktı.

Motorsporları kariyerinin belki de son çeyreğine girmiş tecrübeli bir sporcu için her geçen, hele hele gün artan WRC’li rekabet seviyesi karşısında genel klasmanda ancak ilk 5’e girebilmeyi hedefleyerek motivasyonu korumak hiç de kolay değildi.

Volkan Işık 2005 yılında aslında birçok açıdan rekabet gücünü kaybetmedi; her zamanki kadar hızlı ve hırslıydı. Tek eksiği bu grupta kazanmayı artık eskisi kadar çok istememesiydi. Takımının gündemi, gönülsüz Volkan Işık’ın kendi gündemiyle tam olarak örtüşmüyordu. Super 1600’deki mücadele saniyeler değil saliseler boyutuna inince bu şampiyonluğu daha çok isteyen ve ihtiyacı olan taraf kazandı. Renault’nun ve Ercan Kazaz’ın kazancı büyük, Fiat’ın tecrübeli pilotu Volkan Işık açısındansa kaybedilen şey küçüktü…

Sezonu ikinci sırada kapatan Hyundai ise sezon başında takındığı fazlasıyla iddialı tavrın temelsiz olduğunun farkına ancak sezon sonunda varabildi. 2005 yılını markalarda ikinci sırada kazanan Hyundai ekibi başarının ancak zamanla geleceğinin farkına vardı. Hem iletişimsel hem de sportif açıdan çok yöntem denedi Hyundai yıl boyunca. Bunların kimi sonuç verdi, kimi vermedi.

Ancak şurası kesin ki 2004 yılında yarış bitirmekte zorlanan ekip 2005 yılında iki yarış kazandı, kazanmadıklarında da podyumda finiş yaptı. Sezonu markalar şampiyonasında ikinci sırada bitirirken pilotlar şampiyonasındaysa Ali Deveci ile üçüncülüğü yakaladı.

Aslında markaların bir sene içinde kat ettikleri yola bakıldığında sezonu ikinci kapatan Hyundai ve Süper 1600 şampiyonu Renault’nun 2005 içinde aldıkları yol markalar ve pilotlar şampiyonu Ford’un kat ettiğinden daha fazlaydı…

2005’te hemen hemen herkes kazandı. Kendini sürekli tekrar eden tarihten ders almayanlar hariç…

Sevgi ve saygılarımla,
Verbal Kint

Soru ve eleştirileniz için verbal@verbalkint.com