Sezonun 5. yarışı olan Ankara’daki Hitit Rallisi’nden önce Fiat pilotu Volkan Işık kendini doğru ifade etmeye özen gösterir gibiydi: “Şampiyonadaki pozisyonumuz ne olursa olsun kazanmak için sahaya çıkıyoruz!”. Super 1600 sınıfındaki rakibi Ercan Kazaz, daha temkinli bir ses tonuyla da olsa, aynı mesajı verdi: “Şampiyona lideriyiz, kazanmak istiyoruz”.
Bu sezon hem ekiplerin hem de yarışmacıların kamuoyu önündeki söylemleri ve geçen senelere oranla çok değişti. Yakın zamana kadar geçerli (ve moda) olan temkinli gitmek, ya da yarışın gidişine göre tempo belirlemek gibi kavramlar artık neredeyse konuşulmaz oldu. Yarış öncesi basın toplantısında tecrübeli motorspor yazarı Aydın Hoşgör’ün Ford takımına yönelttiği “puan olarak bu kadar farklı lider giderken amaç yine kazanmak mı?” sorusuna ekip yöneticilerinden birinin verdiği yanıt, bu durumun göstergesiydi: “Bu yarışın pratik olarak diğerlerinden bir farkı yok. Amacımız kazanmak...”
Hyundai pilotu Serkan Yazıcı yarış öncesi herkesin dile getirdiği kazanma hedefine, bir de risk faktörü ekledi: “Alınması gereken bir risk varsa alacağız!” Ekibin diğer iddialı pilotu Ali Deveci şampiyonayı buraya kadar getiren bir pilotun kazanmaktan başka bir amacı olamayacağını söyledi.
Ford pilotu Mehmet Besler, takım olarak ilk iki sırayı hedeflediklerini, takım arkadaşı Nejat Avcı ise yüksek bir tempoda gitmeyi istediğini söyledi ve ekledi: “Bizim için bir dönüm noktası olabilir...”
Ankara’da takımlar da, pilotlar da kazanmak istiyordu. Yarış öncesi herkes gergin ve hırslıydı.
Türkiye Ralli Şampiyonası pilotları, 13 Ağustos Cumartesi sabahı, kahvaltıda “stres” aldılar...
“Çok Risk Alıyoruz!.."
Takım ve pilotların beyanatları lafta kalmadı; yarışın ilk kilometresinden itibaren oluşan farklar, saniyeler değil saliseler ölçeğindeydi: Üç özel etap ve yaklaşık 30 özel etap kilometresinden sonra Super 1600 sınıfında Renault pilotu Ercan Kazaz ile Fiat pilotu Volkan Işık arasında sadece 0.8 saniye fark vardı! Saniyenin onda sekizi: Göz açıp kapamaya dahi yetmeyecek bir fark!
Renault pilotu Ercan Kazaz ilk üç etaptan sonraki servis arasında Ankara’nın parkurunu kısaca özetledi: “Çok hızlı gidiyor ve çok risk alıyoruz!..” Gerçekten de ilk on içinde gitmeyi başaran pilotları izlemek bile cesaret istiyordu. Ankara’nın dar, bol tümsekli ve hızlı parkurunda araçların dört tekerleğinin birden yere değdiği anlar nadirdi; Başkent’in sadık ralli seyircisi bu alışılmadık parkurda önlerinden geçen hemen her aracın ya önünü, ya arkasını ya da bir köşesini havada gördüler! Her virajı limitte dönen, her zıplama noktasından tam gaz geçen Hyundai, Ford, Fiat ve Renault fabrika araçlarına, sürat olarak değilse de tempo olarak yaklaşan bir Grup N mücadelesi de eklenince Ankara’da her grupta büyük rekabet oldu.
Herkes farklı şekillerde yaşadı bu rekabeti: Ercan Kazaz hırslı, Mehmet Besler sakin, Serkan Yazıcı gergin ama kararlı, Volkan Işık ise kahkalarla…
Kazanmak için sahaya çıkan Volkan, ilk 3 etap sonunda rakibinin 0.8 saniye arkasında, ama bir kahkaha önündeydi!
“Tepe Üstünü Kaçırmayacaksın!”
Erbil etabının finiş noktasına gelen bir kapı numaralı Serkan Yazıcı her iki avcunun içiyle direksiyona vurdu: "Kaçırmayacaksın abi tepe üstünü!" Altıncı vitesle geldigi bir tepe üstünde yol notu geç geldiği için gereksiz bir fren yaptığını düşünen Yazıcı’nın notunda gerçekten sorun olup olmadığını bilmek mümkün değil. Ancak şampiyon pilot aslında tepe üstünde ayağını kaldırdığı için değil, yarışa istediği gibi başlayamadığı için sinirliydi.
Serkan’ın hiç bir zaman yarışa çok iyi açılış yapmadığını herkesten iyi bilen ko-pilotu Can Okan ise pilotunun aksine son derece sakindi. Aslında bu kızgınlık bir süre sonra Serkan'a iyi gelecekti; çünkü o, adrenalinle beslenen bir pilottu. Hızı, aklından çok kalbinden geliyordu. Karnında ince bir ağrı duymaya, yarışta hiç bir şeyi umursamayacak kadar kızmaya ihtiyacı vardı. Serkan onu azarlarken, Can Okan başını diğer tarafa çevirdi ve farkettirmeden kendi kendine hafifçe gülümsedi. Pilotuna hiç bir tepki vermemiş olmak için durumu bir kaç kelimeyle idare etti.
Can Okan gayet iyi biliyordu ki kazanacak tempoya çıkmaları için tek yapması gereken Serkan’ın biraz daha sinirlenmesine izin vermek, karnındaki hisin bir ağrı olmaktan çıkıp enerjiye dönüşmesini beklemekti. “Birazdan” diye düşündü tecrübeli ko-pilot Okan. “Birazdan…”
Ve eliyle yolu işaret ederek sakince pilotuna seslendi: “Hadi Serkan, geç kalmayalım…”
Yol Notu Kazaları
Yarış o kadar hızlı, Ankara’nın dümdüz ve bozkır yolları birbirinden ayırt etmesi o kadar zordu ki bu yarışta sadece Serkan Yazıcı değil, herkes yol notu sorunu yaşadı. Her düzlük ve her tepe arkası birbirine benziyor, çıkılan süratler sadece dışarıdan bakanları değil aracın içindekileri de ürkütüyordu. İşte araç içi kameraların ses kayıtlarından seçilmiş bir kaç ilginç diyalog:
Batuhan Memişyazıcı: “50, Ağaçlarda Sağ 90 dış…” (Düzlük sonunda Nejat Avcı sağa değil sola dönmeye çalışır, yolun kesik olduğunu görünce hatasını anlar)
Nejat Avcı: “Batu, bir daha söyleseydin keşke!”
Batuhan Memişyazıcı (Nejat Avcı iki manevrayla aracı çevirirken): “Sağ 90 Dış…”
Nejat Avcı (Sinirle bağırır…): “Devam!!!!”
------------
Cem Bakançocukları: “30 yump (hafif tümsek anlamında), left five plus over crest”
Ercan Kazaz: “Geç kalıyorsun!”
Cem Bakançocukları: “Oğlum daha gelmediğin yeri istiyorsun!”
Ercan Kazaz: (Birazdan, etap sonunda, finiş noktasında): “Otuz diyorsun, sonrasını vermiyorsun, ben de korkuyorum gazlamaya!”
Cem Bakançocukları: “Tamam tamam, anladım...”
------------
Levent Gür: “Tepede sağ geç 1, opens”
Volkan Işık: “sağ geç 1 olamaz burası!”
Levent Gür: “Öyle öyle… Hemen sol max!”
------------
Afşin Baydar: “Sol yok, 50”
Mehmet Besler (notu tekrarlayarak sorar): “Sol yok 50 mi?Emin misin?”
Afşin Baydar: “Evet!..”
Afşin Baydar (etap sonunda): “Tepede sol 3 FF”- tamam geldik finiş…” (Mehmet Besler yavaşlamayınca) “Tamam, flying finiş Mehmet!... FF… Geldik..! Dur…!”
---------------
Kahvaltıda stres yiyen Türkiye’nin en hızlı pilotları, Ankara’da öğle yemeğinde ise gerilim aldılar…
“Yarın İnşallah İpi Göğüsleyebiliriz!”
İlk gün sonunda Ford ekibi genel klasmanı 1 ve 3, Hyundai ekibiyse 2, 4 ve 5. sıralarda bitirdi. Ford ekibi için bu alışılmış bir durum olsa da Hyundai için her üç aracın da sorunsuz ilk gün finişine gelmesi hoş bir sürprizdi. Hoş bir sürpriz ve ikinci gün için farklı oyun alternatifleri; ilk 5’te üç araç büyük fırsattı! Hele birinci ile ikinci (Mehmet Besler – Serkan Yazıcı) arasında 5.6, üçüncü ile dördüncü (Nejat Avcı – Ömer Tolon) arasındaysa sadece 2.5 saniye olduğu düşünülürse, pazar günü her şey olabilirdi.
Genel klasman kadar zorlu geçen Super 1600 mücadelesinde Ercan Kazaz birinci günü önde kapatmayı başardı. Gün boyu devam eden saliseler düellosundan 2.6 saniye farkla önde çıkmayı başaran Renault pilotu Ercan Kazaz gün sonunda mutlu ama huzursuzdu. Mutluydu, çünkü eşit şartlardaki mücadelede Volkan’ı geride bırakmıştı. Huzursuzdu, çünkü 2.6 saniye sadece bir virajın dışına taşmakla dahi kaybedilebilecek kada küçük bir avantajdı.
Kazaz gayet iyi biliyordu ki Volkan Pazar günü peşini bırakmayacak, kazanmak için herşeyini ortaya koyacaktı. Arkadan yetişip inatla zaferi kovalamanın tadını Kazaz’dan daha iyi kimse bilemezdi. Deneyimli pilot ikinci gün Volkan’ın nasıl bir motivasyonla sahaya çıkacağını çok iyi biliyordu; çünkü dört hafta önce Bursa Rallisi’nin ikinci gününe kendisi de aynı duyguyla başlamıştı! Kazaz, kameralara yüzünde huzursuz bir gülümsemeyle konuştu: “Bugünü önde bitirdik. Yarın inşallah ipi biz göğüsleriz...”
Kahvaltıda stres, öğle yemeğinde gerilim yiyen pilotlar Ankara’da akşam yemeği için baskı ısmarladılar. Sonuç baskısı…
Serkan’ın Oyunu, Ford’un Oyunsuzluğu
Dört hafta önce yapılan Bursa Rallisi’ni kazanmak Serkan Yazıcı’ya bir genel klasman birinciliğinden çok daha fazlasını vermişti. Sezon başından beri sürekli tökezleyen, kendi sorunlarına olduğu kadar Ford pilotlarının performansına da inanamayan Yazıcı, Bursa’da gerçeklerle barışmayı seçtiği anda rahatlamış ve kazanmayı başarmıştı. En değerli varlığı olan özgüvenini geri kazanan şampiyon pilot, yapması gereken tek şeyin yenilmez olmadığını kabul etmek olduğunu geç de olsa anlamıştı. Şimdi artık kazanmak çok daha kolaydı.
Yazıcı Ankara’da ilk etaptan itibaren kazanmaya odaklandı: yumuşak lastikler, riskli bir tempo ve şansını fazlasıyla zorlayan bir çizgiyle bu yeni parkurun limitine varmaya çalıştı. Kaybedecek bir şeyi olmadığını, kazanacak ise çok şey olduğunu gayet iyi biliyordu. Bıçak sırtında geçen ilk günü atlatırsa ikinci gün bu temponun ona zaferi getirme olasılığının yüksek olduğunu da. İşte bu yüzden ilk gün rakibi Mehmet Besler’in 5.6 saniye arkasında kalmış olmak onu çok rahatsız etmedi.
Ford’un aldığı pozisyon kağıt üstünde Hyundai’ninkiyle aynıydı, ama küçük farklarla: Daha uzun dayanacağı kesin olan ama daha sert lastikler, hızlı ama aynı zamanda güvenli bir tempo, ve herşeyden önemlisi rahat rahat kazanmak varken riske atılabilecek şampiyonluğun ağırlığı! Ekibin ortaya koyduğu paket kazanma potansiyeline sahipti, tek bir nokta hariç: Kazanmak için herşeyi göze almış bir rakibe karşı tasarlanmamıştı.
Son Perde: Ercan Volkan’a, Serkan Mehmet’e Karşı!
Ne gariptir ki Ford ekibi’nin en büyük şanssızlığı şampiyona lideri pilotları Mehmet Besler’in ilk günü önde kapatması oldu. Bu durum ekibin ikinci gün için gereken önlemi almasını engelledi, onları temposu gitgide yükselen bir Serkan’a karşı hazırlıksız ve oyunsuz bıraktı. İlk günkü liderlik pozisyonunu, fiziksel (ya da zihinsel) bir değişiklik yapmadan koruyabileceğini varsayan şampiyon ekip, günün ilk ve kısa etabında da en iyi zamanı yapınca iyice rahatladı.
Her nasılsa sene başından bu yana en ufak bir stratejik hata yapmayan Ford ekibi bu kez yanıldı: Serkan’ın gücünü, ikinci ve en uzun etaba sakladığını farkedemedi
Süper 1600’deki durum da WRC’lerdekinden farklı değildi: Volkan güne Ercan’ı yakalayıp geçmek amacıyla başladı. Ancak ilk etapta aldığı 3 saniyeyi, ikinci etapta verince işinin kolay olmayacağını farketti. İlk gün sonuçlanamayan düello, ikinci gün de aynen devam ediyordu.
İşler Ters Gitmeye Başlayınca…
Serkan Yazıcı Hitit Rallisini, yarışın en uzun etabı olan Erbil’de başlayan en iyi zaman serisiyle kazandı: O ana kadar toplamda rakibi Mehmet Besler’e verdiği 7.1 saniyenin 7’sini birden bu etapta geri alan Yazıcı, son servise girmeden koşulan Motta etabında 4 saniye daha aldı. Serkan finişe doğru son atağını yapmış, artık kartlarını açmıştı.
Ford ekibi ise sezon başından bu yana ilk defa gözlerinin önünde gelişmekte olan bir dinamiğe zamanında reaksiyon veremedi. Kaşıkla aldığı saniyeleri kepçeyle verdiğini farkeden ve 14 km’lik etapta 7 saniye farkı nasıl yediğini anlamaya çalışan Mehmet Besler, ilk hatasını yaptı: direksiyon başında yaptığı ani bir manevrada sağ işaret parmağını direksiyonla vites topuzunun seçici kolu arasına sıkıştıran Ford’un pilotu acı içindeydi! Ekibin doktoru, şişen parmağa servis alanında müdahele ettiyse de şampiyona liderinin dikkati artık dağılmıştı.
Ford ekibi son servis noktasında son bir çabayla bir kaç farklı ayar denedi. Ancak hepsi biliyorlardı ki o andan sonra Hitit Rallisi’ni kazanmak için tamamen farklı bir yaklaşıma ihtiyaç vardı; küçük ayar değişikliklerine değil…
Hitit Rallisi’nin son etabında bir hata daha yapıp kavşaklardan birini kaçıran Mehmet Besler burada verdiği 20 saniye zamana çok da üzülmedi. İşini şansa bırakmak istemeyen Serkan Yazıcı zaten son etapta da ayağını gazdan çekmemişti.
Son Etapta Kazananlar: Ercan ve Nejat
Fiat pilotu Volkan’la Renault pilotu Ercan arasındaki mücadele ise yarışın son kilometrelerine kadar sonuçlanmadı. Dudak uçuklatacak kadar yakın, tırnak kemirtecek kadar gergin geçen son ayakta bir Ercan, bir Volkan geçiyordu. Mücadele yarışın en önemli sonuçlarını çıkaran Erbil etabının son geçişinde karara bağlandı: Volkan Işık etabın ortasında patlattığı lastikle finişe kadar gitmek zorunda kalınca 30 saniye birden kaybetti. Artık grubunu kazanma ihtimali sadece şansa kalmıştı. Şans ise o gün Volkan’ın yanında olmayan bir faktördü…
Serkan Yazıcı ve Mehmet Besler arasındaki rekabet o kadar göz kamaştırıcıydı ki bir ve ikincilik pozisyonlarının hemen arkasındaki büyük mücadele çoğunlukla gözden kaçtı. Pazar sabahı geçilen ilk etapta ikinci vitesi kırılınca, hemen arkasındaki Hyundai pilotu Ömer Tolon’a geçilen Nejat Avcı, günün tek servis arasında değişen şanzımanıyla son ayağa yeniden doğmuş gibi başladı.
İlk gün sonunda yarışa ortak olamamanın sıkıntısını yaşayan, Nejat Avcı gitmiş, sanki yerine bambaşka, ve artık kendine açık hedef verilmiş bir “avcı” gelmişti! Hitit Rallisi’nin son 3 etabında da Hyundai pilotu Ömer Tolon’u geride bırakan Nejat Avcı genel klasman üçüncülüğüne uzanmayı başardı.
Liderlik mücadelesinin ucunu isteksizce bırakan Ford ekibi, Nejat’ın bu zaferine yarış kazanmış kadar sevindi…
Fatih Kara: Rekabetin Dışında, Oyunun İçinde
Fiat’ın genç pilotu Fatih Kara Hitit Rallisi için “alışık olduğum türde bir yarış değil” dedi. Kastettiği yarışın süratiydi, ama tesbiti pek de isabetli değildi: Ankara’daki yarışta onu rahatsız eden yarışın hızından çok, bu karmaşık koşullarda iyi derece çıkarmanın zorluğuydu. Ercan ve Volkan gibi çok farklı koşullarda yarışmış, yeni ve bilmece gibi durumlara daha hazırlıklı, geleneksel yöntemlerle derece çıkarmanın zor olduğu parkurlara daha kolay adapte olabilen pilotların hızına ulaşmak, zaten fazlasıyla iyimser bir beklentiydi.
Kara’nın yakın gelecekte, ancak sabır gerektirecek bir yaklaşımla çözülebilecek çelişkilere sürüklenebileceğinden daha önce bahsetmiştik. Türkiye’nin en yetenekli genç pilotlarından biri olan bu pilotun hıza değil sadece zamana ihtiyacı var.
Kara’nın sabırlı yaklaşım konusunda rakibi Yağız Avcı’nın yaşadığı süreçten örnek alacağı taraflar var: Genç Avcı Ford ekibinde, Kara ise Fiat ekibinde yarışçı kimliklerini oluşturmaya çalışıyorlar. Avcı bir taraftan aracının teknik olarak oturmasını beklerken hızlı gitmenin yolunu keşfetmeye, Kara ise kendi takımı içinde ona emsal teşkil eden çok tecrübeli ve hızlı takım arkadaşlarıyla yaşamayı öğrenmeye çalışıyor.
Bu genç pilotların çevrelerindeki kimi karmaşık ve kendi kontrollerinde olmayan faktörleri unutup ilgilenmeleri gereken taraf ise açık: Ankara’da her iki genç pilot da Süper 1600 grubunun liderlerinden kilometre başına sadece 1 saniye civarında yavaştılar.
Bu grubun liderleri diye tabir ettiğimiz ikilinin cebindeki neredeyse 20 senelik tecrübe, kilometrede 1 saniyeden çok fazlası eder aslında!
Grup N ve Diğerleri
Rekabet seviyesinin düşüklüğü yüzünden bir süredir kapsama alanımız dışında kalan Grup N mücadelesi bu sezonun ortalarından itibaren renklenmeye başladı. Sezona WRC sınıfında bir Skoda ile başlayan ama sonradan Grup N’e geri dönen Hakan Dinç’in varlığı, sürat olarak bizim Grup N’cilerimize farklı bir ölçek oluşturan Kıbrıs’lı genç pilot Hasan Özseyhan’ın renkli stili, dört çeker sürüş stiline artık adaptasyon dönemini atlatmış görünen Bursa’lı pilot Ahmet Burkay’ın da sürat olarak oyuna dahil olmasıyla, özellikle toprak zeminlerde ilk 10 içine rahatlıkla giren Grup N araçlar sporun orta seviyesine olan ilgiyi artırıyor.
Bu grupta lokomotif görevi gören Hasan Özseyhan lider giderken kaza yaparak yarış dışı kalınca, girdiği her ortama (her açıdan!) renk katan Hakan Dinç de son etapta kestirme kullandığı gerekçesiyle zaman cezası alınca, birincilik Ahmet Burkay’a gitti.
Ödül töreninde ilginç ama tipik bir Ercan Kazaz vak’ası yaşandı: Süper 1600 grubu birincisi ve genel klasman beşincisi olan Renault pilotu, Super 1600 kupasını kaptığı gibi kaşla göz arasında genel klasman için özel olarak yapılmış podyumun en üst basamağına tırmanıverdi! Yüzünde uzun ve zorlu bir yarışı kazanmış olmanın gururunu taşıyan Kazaz’ın hareketi o kadar yerindeydi ödül törenini yönetenler dahi müdahele edemediler. Çünkü yarışın tek bir birincisi yoktu aslında.
Kahkaha Atmayı Öğrenmek!
Hyundai ekibi Hitit Rallisi’nde aldığı birincilikle Bursa’daki zaferinin tesadüf olmadığını kanıtladı. Ford ekibiyse ikinci ve üçüncülüğü, ortaya hiç de küçük olmayan bir mücadele koyarak aldı; belki kazamamadı ama son ana kadar vazgeçmeyerek hem sonuç hem de prestij odaklı yaklaşımını bir defa daha ortaya koydu.
Türkiye Ralli Şampiyonası’nın son virajlarına yaklaşırken hem markalar hem de pilotlar şampiyonalarında çok avantajlı bir Ford; kazanmayı öğrenmiş, tadını almış ve hala matematiksel olarak şampiyonluk şansı bulunan bir Hyundai; her an herşeyin olabileceği bir Süper 1600 rekabetinde birbirinden hırslı Fiat ve Renault ekipleri, son gösteri için yerlerini aldılar.
Sezonun son virajlarına girmeden önce herkesin öğrenmek istediği son bir yetenek var: Kahkaha atarak yarışmanın sırrı!
Belki de motorspor tarihinde kayıtlara geçmiş en anlamlı, ralli ruhunu en güzel şekilde sembolize eden bu doğal reaksiyonun yaratıcısı olan Volkan Işık, kendi adını taşıyan eğitim seminerlerinin müfredatında küçük bir değişiklik yapıp bu başlığı dersler arasına alırsa katılımcı sayısı (ve yaşı) birden artabilir!
Kimbilir, belki böylece herkes stres, gerilim ve baskı ile beslenip, yine de kahkaha atmayı öğrenebilir…
Sevgi ve saygılarımla,
Verbal Kint
Soru ve eleştirileniz için verbal@verbalkint.com