“Bizi Tuzağa Düşürmeye Çalıştılar!”

23 Mayıs 2005

Sezonun ilk yarışı Ege Ralli’sinde birinci özel etabın stop masasından gergin bir şekilde ayrılan Serkan Yazıcı’nın aklındaki soru; birkaç saat önce ter içinde uyandığı kabusundakiyle aynıydı: “Beni geçen olur mu acaba?” 1 kapı numaralı Hyundai pilotu koltuğunda sıkıntıyla kıvrandı. Mümkün değildi aslında onu geçmeleri. O, Türkiye’nin en hızlı pilotuydu! Şampiyon sürücü, aracın dışında, sol tarafta duran kişilerle göz göze gelmemeye çalışarak masadan ayrıldı. Sabaha karşı gördüğü kabusu unutamıyordu; detaylar o kadar gerçekti ki, sanki bu anı daha önce aynen yaşamış gibi hissediyordu. Yazıcı bu düşüncelerden uzaklaşmak istercesine başını sallayarak ko-pilotu Can Okan’a “kaç yaptık?” diye sordu. Tecrübeli ko-pilot “06:35” dedi ve sakince ekledi: “sen devam et...” İkinci etabın start noktasında aracından inip rakiplerinin zamanlarını not eden Can Okan, start masasına yanaşan Hyundai Accent WRC’ye bindi. Not aldığı kağıda baktı ve merak içindeki bakışlarını üzerinde hissettiği Serkan’ın sormasını beklemeden söyledi: “Nejat bizimle aynı zaman, Mehmet 06:24”. Şampiyon pilot başını diğer tarafa çevirdi, direksiyonu tutan elleri sıkıldı. Kabusu gerçek olmuştu: O artık geçilmez bir pilot değildi..!


“Umarım risk almıyordur...”

11 kilometre uzunluğundaki ilk etapta Mehmet Besler’in Serkan Yazıcı’yı 11 saniye birden geçtiğini gören Ford ekibinin pilot menajeri Adnan Sarıhan önce gülümsedi, sonra kaşlarını hafifçe çattı. Taktikleri hızlı bir başlangıç yaparak rakibin kendine olan güvenini sarsmaktı, ancak bu zaman farkı da fazlaydı sanki. Ford’un tecrübeli pilotu Nejat Avcı’nın Serkan’la aynı zamanı yapması tam hedeflenen senaryoydu, ama genç WRC pilotu Mehmet Besler’in zamanı fazlasıyla iyiydi: Serkan’a kilometre başına tam 1 saniye fark!

Sarıhan genç pilotunun çok risk almadığını ümit etti. İkinci etabın startından önce pilotuyla konuşmak istedi ama iki etap arası zaman çok azdı. İçi rahat değildi, telefonuna kısaca bakıp ne yapacağını düşünerek yürürken, Renault S1600 pilotu Ercan Kazaz yüzünde rahat bir ifadeyle yanından geçti. Ercan’ın yüzündeki ifadenin nedeni biraz ileride ilk etabın finiş noktasında lastik değiştiren Fiat pilotu Volkan Işık’tı.

“Yine Lastik!”
Sabaha karşı ter içinde uyandığı kabusu gerçek olan sadece Serkan Yazıcı değildi: Fiat’ın şampiyon pilotu Volkan Işık da patlayan ön lastik kabusunun gerçeğe dönüştüğüne inanamıyordu! Kafasından hızlı bir hesap yapan tecrübeli pilot, etabın yarısını geçtiğini tahmin etti ve etap içinde durmamaya karar verdi. Durup lastik değiştirirse kaybedeceği minimum 3 dakikayı çıkarması çok zor olacaktı...

Patlayan lastik yüzünden iyice sarsıntılı hale gelen direksiyonu tutmakta zorlanan Punto S1600 pilotu Volkan kötü talihine bir kez daha lanet etti. Asıl endişe etmesi gerekenin ezeli rakibi Ercan Kazaz olduğunu düşünmeden aklı bir anda Opel’in ithal pilotu İngiliz David Higgins’e gitti. O ne alemdeydi acaba?

“That’s not bad at all!” – “Hiç de kötü değiller!”
Türkiye’deki ilk yarışının, ilk etap finişine ulaşan Opel’in İngiliz pilotu David Higgins, işinin 1995 yılında Türkiye’de girdiği tek yarışı kazanan ağabeyi Mark’ınki kadar kolay olup olmayacağını bilemiyordu. Kendisinden oldukça emindi. Emin olamadığı nokta, bu ülkedeki rekabetin seviyesiydi.
Birden fazla WRC araç yarıştıran iki fabrika takımı olması gerçekten ilginçti. Kendilerinin dışında Fiat’ın oldukça kalabalık bir ekibi, Renault’nun ise tek bir aracı olmasına rağmen herkesin çekindiği, tecrübeli bir pilotu olduğunu biliyordu. Biraz araştırma da yapmıştı rakipleri hakkında: Kendi içlerinde oldukça hızlı sayılmalarına karşın, bu ülkenin sürücüleri Avrupa’lı rakiplerine karşı iyi sonuç almakta zorlanıyorlardı.

Higgins birinci etabın kalabalık finiş masasında fazla oyalanmadı. İkinci etabın başında durup ko-pilotu Daniel Barrit’in not defterine kaydettiği zamanlara baktı ve kendi 06:58’lik zamanına karşı Ercan Kazaz’ın 06:43’lük zamanını görünce dudaklarından şu kelimeler döküldü: “That’s not bad at all!”. “Bu Türkler hiç de yavaş değil!” Fiat pilotları Hamdi Ünal ve Fatih Kara’nın da 06:48 ve 06:50’lik zamanlarını görünce ise hiç konuşmadı. Akıllı İngiliz, burada kazanmanın sandığı kadar kolay olmayacağını daha ilk etabın sonunda anlamıştı.

“Mehmet uçtu, ama devam ediyor...”
Ford ekibinin teknik direktörü Serdar Bostancı 2. özel etabın içinden gelen haberi hemen Adnan Sarıhan’a iletti. Ralli lideri Mehmet Besler’in 2. özel etapta yoldan çıkıp 3 dakika kaybettiği ama yola devam ettiği haberini duyunca yüzü buruşan Sarıhan, bu kazanın geldiğini göre göre bir şey yapamadığı için kendine kızdı. Diğer zamanları kaydetti ve basit bir hesap yaptı: Şimdi lider Serkan’dı ama Nejat Avcı, Serkan’ın sadece birkaç saniye arkasındaydı. Mehmet de yarışa devam ettiğine göre aslında stratejide değişiklik yapacak bir durum yoktu: Baskıyı canlı tut, rakibi rahat bırakma... Serkan için etap zamanları yarışın sonucu kadar önemli bir faktördü ve tek saniyeyle bile olsa kaybetmeyi hiç sevmezdi.

Hele dördüncü etapta bir 9 saniye daha geçilmek?

Bu kadarı Serkan için de, narin olduğu bilinen Hyundai Accent WRC için de çok fazlaydı. Şampiyon pilot 6. etabın içinde benzini kesilerek stop eden WRC’sini çalıştırmak için çok da fazla uğraşmadı...

“İkincilik göz kırpıyor, ama aldanmayalım!”
10 etaplık Ege Rallisi, aslında 5. etapta bitti. Serkan Yazıcı’nın kalmasının ardından başa koşan herkes yerini sevdi: Ford ekibi yarışın akışını bir anda yavaşlatıp usulca genel klasman birinciliğine uzandı.

Hyundai takımının tecrübeli ama uzun süre yarışmaya ara vermiş pilotu Ali Deveci için genel klasman ikinciliği bulunmaz fırsattı. Deveci, tehlikeli şekilde yaklaşan Ercan Kazaz’ı kollayarak kendisinin bile beklemediği kadar iyi bir geri dönüş yaptı. Bu kadar yıl sonra hala “oyunda” olduğunu hissetmek ve hissettirmek hoşuna gitmişti.

Böyle bir durumda kendisinden atak yapması en çok beklenen Ercan Kazaz bile Ege Rallisi’nin ikinci gününde farklı bir yaklaşımdaydı. 18 kilometrelik son özel etaba girerken gülümseyerek konuştu: “Genel Klasman ikinciliği göz kırpıyor ama aldanmayalım. İstediğimiz S1600 birinciliğiydi, onu da aldık...”

3 Hafta Sonra, Serkan Yazıcı: “Hayatımın Kazasını Atlattım!”
Ege Rallisinden tam 3 hafta sonra, 26. Pirelli Rallisi’nin ilk etabı güvenlik sorunuyla iptal edildi. NTV spikerinin mikrofonuna konuşurken doğru kelimeleri bir araya getirmekte zorlanan SerkanYazıcı’nın kafası ise iptal edilmiş etapta giderken yoldan çıkacak kadar karışıktı: “Hayatımın kazasını atlattım biraz önce... Helikopter çekimlerinde var, biraz konsantrasyon bozukluğu oldu, ama şimdi toparlıyorum...”

Şampiyon pilot yarışı kazanmak için tek şansının, starttan itibaren tempoyu en yüksek seviyeye çekmek olduğunu biliyordu. Rakipleri Ford pilotlarına WRC araçlardaki tecrübe eksikliklerini hissettirmek istiyordu. Ege’deki şanssızlıktan sonra en iyi cevap bu olacaktı: Yarışın başında iyice gazlayıp rahat bir fark açmak, sonrasında arayı korumak...

Ama toplayamıyordu Serkan bir türlü kafasını! Nasıl olup da gayet iyi bildiği o tepenin yanlış tarafından atladığını, arkasından da 30 metrelik uçuruma nasıl sürüklendiğini aklı almıyordu. Uçtuğu yerden nasıl çıktığını ise düşünmek dahi istemiyordu! Serkan’ı, Serkan yapan el çabukluğu, akıl almaz reaksiyon yeteneği sayesinde son sürat indiği uçurumdan devrilmeden ve hatta aynı süratte yola geri çıkmıştı. Yola geri çıkmıştı ama bakalım yarışı kazanabilecek miydi?

Nasıl da ihtiyacı vardı o anda kendini iyi anlayan birileriyle konuşmaya. Eski hocası İskender Atakan’ın yüzü canlandı birden aklında; tam şu anda o kadar iyi gelirdi ki ondan duyacağı birkaç kelime!..

“Nejat Sen Dur, Mehmet Sen Vur!”
Ege Rallisi’nde Nejat’ın temkinli zaferinden ve takımın diğer WRC’sini kullanan Mehmet Besler’in hızlı zamanlarına rağmen 8. olmasından aslında o kadar belliydi ki Ford ekibinin stratejisi... Serkan’ın beklenen ataklarına sadece Mehmet’in yanıt vermesi stratejisi çok doğaldı. Nejat güvenli bir hızla bekleyecek, Mehmet ise gayet iyi hazırlandıkları bu yarışta Serkan’ın temposunu tutturmaya çalışacaktı.

Tam da öyle oldu...

“Fren yok!”
Kısa ilk etaptaki en iyi zamanından sonra üst üste iki en iyi zamanı birden Mehmet Besler’e kaptıran Serkan Yazıcı, içgüdüsel olarak, tek iyi bildiği şeyi yapmak ve “gidebildiği ne varsa gitmek” hedefiyle çıktı Pirelli Rallisinin servis alanından. Günün son, ama en uzun etabında çok fırsat olduğunu düşünerek start aldı. Etabın başlarında freninde bir donukluk hissetti ama çok da önemsemedi. 27 kilometrelik etabın 17. km’sindeki seyirci alanına geldiğindeyse aracının fren pedalı, çalışma mesafesinin neredeyse en dibindeydi. Şampiyon pilotun doksan derecelik sağ viraja gelmeden 50 metre önce aracını sola doğru çevirerek başlattığı “pandül” hareketi, gösterişli bir İskandinav stili dönüş değil, aslında bir frendi...

Aracını viraja zorlukla sokabilen Yazıcı – Okan ikilisi bu seyirci noktasından sadece birkaç kilometre sonra bu kadar şanslı olamayacak ve kayarak yoldan çıktıkları bir noktada çarptıkları sağ ön tekerlekleri kırılınca bu sezon ikinci defa yolda kalacaklardı.

Ne ilginçti ki şampiyon pilot aracından inip yürürken yüzünde üzgün, ama rahatlamış bir ifade vardı. Yolda kaldığı için üzgün ama üzerindeki baskı kalktığı için rahatlamış..

“Yarış Temposunun Dışında Kaldık”
Hyundai ekibinin diğer iki pilotundan Murat Akdilek de bir aks arızasıyla yolda kalınca takımın tüm yükü Ege Rallisi’nde olduğu gibi yine Ali Deveci’ye bindi. Tecrübeli pilot ilk servis alanında verdiği röportajda performansından memnun olmadığını, ilk etaplarda yavaş kaldığını ima ederek yarışın dışında olduğunu söylese de son etapta yakaladığı hızlı tempoyla 3.’lüğe oturdu. Deveci yavaş da olsa elinin ısındığını hissediyor olmalıydı ki gün sonu servisinde yüzü gülüyordu.

“Seyirci Kazanacak...”
Ege Rallisinde istediği sonucu alan Ercan Kazaz’ın niyeti bu yarışta da Volkan’ın önünde finişe gelip S1600 şampiyonasındaki liderliğini sağlamlaştırmaktı. Hatta ilk etaplardaki resim de Ercan’ın Volkan’dan, Clio’nun da Punto’dan hızlı olduğunu gösterir gibiydi. Ta ki ibrenin tam terse döndüğü günün son ve en uzun etabına kadar.

Aslında Ercan uzun ve hızlı etaplardaki yüksek konsantrasyonu ve hızıyla tanınan Volkan’dan bu etapta iyi bir performans bekliyordu ama ilk 4 etapta birer birer topladığı saniyelerin tamamını götürecek 9 saniyelik farkı öngörmemişti. Kazaz, Volkan’ın zamanını görünce, ezeli rakibinin baş edilmesi zor bir atağa kalktığını fark etti.

Renault pilotu hem bu şartlar altında şansını fazlasıyla zorlamayacak kadar akıllıydı hem de bu yarışta kaybetmenin dünyanın sonu olmadığını biliyordu. Gün sonu zamanlarının yazılı olduğu klasmanı katlayıp cebine koydu ve bekleyen kameraya dönüp gülümseyerek konuştu: “Süper 1600 sınıfında nefis bir mücadele var ve bu rekabetten tek bir kazanan çıkacak: Seyirci!”

“Görev Tamam!”
Pirelli Rallisi de tıpkı Ege Rallisi gibi aslında ilk günün sonunda pratikte olarak bitmişti: Ford’un tek yapması gereken şampiyona lideri Nejat’ın, gün sonu lideri Mehmet Besler’in önüne geçmesini sağlamak, Hyundai’nin ödeviyse yarışta tek aracı kalan ekibin markalarda iyice geri düşmesini engellemek için Ali Deveci’yi 3.’lükte finişe getirmekti.

Renault ve Fiat için denklem biraz daha karmaşık görünse de, bekledikleri Volkan ve Ercan’ın pozisyonlarını korumaları, Fiat’ın diğer iddialı pilotu Hamdi Ünal’ınsa mutlaka finişe gelerek takımını markalar şampiyonasında Hyundai’ye bir adım yaklaştırmasıydı.

8 Mayıs sabahı erken saatlerde başlayan Pirelli Rallisinin ikinci ve son günü, öğle saatlerinde aynen bu senaryo ile sona erdi.

“Nasıl olur?”
Sade vatandaş ve meraklı ralli izleyicisi Sezgi Öztürk, Sabancı Üniversitesi’ndeki ralli merkezinden aldığı genel klasmana üzüntüyle baktı. İki gündür sessizce olan biteni izliyor ama gördüklerine bir türlü inanamıyordu. Birçok fanatik ralli seyircisi gibi onun da kahramanı, parkurların çılgın çocuğu Serkan Yazıcı her iki yarışta da hem yenilmiş hem de yarış dışı kalmıştı! Sene başında beğenmediği, iddiasız ve sönük bulduğu Ford takımıysa her iki yarışı da kazanmakla kalmamış, genel klasmanını elinde tuttuğu Pirelli Rallisinde hem birinci hem de ikinci olmuştu!

Nasıl oluyor da kahramanların kazanmadığı bir senaryo gerçek oluyordu? Genç kadın suratı asık, gözleri hafif dolu, biraz da şaşkın şekilde elindeki kağıdı buruşturarak kafasını kaldırdı ve Pirelli Rallisi’nin finiş takına baktı. Birkaç resim çekmek için makinasını çıkarırken yarışın birincisi Nejat Avcı’nın aracının üzerine tırmanıp şampanyasını patlattıktan sonra yaptığı bir harekete takıldı gözü: “İşte takımım, işte takımım!” diyerek ekibinin bulunduğu yere işaret ediyordu Ford’un şampiyona lideri pilotu...

Meraklı ralli izleycisi Sezgi Öztürk fotoğraf makinasını indirerek düşündü. Demek ki sadece kahramanlar kazanmıyordu bu işte, demek ki sadece bireyler değildi kahramanlar.

“Bizi Tuzağa Düşürmeye Çalıştılar!”
Yarışın genel klasman üçüncüsü Hyundai pilotu Ali Deveci aracını kapalı parka bıraktıktan sonra verdiği röportajda muzipçe konuştu: “Sanıyorum (Ford pilotları) bugün özellikle yavaş giderek bize ümit vermeye ve tuzağa düşürmeye çalıştılar.” Deveci gülümseyerek ekledi: “Ama o günler geçti artık, o eskidendi!”

Yarışın son etabının finiş noktasından hemen önce elinde kronometreyle bekleyen Serkan Yazıcı’nın ko-pilotu Can Okan, takım arkadaşı Ali Deveci önünden geçtikten sonra kronometresine baktı. Kısa bir an aklından hesap yaptı ve diğer elindeki telefonuna bir numara tuşladı. Karşısına çıkan kişi kimdi bilinmez ama ona tek kelimelik bir mesaj verdi: “Yetmedi...”

Anlaşılan finişe 3. sırada gelen pilotları Ali Deveci’nin tesbitinin aksine, Hyundai ekibinde pazar günü Ford’un düşük temposunun bir tuzak olduğunu düşünmeyenler de vardı. Hangisi haklıydı acaba?

Şampiyon belli mi?
Sezonun ilk 2 yarışının Ford ekibinin üstünlüğüyle sona ermiş olmasının, Türkiye ralli şampiyonunun erken belli olması şeklinde yorumlamak, yarışların satır aralarını görememek demek.

Ford ekibi, Ege ve Pirelli Ralli’lerinde tüm kaynaklarını, yani insan ve makina gücünü doğru şekilde kullanabildiğini gösterdi. Gerektiği zaman rakibi kadar hızlandı, gerekmediğindeyse sonuca ulaşacak tempoya inmeyi başardı.

Ancak henüz görmediğimiz bir şey var: Ford’un hem hızlı, hem de kararlı bir rakip karşısında, tüm yarış boyu sürecek yüksek tempolarda ne yapacağı. Hem Ege hem de Pirelli Ralli’leri, WRC araç standardına göre çok yavaş geçti. Serkan Yazıcı, rakiplerini yapmak istediği şekilde yüksek tempolarda uzun süre “dişe diş” mücadeleye çekemedi. Bu şartın olduğu gün yarışta kalan ve kazanan tarafın şampiyonluğa yakın olduğunu söylemek mümkün. Bugün için ise değil.

Böyle bir durum karşısında şampiyona lideri Ford ekibinin planlarına uymayan senaryolar karşısında ne yapacağını görmek de ilginç olacak; bakalım bugünki tabloda sportif tarafı etkileyici şekilde öne çıkan bu takım, işler ters giderse pilotlarını kazanmaya mı itecek, yoksa şampiyonluğu garantilemek için alacağı koyacağı puanları düşünerek güvenli tempolara mı çekecek?

Unutmayalım ki Serkan Yazıcı herşeye rağmen her iki yarışta da lider pozisyondayken yolda kaldı.

Kimin Arka Bahçesi?

Şampiyonanın en renkli mücadelesi bu sene S1600 sınıfında denk rekabet gücüne sahip Renault – Fiat arasında geçecek.

Ege Rallisi gibi orta seviye sürate sahip bir parkurda mücadeleci tarzıyla öne çıkan Ercan, çok yüksek hızlarla koşulan Pirelli Rallisinde az farkla da olsa rakibine geçildi. Ercan’ın Pirelli Rallisi’nde kaybetmeye bir anlamda razı olması, hala oynayacak kozu olduğunu, özellikle asıl rekabet gücünü uzun Türkiye Rallisine saklamak istediğinin bir göstergesi. Volkan’ın hala istediğinde çok hızlı olabilmesi, Hamdi Ünal ve her yarış hızlanan ve olgunlaşan genç pilot Fatih Kara’nın da yüksek performansları S1600 sınıfındaki rekabetin kalitesine işaret ediyor.

Takımının kararıyla Pirelli Rallisine girmeyen Opel’in İngiliz pilotu David Higgins ise artık küçümsemediği Türk rakiplerine avantaj sağlamak için onların çok da alışık olmadıkları, daha karmaşık ortamları bekliyor. 3 günlük Türkiye Rallisi’nde dünya standardındaki rekabet ortamı İngiliz Pilotun uluslararası tecrübesini konuşturabileceği ideal bir ortam. Rakiplerini kendi arka bahçelerinde yenmenin çok zor olacağını anlayan İngiliz pilot, kendi aldığı mesajın benzerini Türkiye Rallisi’nde Türk rakiplerine vermek istiyor: “Burası da benim arka bahçem!”

Sevgi ve saygılarımla,
Verbal Kint

Soru ve eleştirileniz için verbal@verbalkint.com