Ne yarışın galibi Serkan Yazıcı, ne de Grup N aracına rağmen şampiyonada iddialı olduğunu gösteren Hakan Dinç - pek fark ettirmedi ama Pirelli Rallisi’nin yıldızı, bu sporda sadece hızlı olanın değil, süratini zekasıyla birleştirenin de kazandığını gösteren Ercan Kazaz oldu.
Serkan’ın iniş ve çıkışı
Mayıs ayının ilk haftasında koşulan 25. Pirelli Rallisi sorunlu başladı. İlk etap finişinde yarışın favorilerinden Serkan Yazıcının suratı bembeyazdı. Yazıcı, etap sonundaki yetkililere etap güvenliğinin olmadığını ve ilk araç olduğu için yavaş gitmek zorunda kaldığını telaş ve kızgınlıkla anlattı. Ege Rallisinde son etapta patlayan lastiğiyle beklemediği bir ikinciliğe razı olan Yazıcı bu yarışa da tatsız başlamıştı. Gerçekten de rakiplerin zamanları geldikçe Yazıcı’nın zamanının doğal olmadığı görüldü. Görüldü görülmesine de, bu tatsızlığa neden olan faktörün sadece etaptaki güvenlik sorunu olduğuna inanmak da biraz zordu. Tecrübeli Serkan Yazıcı – Can Okan ikilisi bundan daha büyük belirsizliklerle dolu ortamlardan yarasız ayrılmayı defalarca başarmışlardı. İsyanın nedeni gerçekten güvenlik endişesi miydi yoksa bir süredir sonu gelmek bilmeyen şanssızlıklar zincirinin verdiği ağırlık mı?
Yarışma direktörü duruma hızlı bir şekilde müdahele edince olay büyümeden çözüldü. İkinci etap iptal edildi, etap sorumlularından gelen bilgiyle güvenliğinin sağlanmış olduğu bilgisi doğrulandı ve yarış normal seyrine döndü.
İlk 3 etap Pirelli Rallisi’nin genel resmini çizdi. Ege Ralli’sinin galibi Adnan Sarıhan etap finişinden birkaç viraj önce kırdığı şanzımanıyla yarışa erken veda edeceğinin sinyalini verirken, Hakan Dinç de yarışa en iyi zamanla başlayarak Ege Rallisindeki performansının tesadüf olmadığını gösterdi. Super 1600 araçları ilk 10’un dışına iten Grup N’ler ise, geçen yıla oranla biraz daha hızlanmış olduklarını gösterdiler.
Ford’un Şanzıman Kabusu
Adnan Sarıhan ilk etabın finişinde 5 ve 6. vitesleri kaybettiğini servis alanına bildirince takımın patronu Serdar Bostancı’nın suratı asıldı, kolları önünde kavuştu. Bostancı, servis aralarının özellikle uzun olduğu bu yarışta Focus WRC’nin kırık şanzımanıyla servisten önceki 4 etabı geçebilmesinin zor olduğunu biliyordu. Yapılacak fazla bir şey yoktu. Sarıhan, hakem masasından kalan etapları düşük bir tempoyla tamamlama talimatıyla ayrıldı.
Ancak takım arkadaşı Sarıhan’ın şanzımanının kırılması, Serkan Yazıcı’nın bir anda kafasını toplamasını sağladı. Bir de üçüncü etapta benzer bir arızayı kendisi de yaşayınca, yarışın güvenlik önlemleri telaşından bir anda kurtulan ve kendi tasasına düşen Yazıcı – Okan ikilisi, 4 ve 5. vitesleri olmadığı halde birinci günün tüm etaplarını tamamlamayı başardı. Ama Adnan Sarıhan – Orhan Çelen ikilisi o kadar şanslı değildi. Sarıhan’ın şanzımanı, 5. etabın ilk kilometrelerinde tamamen iflas etti.
Dinç ve Akdilek: Yeni Tehditler
Hakan Dinç’in yakaladığı tempo, sürat ortalaması yüksek etaplarda doğru kullanılan Grup N araçların ne kadar iyi dereceler yapabileceğinin bir kanıtıydı. İyi bir Grup N aracın genel klasman iddiası, özellikle Hakan Dinç gibi bu tip fırsatları kullanmayı seven (bkz: 1992 yılı Gr.N Renault 11 Turbo ile yarıştığı sezon) ve sürat potansiyeli yüksek bir pilotun elinde iyice belirginleşti. Hakan Dinç belki sorunlu Focus WRC’nin önüne geçemedi ama ilk günü 10 saniye gibi son derece küçük bir farkla ikinci olarak tamamlamayı başardı.
İlk etapta Hakan Dinç kadar dikkat çeken bir isim de, Hyundai’yi bu spora sonunda çekebilmeyi başaran Murat Akdilek oldu. 5. etapta yoldan çıkan Akdilek bu yarışta finişe gelemedi ama çıkardığı etap dereceleri ile yeni aracının temposuna uyum sağlamasının uzun sürmeyeceği izlenimini verdi.
Hızlı etaplar hızlı pilotları da ortaya çıkarıyor: 3 sene öncesinin Mutlu Cup Şampiyonu Mehmet Besler, Grup N Mitsubishi’siyle dikkat çekici derecelerle ve Hakan Dinç’in 25 saniye arkasında günü 3. kaparken Murat Ersönmez de aynı aracın Grup A versiyonuyla günü 4. sırada bitirdi.
Super 1600 grubuysa birinci günki etapların çoğunda ilk 5’in dışında zamanlarla yetinmek zorunda kaldı. Kaygan ve lastiklere karşı merhametsiz Pirelli Rallisi’nin sert parkuru, bu gruptaki araçların artık Grup N araçlara karşı işlerinin zor olduğunun göstergesiydi.
Super 1600’de ilk günün en istikrarlı zamanlarını yapan Hamdi Ünal günün “lideri”; bir etapta yolu şaşırıp yanlış sapağa girdiği halde ilk ayağı iyi bir zamanla bitiren Ömer Tolon ise en “hızlı” Super 1600 pilotuydu. Ercan Kazaz yarışın ilk ayağında bir inen, bir çıkan zamanlarıyla karışık bir çizgideydi.
Kimse anlamadı Citroen pilotu Ercan Kazaz’ın ne yapmaya çalıştığını. Ta ikinci günün sabahına kadar!
Pusuya Yatma Sanatı!
Ercan Kazaz, Tolon’un hızının ne kadar yüksek olabileceğini herkesten iyi biliyordu. İlk günü grubunda 2. tamamlayan tecrübeli pilot, ikinci gün temposunu biraz artırınca Hamdi Ünal’ı geçerek birinciliğe yerleşebileceğini tahmin ediyordu. Ama ya Tolon? Ona da bir önlem almalıydı.
Tolon’un 3. etaptaki zamanını gördüğünde keyifle gülümsemesi de bundandı Kazaz’ın. Son derece hızlı ve riskli olan bu etap, tam da hızlı pilot için tuzak etabıydı. İkinci günün stratejisini kafasında kuran Kazaz – Bakançocukları ikilisi, Cumartesi gecesi rahat bir uyku çektiler. Pazar günü iş çoktu!
Kazaz, ilk günün sonunda zamanları inceleyerek durum değerlendirmesi yapanın sadece kendisi olmadığı biliyordu. Tofaş ekibi de muhtemelen benzer bir inceleme yapmış ve ikinci günün başında Tolon’un önündekilerle arasındaki 2 saniyelik farkı kolayca kapatarak grubundaki birinciliği alacağını, Hamdi Ünal’ın da ikinci olmasıyla yarışı Super 1600’de 1 ve 2.likle kapayacaklarını hesaplamışlardı.
Evdeki Hesap Çarşıya Uymayınca
Kazaz’ın planıysa Pazar sabahının ilk etaplarına beklenmedik bir tempoyla başlayarak rakibini şaşırtmak ve kendine en güvendiği noktada hataya zorlamaktı.
Gerçekten de ilk etap geçildiğinde Kazaz’ın ilk etap zamanı sert bir tokat etkisi yarattı Tofaş ekibinde: Ercan, 6 saniye birden geçmişti Tolon’u. Ne oluyordu? Bir yanlışlık olmalıydı! Hemen arkasından koşulan ikinci etap: 4 saniye fark daha! İlk günün zamanlarını kendine referans alan Tofaş’ın stratejisi bu kadar mantıklıyken nasıl oluyor da Kazaz bu zamanları çıkarıyor, hesapları nasıl bu kadar şaşıyordu?
Çok fazla düşünmeye zamanı olmayan Tofaş pilotu Tolon girmekte olduğu özel etabın, ilk gün o müthiş bir dereceyi yaptığı etap olduğunu fark edince rahat bir nefes aldı. Beklediği fırsat gelmişti: cumartesi günü neredeyse 15 saniye geçtiği Kazaz’ı bu etapta biraz daha da zorlayıp, daha da fazla geçecek, birinciliğe rahatça uzanacaktı. Bu düşünceyle etaba, yayından hızla fırlamış bir ok gibi, dişleri uzamış, gözler büyümüş halde başladı Tolon. Tam Ercan Kazaz’ın da kafasında kurguladığı gibi!
“Uçak” gibi start alan Tolon, “uçak” gibi çıktı yoldan... Hızlı bir sol virajda önden kayarak yol dışına çıkan Fiat Palio yoldan birkaç metre aşağıda ağaçların arasına 4 teker üzerinde kondu. Ne Tolon, ne de olay yerine gelen takım yöneticisi Emin Ali Sipahi başlarına gelenin ne olduğunu anlayamadılar.
Hamdi’nin Kerameti!
Hamdi Ünal her zaman serinkanlı bir pilottu. Ama Pazar sabahı olup bitenlere verdiği sakin reaksiyonda, bu sezonun başında sağ koltuğuna oturan genç ama tecrübeli ko-pilot Kaan Özşenler’in etkisi büyüktü. Ercan’ı rakip olarak gayet iyi tanıyan Özşenler’in de etkisiyle Hamdi Ünal, Tolon’un düştüğü tuzaktan kendisini korumayı bildi. İkili zaten yeni araçlarına ancak ısınıyor ve gidebildiğini gidiyordu. Doğal olmayan bir tempoya çıkmaya çalışmanın alemi yoktu.
Bu noktadan sonra grup liderliğiğine rahatça oturan Ercan’ı risksiz ve akıllı bir tempoyla izleyen Hamdi Ünal – Kaan Özşenler ikilisi, hem grubun ikinciliğini aldılar, hem de şampiyonada Super 1600 liderliklerini sürdürdüler. Yarış sonunda genel klasmanda da 5.liği alan başarılı ikili, Tofaş’ın bu sezon en başarılı ekibi. Bu istikrar seviyesinde gidecek olursa puantaj olarak geçmesi de en zor ekip olacak. Bunu en iyi Ercan Kazaz biliyor olmalı.
Diğerleri
Birazdan değineceğimiz Subaru pilotu Hakan Dinç’i bir kenara bırakırsak yarışta “geliyorum” diyen birkaç isim daha vardı: İkinci günün sonuna doğru genel klasmanda 3. giderken kalan Mehmet Besler, Citroen’in genç ümidi Fatih Kara ve özellikle ikinci gün yaptığı derecelerle genç Ford pilotu Yağız Avcı. Hem Ege Rallisi hem de Pirelli’de gençler kategorisini kazanan Fatih Kara bu grubun lideri ama Yağız Avcı’nıın özellikle ikinci gün yakaladığı yüksek temposu da gözlerden kaçmadı. Bu gruba, ve bu rekabete dikkat!
Pirelli’de aradığını bulamayan bir fabrika takımı da Renault oldu. Takım, Burak Çukurova ve Ethem Genim’in kimi iyi zamanlarıyla yüreklendi. Ama teknik sorunlar ve Çukurova’nın zaman cezası iyi bir sonuç alınmasını engelledi.
Hesap – Kitap Yapanlar
Pirelli Rallisi birçok açıdan yaşadığımız değişikliklerin bir aynasıydı: Hyundai’nin de gelmesiyle marka bazında ve WRC seviyesinde katılım artıyor, Grup N’ler hızlanıyor, rekabetin çok yoğun olduğu ama ışığı yavaş yavaş sönen olan Super 1600’ler artık özellikle kaygan zeminlerde zorlanıyorlar. Bu sene markalar lisansı çıkarmamış olmasına rağmen Hyundai’nin ikinci bir WRC getireceği haberiyse, genel klasmanda ilk 5’in artık aslanın ağzında olduğunun habercisi.
Ancak sezonun belki de en parlak ismi, şu aralar bol bol puan hesabı yapan Hakan Dinç: Ege Rallisini üçüncü, Pirelli Rallisini ikinci sırada bitiren Dinç şampiyona da genel klasman ikincisi durumunda.
Yaptığı hesabın iki boyutu var: İlki yüksek temposuyla WRC’lerin uzağında kalmadan sürekli finiş görmek ve kimi teknik kırılganlıkları olan WRC’lerin yaşayacağı sorunlardan kaynaklanan fırsatları değerlendirmek. İkincisi, ve daha kritiği, Avrupa Şampiyonası’na puan verdiği için kural gereği WRC araçların giremeyeceği Tofaş Rallisini kazanarak buradan sıfır puan alacak rakiplerinin bu boşluğundan faydalanmak.
Volkan’sızlık!
Tofaş’ın bugün içinde bulunduğu durumun tek bir nedeni var: Volkan’sızlık. Super 1600 sınıfının teorik sınırlarını aşabilen çok az sayıda pilottan biri olan Volkan Işık’ın yokluğu Tofaş’ı zorluyor. Hem stratejik hem de operasyonel olarak bu süreci doğru yönetemeyen ekip, yüksek temposuna rağmen sürekli sonuç alabilen bu pilotunun eksikliğini çok hissediyor. Hamdi Ünal arkadan yetişecek, ama ne zaman?
Citroen pilotu Ercan Kazaz için ise bu tam bir fırsat ve tecrübeli pilot bunu sonuna kadar kullanıyor. Kazaz, Pirelli Ralli’sinde Volkan’sız Tofaş’ı tabir yerindeyse ‘kemiklerini dahi çıkarmadan’ yuttu...
Ancak Citroen yönetimi, kazanmak için bir an önce yeni Citroen C2’ye ihtiyacı olduğunun, emektar Saxo’nun yaşlandığının ve ancak bu şekilde akıllı stratejilerle kazanabildiğinin farkında. Bu küçük oyunların her zaman sonuç getirmeyeceğinin de...
Sezon başında tahmin ettiğimiz gibi, son derece heyecanlı bir sezon geçiriyoruz. Sırada Haziran sonunda yapılacak olan ve hiç kuşkusuz yılın en önemli motorspor olayı Uluslararası Türkiye Rallisi var. Ne yapın edin, Haziran ayı sonunda Antalya civarında bir tatil ayarlayın. Sadece Marcus Gronholm’u, Markko Martin’i ya da Sebastian Loeb’i değil, Serkan Yazıcı’yı, Adnan Sarıhan’ı,Volkan Işık’ı, Ercan Kazaz’ı, ve hatta Fatih Kara’yı ve Yağız Avcı’yı da aynı şartlar altında görmek için.
Serkan’ın Çelişkisi
Türkiye Rallisi ile ilgili önemli bir not: Ford ekibini bu yarışta üstesinden gelmesi zor bir çelişki bekliyor: Şampiyona lideri Serkan Yazıcı, uluslararası alanda kendini göstermek için temposunu, yarışın genel klasmanı öncelikli olarak belirlemek isteyecek. Ancak bunu yaptığı anda alacağı riskin bu sadece bu yarışla sınırlı olmadığını, bunu yapmaya çalışırken başına gelebilecek bir aksiliğin Türkiye Şampiyonluğundaki şansını da büyük oranda etkileyeceğini farkedince durup bir daha düşünecek.
Ford ekibi açısından, kişisel ve kurumsal önceliklerin çatışma potansiyeli bu yarışta her zamankinden daha büyük. Takım yöneticilerinin önünde zor bir görev var: Pilotunun önceliklerini takımın öncelikleriyle mümkün olduğunca örtüştürmek, örtüşmediği durumlarda da insiyatif kullanarak bir tarafın fedakarlık etmesini gerektirecek bir karar almak. Söylenmesi kolay, ama alması zor bir karar.
Sezon başından bu yana iki koca yarış geçti. Ama aslında Türkiye Ralli Şampiyonası daha yeni başlıyor...
Sevgi ve saygılarımla,
Verbal Kint
verbal@verbalkint.com