Hitit'de ''Yassak Kardeşim!'' Çıkmazı

30 Eylül 2003

Nefes nefese geçen Hitit Rallisinden sonra yarış sekreteryası adeta savaş alanı gibiydi. Havada uçuşan itirazlar, sorgulanan pilotlar, saatler süren toplantılar ve tarafların temyize götürdükleri kararlarıyla Hitit Rallisi yılın en tartışmalı yarışı haline geldi. Önce yarışın karar mercileri, sonra da Federasyon spor komitesi üyeleri bir tarafta sportif sağduyularına kulak vermeye çalışırken diğer tarafta ''Yassak Kardeşim!'' diretmesinin arasına sıkışıp kaldılar. Ankara'da başlayıp Federasyonun İstanbul'daki toplantı odalarından birinde sona eren olay sporun farklı bir boyutunu gözler önüne serdi; kazanma savaşının saha dışında da devam edebileceği gerçeğini...


''5 değil de 6. vitesle döner mi?''
Ford Hazır Kart takımı pilotu Serkan Yazıcı Hitit Rallisi 9. etabının son virajlarından birine hızla yaklaşırken aklındaki soru buydu. Yazıcı karşısındaki sol viraja daha iyi bir açıyla girmek için düzlüğün en sağına yanaşmaya çalışırken sınırları fazla zorladığının farkında değildi. Öyle ki, otların arasında belli belirsiz görülmesine rağmen aracı 6. viteste iki tekerleğe kaldıracak büyüklükteki tümseğe çarpınca çıkan gürültü ve aldığı darbenin büyüklüğüne en çok kendisi şaşırdı. Şiddetle sarsılan Focus WRC sağ ön tekerleğine gelen darbeyle önce yolun soluna doğru savruldu, sonra önündeki virajın girişini kaçıracak şekilde diğer tarafa. Karataş etabının finişine sadece metreler kala kontrolden çıkıp sahip olduğu hızla sürüklenen 1300 kilo ağırlığındaki aracın direksiyonunda ter döken Serkan, santimetrelerle uçmaktan kurtulduğu uçurumun derinliğini ilk defa bu kadar yaklaşınca fark etti. Ko-pilotu Can Okan'ınsa aklında tek bir düşünce vardı: 500 metre ilerideki stop masasına varmak! Sağ ön tekerleği komple yerinden çıkmak üzere olan Focus WRC'yi zorla da olsa yolda tutmayı başaran Serkan finiş hakemlerini geçip stop masasında durup derin bir nefes aldığı anda Can Okan'ın elinin bilinçsiz olarak aktif diferansiyeli kapatan düğmeye gittiğini farketmedi bile. Ford Hazır Kart ekibi yolun üzerinde kalmayı başarmıştı ama etap finişine gelen Focus WRC artık hem ağır yaralıydı hem de hareketsiz...

Arkadan Gelen Takım Arkadaşı
Yazıcı'nın hemen iki dakika arkasındaysa eski Türkiye şampiyonu ve Ford ekibinin son iki yarış için göreve çağırdığı Adnan Sarıhan vardı. Hitit Rallisi'nin ilk gününü rahat bir tempoda bir ve ikinci sırada bitiren Ford Hazır Kart ekibinin iki tecrübeli pilotu takım direktörlerinden gelen ''pozisyonlarını koruma'' talimatıyla başlamışlardı ikinci güne. Öyle ya, Serkan'ın pilotlar Şampiyonluğu bu yarışta kazanılacak birincilikle büyük ölçüde garantilenecek, iki pilotun da finişe gelmeleriyle de Ford'un markalar şampiyonluğu iddiası iyice güçlenecekti.

Ancak belki de en sevdiğimiz tarafı belirsizlik faktörü olan Ralli sporunun acımasız sürprizleri Ford ekibinin iki pilotu için de çalışmaya başlamıştı bile. Etap finişine hızla yaklaşan Sarıhan stop masasında hala durmakta olan Serkan'ın aracını gördüğü anda ters bir şeyler olduğunu anladı. İlk şaşkınlık anı geçtikten sonra ani bir frenajla sağa sola yalpalayarak süratini kesen Adnan Sarıhan - Orhan Çelen ikilisi takım arkadaşlarının hemen arkasında durdular. Sarıhan ve Çelen ikilisinin uzun süre nasıl yaptıklarını dahi anlayamayacakları hataya fazla düşünmeye fırsat bulamadan düşmelerine, takımın en tecrübeli ismi Can Okan'ın sözlü talimatı yol açtı: ''Dayanın arkadan!'' Bu noktadan sonra Ford Hazır Kart ekibi artık geri dönülmez yola girmişti.

Hatalar Zinciri

Stop masasında zaman karnesini işleten Can Okan'ın sonra o saniye için aklından geçen tek bir düşünce vardı: Kapalı park alanı sayılan stop mahalli'nin dışına çıkmak ve araçtaki hasarı sakin kafayla incelemek. Ancak bir sorun vardı: Focus WRC çalışmasına rağmen hareket etmiyordu. Görünürdeyse neredeyse 45 derece açıyla dışarı açık duran sağ ön tekerlek dışında aracın hareket etmesine engel bir durum yoktu. Serkan – Can ikilisi o an için aracı hareketsiz bırakanın kırık tekerlek bağlantısı olduğunu düşündüler.

Stop masasında durmakta olan Focus WRC'yi bir an önce rahat hareket edebilecekleri bir noktaya almaktan başka bir düşüncesi olmayan ve hala hakem masasını terketmemiş olan her iki Ford ekibi de kapalı park alanı içinde oldukları ve bu noktada dışarıdan itme şeklinde bir yardım alamayacaklarını düşünemediler. Can Okan'ın ağzından belki de sonradan rüyalarına girecek 'dayanın' talimatı döküldüğünde Adnan Sarıhan aracının tamponunu dayayıp Serkan'ın Focus WRC'sini itmekte hiç tereddüt etmedi.

Adnan dayandı Serkan'ın aracına, ama bu kadar aşikar yapılan bir hataya kurallar dayanamazdı!

Kaderin Cilvesi!
O anda olan biteni ekibin zaman alan elemanının telefonundan ve naklen takip eden takımın teknik direktörü Serdar Bostancı ise telefonun diğer ucundan ''itmesinler, sakın itmesinler!'' naralarının o karmaşa içinde ekibe ulaşamayacağını tahmin ediyordu aslında. Bir yandan telsizden anons yapan, bir yandan da diğer telefondan Can Okan'ın telefonunu açmasını bekleyen Bostancı ümitsizlikle pilot ya da ko-pilotuna ulaşmaya çalışırken çok değerli saniyelerin geçtiğinin farkındaydı. Adnan farkında olmadan aklındaki tek düşünce hakem masasının dışına çıkmak olan Serkan'ı ihraca itiyordu!

Aslında Serkan'ın aracını stop masasında hareketsiz kılan unsur kırılan tekerlek değildi; normal şartlar altında her etap finişinde Serkan'ın görevi olan aktif diferansiyeli kapama işini muhtemelen bilinçsiz olarak Can Okan'ın yapmış olması Focus WRC'nin yürümeyişinin gerçek nedenini şanssız bir şekilde sakladı. Sağ ön aksı tamamen kopmuş olan aracın aktif diferansiyelleri, dolayısıyla da diferansiyel kilitleri kapalı olduğu aracın için tüm gücü kopmuş aksın üzerinden boşa akıp gidiyordu.

Serkan'ın aracını stop masasının dışına iten Adnan Sarıhan yaptığı işin potansiyel bir kural ihlali olduğunu geç de olsa farkına varınca olay yerinde fazla oyalanmadan yarışa devam etti. Serkan'ın kaybettiği zamanın ne kadar olduğunu ve yarışa devam edip edemeyeceğini o an için kestiremeyen Adnan Sarıhan – Orhan Çelen ikilisi artık görevlerinin yarışı kazanma haline dönüştüğünün farkındaydılar. Yarışın kaderi sadece birkaç dakika içinde değişmişti.

Araç Nasıl Yürüdü?

Sonunda kendini kapalı park alanının bitişini işaret eden tabelanın dışına atmış olan Serkan Yazıcı Can Okan ikilisi boş yere aracı yerinden oynatmaya çalıştılar kısa bir süre. Nedendir bilinmez geçen dakikalar boyu ısrarla eline almadığı telefonu, çevresinde dolanıp duran ekibin zaman görevlisinden almak Serkan'ın bir anda aklında geldi! Tekerlekle uğraşmanın bir fayda getirmeyeceğini, sorunun orada olmadığını sonunda anlamıştı. Telefonun diğer ucundaki Serdar Bostancı birkaç kısa sorusuna aldığı kısa yanıtlardan sonra can alıcı soruyu sordu: ''aktiflerin switch'i kapalı mı?'' Direksiyona eğilip de düğmenin kapalı konumda olduğunu görünce muhtemelen başından aşağıya kaynar sular boşalan Serkan'ın diferansiyeli devreye sokan düğmeye basmasıyla o ana kadar kendine en yakın yoldan akan su misali kopuk aksa boşuna akıp giden aracın gücü, traksiyona sahip olan arka tekerleklere gidince, Focus WRC yerinden hiç nazlanmadan kalkıverdi.

Aracın ağırlık dağılımını dengelemek için sol arka bagaj tarafına oturan Can Okan'ın da yardımıyla 3 tekerlekle de olsa hiç de zorlanmadan yürüdü Ford'un WRC'si. Hem de tüm normal etabı o halde geçmekle kalmadı, normal etaptan sonra re-grouping alanına ulaştı, oradan da şaşkın bakışlar arasında servis alanına. Serkan Yazıcı – Can Okan ikilisi stop masasında boşuna geçirdikleri birkaç dakikaya ve yaşadıkları gereksiz krize daha çok üzüleceklerdi...

Serviste Olanlar
Yarışın yeni lideri Adnan Sarıhan'ın aldığı servis sakin ve hızlı geçti ama 20 dakikada aracının neredeyse sağ önünün tamamen baştan yapılması gereken Serkan Yazıcı'nın Focus WRC'si için aynı şeyi söylemek mümkün değildi. Ancak aracın servise gelebilmiş olduğuna şükreden Ford Hazır Kart teknik ekibinin bu zamana karşı yarışı kaybetmeye hiç niyeti yoktu. Focus WRC'yi tamamen eski sağlığına kavuşturmak mümkün değildi ama en azından araç 20 dakikanın dolmasına sadece saniyeler kala yürür hale getirildi. Adnan'ın ardından servisten çıkan Serkan, iki etap sonra fren hortumları kopan ve hasarlı taraf olan sağ ön amortisörü kaputtan çıkan yaralı aracına rağmen yarışın geri kalanını ilk 5'in içinde zamanlar yaparak ve genel klasmanda da toplamda 2. olmayı başararak bitirdi.

Serkan'ın ardından ikinci olmak ve özellikle markalar şampiyonasında takımına ekstra puan kazandırmak amacıyla son iki yarış için eski koltuğuna oturan Adnan Sarıhan ise yarışı kazandığına sevinemedi bile! Bu kalibrede bir pilotun profesyonel tarafının duygusal tarafına ağır basması normal belki ama yarış kazanmaya sevinemeyecek bir durum da yoktu aslında ortada. Sarıhan – Çelen ikilisi belki de Türkiye motorsporları tarihinde yarış kazandığına sevinemeyen ilk pilot oldu ve Adnan şahsen kendine mal olmuş meşhur tabiriyle 'tarihe geçti'...

Komiserler Toplantısı
Ankara'da yaşananların o kadar karmaşık boyutları var ki hepsine teker teker bakmak imkansıza yakın. Ancak rallinin finişinden geçici neticelerinin açıklanmasına kadar geçen sancılı saatlerden biraz bahsetmekte yarar var. Karataş etabının finişinde meydana gelen ve hem kamera görüntüleriyle hem de hakem tutanaklarıyla belgelenen olayın komiserler kurulu toplantısına konu olacağı açıkken ve işin ucunda da hem pilotlar hem de markalar şampiyonluğu için bu kadar değerli puanlar varken tarafların gergin olmamaları beklenemezdi.

Saatler geçti, konuya taraf olan pilot, ko-pilotlar ve hakemler dinlendi ve gece yarısından hemen önce yarışma komiserleri kararlarını açıkladılar: Yarışma yönetmeliğinin 11.4 maddesi olan yoldan çıkmış bir otomobilin bir başka araç tarafından çekilmesi, itilmesi ya da taşınmasının yasak olması kuralına istinaden Ford pilotu Adnan Sarıhan takım arkadaşının aracını ittiği için 3 milyar para cezasıyla, Serkan Yazıcı da bu durumdan sağladığı fayda nedeniyle toplam 3 dakika zaman cezası aldılar. Bu durum Adnan'ın yarışı kazanması, Serkan'ın da genel klasmanda 7.liğe düşmesi anlamına geliyordu.

Gelelim işin en karışık kısmına; Bu cezalar (özellikle Serkan'a verilen 3 dakika zaman cezası) Tofaş'a göre çok hafif, Ford ekibine göreyse çok ağırdı. Her iki ekip de verilen cezaya itiraz ettiler ve bir üst kurulda tekrar görüşülmesi için kararı temyize götürdüler. Gerçekten de 3 milyar para cezasının da, 3 dakika zaman cezasının da hangi kritere göre verildiği hiçbir şekilde anlaşılamadı. Belli ki Ankara'daki karar mercileri bu kritik kararı vermek istememiş ve topu bir üst kurula atmanın en kolay yol olduğunu düşünmüşlerdi.

Temyiz Kurulu
Konu 2003 sezonun en önemli iki şampiyonluğu olunca Federasyon da vereceği kararın öneminin farkındaydı elbette. Dolayısıyla olayı değerlendirmek için hepsi güçlü karakterlerden oluşan Spor Komitesi'nden 3 isim seçildi: Mahir Bayındır, Engin İzet ve Azmi Avcıoğlu. Bu tarz bir karar için bundan daha iyi bir ekip bir araya getirilemezdi doğrusu; çok uzun yıllar hem yarışmacı hem de yönetici kimliğini bir arada götüren ve bu tür krizlerle daha önce de karşılaşmış olan Mahir Bayındır, Federasyonun teknik ve kural konularının takipçisi Engin İzet ve yarışçı kimliğiyle olduğu kadar spor komitesinde de her zaman adaletli yaklaşımıyla tanınan Azmi Avcıoğlu üçlüsü, bu hassas kararı en iyi şekilde vermek için biçilmiş kaftandı adeta.
Yarışı takip eden iki günde taraflar pozisyonlarını ortaya açıkça koydular: Ford ekibi olayın teknik detaylarını ortaya koyarak Serkan Yazıcı'nın yarışa devamını Adnan Sarıhan'ın itmesinin sağlamadığını ve dolayısıyla Serkan'ın bu yardımdan herhangi bir fayda sağlamadığını iddia ediyor ve Serkan'ın cezasının bu kapsamda değerlendirilerek para cezasına çevrilmesini talep ediyordu. Tofaş ekibi ise olaya çok daha katı açıdan yaklaşıyor ve sadece kuralın işletilmesini talep ediyordu; yapılan hareketin bir yarışmacının diğerini itmesi anlamına geldiğini ve bunun da cezasının ihraç olduğu konusunda ısrarlıydı.

Temyiz kurulu vakit geçirmeden tarafları dinledi ve durumu tekrar ele aldı. Konuyu birçok boyutuyla değerlendirdi ve Ankara'da verilen kararı, daha da ağır bir ceza vermek üzere bozmaya karar verdi. Serkan Yazıcı olayın geçtiği yer etabın içinde değil dışında, ancak stop masasında olduğu için kapalı park sayılan bir bölgede geçtiği için bu alanda ''yardım alıyor'' olarak yorumlanıyor ve aracını ekip ya da görevliler dışında biri ittiği için de yarıştan ihraç ediliyordu.

Yardım mı Değil mi?
Aslında yaşananlara bakıldığında ciğerleri iltihaplanmış ve antibiyotik tedavisi gören bir hastaya aspirin vermek ne kadar yardımsa, Adnan Sarıhan'ın Serkan Yazıcı'yı itmesi de ancak o kadar yardımdı.

Adnan'ın itmesinin Serkan'a hiçbir pratik faydası yoktu; Serkan'ın gerekli basit müdaheleyi kendi başına yaptıktan sonra takip eden normal etabı da yine kendi imkanlarıyla ve 3 tekerlekle geçerek servis alanına varabilmesi bunu en açık kanıtıydı.

Ancak teorik olarak da yapılan işin fiziksel olarak bir itme olduğunun ve bunun da kapalı park sayılan bir alanda gerçekleştiğinin de su götürür tarafı yoktu. Bu aksiyonun cezası ihraçtı ve olayın oluşum nedenlerinin, yarışmacıya faydası olup olmadığının teorik bir önemi olamazdı. Yorum yapmak, kuralı esnetmek anlamına gelecekti ve yazılı kural da esnetilemeyecek kadar basit ve açıktı: Kapalı park alanında bir aracı ancak sürücü ekip ya da görevliler itebilirlerdi. Adnan Sarıhan bu iki gruba da girmiyordu... Bir diğer deyişle Adnan'ın yaptığı, Serkan'a bir faydası olmamasına rağmen açıkça ''Yassaktı..!''

Geçtiğimiz ay Paris'te düzenlenen Atletizm Şampiyonası 400 metre elemelerinde fo-depar yapmadığı kameralarla tesbit edildiği halde, topuğunun start takozu üzerinde anlık olarak kalkıp inmesi ve dolayısıyla fo-depar sensörünün ikaz vermesi yüzünden dikalifiye edilen Amerikalı koşucuyu hatırlayan var mı acaba? Ford ekibinin pilotu Serkan Yazıcı için ''rekabet avantajı'' elde etmediği yolundaki ısrarının, bir anlık vücut refleksi yüzünden ihraç edilmesine reaksiyon gösteren koşucunun ''ben hareket etmedim ki!'' haykırışlarından bir farkı yok. Ne ironiktir ki kaderleri de farklı olmadı: Her iki sporcu da kendilerine hiçbir avantaj sağlamayan bir ''yassak'' yüzünden ihraç edildiler...

Sportif Bakışın Sancıları
Hepsi eski sporcu ya da sporun çok uzun süredir içinde olan temyiz kurulu üyeleri verdikleri kararın, yarışı pratik olarak kendi imkanlarıyla tamamlamış bir yarışmacı için ne anlama geldiğininin farkındaydılar. Belki de kararı bu şekilde vermek zorunda kalmak en çok da onların ağırlarına gitmişti. Ancak yaşanan olay kurallarla idare edilmesi gereken her platform gibi bu sporda da kimi zaman inisiyatif kullanma lüksünün kalmadığı durumlardan biriydi.

Özellikle konu bu kadar hassas olduğunda ve iki dev markanın savaşı haline dönüştüğünde hem sportif yönde inisiyatif kullanmak hem de her zaman tamamen tarafsız olmak birbiriyle çelişen hedefler haline geliveriyor. Bu kez orta yol yoktu; birisinin canının yanması gerekiyordu!

Krizin Gösterdikleri
Kriz durumları kişi ve kurumların gerçek yüzlerini ortaya çıkarır. İşte bu olayda da yaşanan süreç tarafların sportif karakterlerinin ortaya çıkmasını sağladı.

Olaya gerek yarış esnasında gerekse yarış sonrasında çeşitli fırsatlarda verdiği reaksiyonlar ve yaptığı basın açıklamalarıyla Tofaş agresif ve fırsatçı yaklaşımını gizlemedi. Sonuca giden her yol mübahtır prensibiyle yola çıkan Tofaş ekibi, rakibine ilk aşamada verilen 3 dakikalık cezayı az bulup, bu konuda aslında sadece bir üçüncü parti olmasına rağmen kararı verecek olan mekanizmayı ''yassak kardeşim'' demek zorunda kalacağı noktaya ustaca ve kararlılıkla sürükledi.

Hata yapmış olduklarını göre göre pilotlarının arkasında duran, kararın açıklanmasından sonra dahi karara saygılı olduğunu, ancak sportmenlik dışı davrandığına inanmadıkları pilotlarına verilen cezayı ağır bulduğunu söyleyen Ford Hazır Kart Rally Team fazlasıyla idealist, sadece sporcu bakış açısında ısrar etti ve hatta kimi açılardan gerçeklikten uzaklaşma noktasına varacak kadar iyimser bir tutumla duruşunu korudu. Ford Hazır Kart ekibi durumdan hiçbir gerçek avantaj sağlamayan pilotlarına verilen cezanın azaltılması gerektiğini iddia etti.

Konunun en önemli oyuncusu Federasyon ise sonuç olarak zor ama ağır olduğu kadar bu olayda kaçınılmaz da olan ihraç cezasını verdi vermesine ama olayı başından sonuna hakettiği değeri vererek ve hassasiyetle değerlendirdi. Sportif açıdan konuya ne kadar vicdanlı yaklaşmaya çalışırsa çalışsın, ortadaki aksiyonun ihraçla cezalandırılmaması durumunda altında kalacağı yükü iyi hesaplayan Federasyon, bu olayda her yönüyle tutarlı bir çizgi izledi.

Ethem Fabrika Takımı Gibi, Ercan 2004'ü Bekliyor

Hitit'te sadece Ford Fiat savaşı yoktu elbette. Birazdan bu konuya tekrar döneceğiz ama isterseniz şimdi kısa bir mola alıp Hitit Rallisi'nin diğer ana başlıklarına bakalım. Sezon başından bu yana hem pist hem de rallide yarıştığı her alanı rahatlıkla kazanan Performans Team pilotları Ethem Genim – Atıl Atılgan ikilisi Ankara'da şanssız bir yarış geçirmelerine rağmen artık neredeyse fabrika takımı standartlarında yarışıyor. Hitit'te yaşadığı teknik arızalarla gerilere düşen Genim yine de eski F2, yeni adıyla Sınıf 7, pistte de Grup A şampiyonluğunu rahatça kazandı bu sezon. Emektar Megane ve emektar (!) Genim mütevazi ama akıllıca tasarladığı paketiyle bu sezonun en parlak ekiplerinden biri olduğunu bir defa daha gösterdi.

Super 1600'de Volkan ayarında gidebilen tek pilot yine Ercan Kazaz oldu. Bu yarışın hızlı etaplarını çok seven Ercan özellikle zorladı şansını Hitit'te. İlk gün yaşanan ve Volkan'ın 18 saniyelik zaman hatası olduğu iddia edilen etap düzeltilmeseydi ikinci güne de iddialı girecekti Kazaz. Ancak Volkan'ın ikinci günkü performansı da ilk günkünden değişik olmayınca Kazaz bir defa daha ikinciliğe razı oldu. Bu araçla Volkan - Palio S1600 ikilisi geçmek mümkün olmayacaktı. Kazaz artık 2004 sezonunda yeni Citroen C2'nin hesaplarını yapmaya başlamıştı bile.

Grup N ve Diğerleri
Grup N sınıfında öne çıkan isimler olan Murat Akdilek ve Ender Alkoçlar arasında geçen mücadeleyi Akdilek az farkla da olsa kazanmayı bildi ve bu birincilikle şampiyonadaki liderliğini de güçlendirdi.

Bursa'da yolda kaldığı ana kadar iki iyi zaman yapan Tarık Öktem Ankara'da sonunda finişe vardı ve grubunu da kazandı. Ankara'nın yumuşak ve hızlı parkuru hızlı ama narin Astra'yı korudu. Rakibi Ethem Genim'in yaşadığı sorunlar yüzünden direkt bir karşılaştırma imkanı yapmak zor ama Tarık'ın ve son zamanlarda çok eleştirdiğimiz ekibinin Hitit'te ileri doğru bir adım attığını burada saptamakta fayda var. Öktem'i ve zamanlarını izlemeye devam edeceğiz.

Ve son olarak da klasmanın gerilerinde sessiz sakin yaşandığı sanılsa da aslında son derece renkli bir Grup N Sınıf 2 mücadelesi izledik Ankara'da. Finişe gelme konusunda sıkıntısını bu yarışta üstünden atan Fatih Kara ve ilk 2 yarıştan puanı olmamasına rağmen son üç yarıştan iki grup birinciliği çıkarmayı başaran Osman Güney çok yüksek bir tempoda giderek saniyelerle oynadılar yarış boyu. Sonuçta 4 saniyeyle Osman Güney kazandı mücadeleyi ama yaşadığı aksiliklere rağmen bu grubu 3. bitiren Bora Pehlivanlar'ın puan liderliği devam ediyor. Fanatik ralli seyircilerine önemli not: Siz siz olun 30 kapı numarasından sonra sıkılıp etabı terk etmeyin; bu genç sürücülerin mücadelesinde rekabet var, aksiyon var, en önemlisi gelecek var!

Kocaeli'ne Giderken
Sezonun son yurt içi rallisi olan Kocaeli'ne giderken bu yarıştaki sonuçla pilotlarda Volkan Işık ve markalarda da Tofaş önemli bir avantaj elde etmiş durumda. Ancak matematiksel olarak garantilenmiş hiç bir klasman yok. Serkan'ın son yarışı kazanması ve takım arkadaşı Adnan'ın da ikinci olması durumunda Serkan yine pilotlar şampiyonu oluyor. Ancak Volkan'ın genel klasmanda 2.liği elde etmesi durumunda da Serkan'ın yarışı kazanmasının önemi kalmıyor. Yani şampiyona çok açık.

Markalarda durum biraz farklı, Ford'un Kocaeli Rallisinde 1-2 olması Tofaş'ın araçlarının finişe gelmesi durumunda yetmiyor. Çok değişik senaryolar üretilebilir teorik olarak, ancak Ford Hazır Kart ekibinin markalar şampiyonluğu için bir yurt dışı yarış daha yapması şart gibi görünüyor.

İletişim Devrimi
Hitit Rallisinde olanlar uzun süre hatırlanacak cinsten. Özellikle yarışı tamamen kendi imkanlarıyla bitiren Serkan Yazıcı'nın ihraç edilmesi sporseverlerin ağzında kötü bir tat bıraktı ister istemez. Sportif açıdan bu sonuca yüz buruşturmamak elde değil.

Ancak olayların detayına takılıp büyük resmi gözden kaçırmamakta fayda var: Bu konu en ciddi şekilde ele alındı, var olan kurallar çerçevesinde karar adil olarak verildi. Taraflar da olayı bu şekilde kabul ettiler ve herkes yoluna kaldığı yerden devam etti

Kural uygulayıcısı Federasyonun bu olayda spor kamuoyuna karşı ortaya koyduğu iletişime açık tavrı da takdire değer. Karardan sonra komite üyelerinden sözcülük görevi üstlendiği anlaşılan Azmi Avcıoğlu yapılan resmi duyuruyla yetinmeyip spor kamuoyunun çok yakından takip ettiği iletişim kanallarına (internet sitelerine) hitaben de açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı. Hatta yeni nesil kamuoyunun en çok kullandığı ve akıllara durgunluk veren sürat ve detayda bir iletişim platformu olan özel bir internet tartışma forumuna (rally-sport.com)'a üye olarak burada konuyla ilgili soruları bire bir yanıtlamaya gayret etti.

Bunun ne anlama geldiğini biraz açalım ve takdiri siz okuyucularımız bırakalım: Kural uygulayıcısı resmi bir kurum belki de Türkiye'de ilk defa spor izleyicisiyle direkt iletişime girdi. Ona değer verdi, muhattap kabul etti. Bu çok da sık rastlanır bir durum değil. Hatta sadece Türkiye'de değil, yurt dışında da örneğine az.

Dışarıdan ilk bakışta basit bir kural uygulaması gibi değerlendirilebilecek bu olayın aslında spor için anlamı büyük. 2003 yılı Hitit Rallisiyle Türk Otomobil sporları önemli bir sınavı başarıyla atlattı...

Sponsorlar Kaçar mı?
Yarıştan sonra verilen ihraç kararından sonra Ford takımının, hatta ana sponsorunun sporu bırakabilecekleri konuşuldu bir süre. Öyle ya, takımın şampiyonluk adayı sporcusu bırakın şirketlerin üst düzey yöneticilerini, spor kamuoyunun bile algılamakta zorlandığı detayda bir kural yüzünden ihraç ediliyordu! Bu tür karmaşık durumların içinde bulunmak bile sponsorluk konusuna kurumsal hedefler açısından yaklaşan firmalar için yeterince zordu.

Ancak aslında her krizin bir de fırsat yarattığını gayet iyi bilen bu ekip ilk anda göğüslemesi zor bu zor durumun şokunu kısa sürede atlattı ve hafta başında yaptıkları açıklamayla kararı hala ağır bulmalarına rağmen saygılı olduklarını açıkladı. Karar mekanizmalarını polemikten uzak tutmayı başardı ve sağduyuyu elden bırakmadı.

Şampiyonluğu En Çok Kim İstiyor?
Olaylar ve şampiyonanın bu noktaya gelmesi her iki ekibin de koşulları sonuna kadar zorlamasını beraberinde getirdi. Beğenelim ya da beğenmeyelim, yaşananların özellikle son yıllarda gitgide sönükleşen Türkiye Ralli Şampiyonasına büyük oranda renk getirdiği bir gerçek.

Son yarışa girerken her şeye rağmen şampiyonluğu kazanmak isteyen Serkan Yazıcı ve uzun bir aradan sonra parkurlara dönen karizmatik Adnan Sarıhan son sahnenin anahtar oyuncuları olacaklar. Hitit'te ilk defa gergin olduklarını gözlemlediğimiz Volkan Işık ve Nejat Avcı ise her zamanki gibi takımları için üstlerine düşeni yapmaya devam edecekler. Bu ikili baskı altında kırılmadıklarını bu sezon defalarca göstermeyi bildiler. Son yarışa bir at başı önde girecek olan Tofaş ekibi bu yarıştaki agresif tavrıyla bu şampiyonluğu ne pahasına olursa olsun kazanmak istediğini ortaya koydu.

Şimdi anahtar, Kocaeli Rallisinde. Ve bu sonuca göre Ford Hazırkart ekibinin bir yurt dışı yarış daha yapıp yapmama kararında. Bu karar ekibin şampiyonluğu ne kadar istediğinin bir göstergesi olacak. Şampiyonluk artık aslanın ağzında, çok ama çok istemek gerekiyor ona uzanabilmek için...

Sevgi ve saygılarımla,
Verbal Kint
verbal@verbalkint.com