Kazanmanın Yetmediği An...

30 Ağustos 2003

Türkiye Motorsporları dünyasında şu günlerde tam anlamıyla bir ''markalaşma'' dönemi yaşanıyor. Hem son iki yılın Markalar Şampiyonu Tofaş hem de bu sezon hem pilotlar hem de markalarda iddialı olan Ford'un ortaya koyduğu yüksek profilli rekabet, sporu pilotlar gösterisi olmaktan çıkarıp markaların savaşı haline getirmiş durumda. Yakın geçmişte izlemediğimiz kadar yüksek nitelikli bu rekabetten en karlı çıkan ise Türk Motorsporları seyircisi ve dolayısıyla da sporun ta kendisi!


Neydi sezonun 4. yarışı Yeşil Bursa Rallisini bu kadar enteresan hale getiren? Yılın ilk toprak yarışı olması mı? Çok kırıcı olması beklenen etaplarda neler olacağı mı? Dört tekerlekten çekişli Grup N araçların asfaltta geçemedikleri Super 1600'lere karşı neler yapabilecekleri mi? Serkan Yazıcı ya da Volkan Işık isimlerinden hangisinin yarışı kazanacağı mı? Ercan Kazaz'ın bu yarışta Volkan'ı yakalayıp yakalayamayacağı sorusunun yanıtı mı? Ya da alttan gelen gençler arasında hangilerinin sivrilmeye devam edecekleri mi?

Eğer çok fanatik bir motorsporları takipçisiyseniz yukarıdaki soruların yanıtlarının hemen hepsi bir oranda sizi ilgilendiriyor demektir. Ama genel spor kamuoyunun Yeşil Bursa Rallisinde yanıt beklediği soru çok daha genel ve basitti: Ford mu kazanacak Tofaş mı?

''Markalar Şampiyonası'' Konsepti
Türkiye'de Motorsporlarının gelişmesine katkıda bulunan süreçlerin başında 2000 yılında başlayan Fabrika Takımı konseptinin hızla ve gitgide önem kazanması geliyor. 2000 yılında Markalar Şampiyonu olan Ford, bu başarısını Türkiye tarihinde ilk defa ciddi bir iletişim desteğiyle kutlayınca, yıllardır pilotlarla özdeşleşen 'şampiyonluk' sıfatının aslında yarışan markaya ne kadar değer katabileceği gerçeğinin farkına varıldı. 2001 yılından itibaren iki yıl üstüste Tofaş kazandığı şampiyonluğu olup benzer bir şekilde kullanmasının ardından sporun en az pilotlar kadar parlak bir kahramanı daha oluvermişti: Markalar!

İşte bu konsept sayesinde sezon başından beri teknik bir arıza yaşamadıktan sonra her yarışı rahat kazanan bir Serkan Yazıcı faktörüne rağmen hala karmaşık stratejiler, zorlu bir ilk 10 mücadelesi ve kıran kırana geçen bir puan savaşı izleme şansı buluyoruz.

Kayıt Listesindeki Sürpriz!
Pirelli Rallisinden sıfır puanla dönen Ford Türkiye ekibi Avrupa Şampiyonasının zorlu yarışlarından Hebros'tan genel klasman zaferi getirince şampiyonanın kızıştığı belli olmuştu. Tofaş da benzer şekilde katıldığı Gürcistan Rallisinden Volkan Işık için birincilik, Nejat Avcı için de ikincilik puanıyla dönünce her iki ekip de yurtdışından maksimuma yakın puanlar taşıdılar Türkiye Şampiyonasına.

Yeşil Bursa Rallisinin en dikkate değer özelliği bu yıl ilk defa toprağa iniliyor olmasıydı. Toprak zeminin ilk akla gelen anlamı özellikle kritik başarı faktörü genel klasman ikinciliğini kazanmak olan Tofaş için Grup N dahi olsa 4 çeker araçlara karşı şansının asfalt zeminlerdeki kadar yüksek olmayacağıydı. Toprak zeminin iki tekerlekten çekişli araçlar için kırıcılığı da cabası...

Ancak sezon başından bu yana her durumda kaynaklarını sonuna kadar kullanan ve durumu lehine bir rekabet avantajına çevirmeye gayret eden Tofaş ekibinin bu durum için de bir emniyet sübabı vardı: pilot ekibine Volkan ya da Nejat'ın kalması ya da sorun yaşaması durumunda devreye girecek güvenli ve hızlı bir isim daha katmak. Bir süredir Tofaş'la yakınlaştığı bilinen Hakan Dinç bu amaçla takımın Punto Super 1600 aracını kullanmak üzere ekibe dahil edildi. Kayıt listesindeki bu sürprizi tamamlayan detay ise Hakan Dinç'in Tofaş takım kaydıyla yarışıyor olmasıydı. Ekip direktörü Saffet Üçüncü akıllıca bir kararla ekibinin taşıdığı riski elden geldiğince azaltmıştı.

Grup N ve 4 Çeker Faktörü
Yeşil Bursa Rallisi'nin ilk büyük soru işareti Grup N Subaru ve Mitsubishi karışımı 10 araçlık bir 4 çekerler filosunun performansının ne olacağıydı. Bu yarışmacıların yarısının Bursa'lı olması, hatta aralarında Grup A sepsifikasyonlu bir Mitsubishi ile yarışan Emin Ali Sipahi'nin bulunması da genel klasmanda Focus WRC'nin hemen arkasında gidebilecek bir tempo yakalayabilecekleri olasılığını güçlendiriyordu.

Ancak daha ilk 3 etabın sonunda bu sorunun yanıtı neredeyse kesin şekilde belli oldu: özellikle Murat Akdilek ve Ahmet Burkay'ın arada gelen birkaç parlak zamanına rağmen 4 çekerler genel klasmanda 2.liği yakalayabilecek bir tempoya ulaşamadılar. Aslında, sezon başından beri diğer S1600'lerden gözle görülür derecede farklı giden Tofaş pilotu Volkan Işık'ı geçecek tempoya ulaşamadılar demek daha doğru olur. Bu yarışla beraber toprakta daha iyi sonuç alacağına inanılan Palio S1600'ün direksiyonuna geçen Volkan, yine tecrübesi ve süratini konuşturuyor ve aracına hiç bir açıdan bakıldığında avantaj vermeyen bu kırıcı ve kaygan parkurda dahi 4 çekerli rakiplerine geçilmiyordu.

Bu duruma tek bir kişi dahil değildi: Serkan Yazıcı. Ford pilotu zeminin kayganlığından, Focus WRC'nin bu tür zorlu zeminleri çok sevmesinden ve parkuru da çok iyi tanımasından da yararlanarak sezon başından bu yana belki de en kolay yarışını yaptı Bursa'da. İlk etaptan itibaren önü alan Serkan en yakın rakibi Volkan'a kilometre başına 4 saniyeye yakın bir fark yaratarak toplamda 5 dakika gibi büyük bir farkla kazandı yarışı.

Grup N ve 4 Çeker kombinasyonu Volkan'ı geçmeye yetmedi belki ama S1600'lerin geri kalanları için durum aynı değildi. Genel klasman dışında kendi aralarında da girdikleri mücadele sonucu yolda kalan Grup N'in hızlılarından Ahmet Burkay (Mitsubishi) ve Murat Akdilek (Subaru) aradan çıkmalarına rağmen, Ender Alkoçlar (Mitsubishi) ve Ahmet Hasbay (Mitsubishi) genel klasmanın 3 ve 4.lüğünü diğer S1600'lü yarışmacıların önünde kalarak almayı başardılar.

Ercan – Nejat savaşı
Ercan Kazaz bu yıl ikinci defa direksiyon pompası arızasıyla başladı bu yarışa. Yarışın sürpirz katlımcısı Hakan Dinç de benzer bir arıza yaşayarak ilk iki etap sonunda 11. giderken yarış dışı kaldı. Dinç'i yolda bırakan ve bu tür zeminlerde son derece kritik olan direksiyon pompası arızasını ilk servisten önce gideremeyeceğinin bilincinde olan Kazaz bu kadar kısa bir yarışta kaybedilen zamanın hele karşısında bu kadar da formda bir Volkan Işık varken, S1600 zaferi umutlarının sonu olduğunu biliyordu. Ancak önceki yarışlarda nispeten daha kolay geride bıraktığı Nejat Avcı'nın da bu derece ciddi bir sorun teşkil edeceğini düşünmemişti. Torpak zeminde, Nejat tecrübesinin de yardımıyla Saxo ile Palio arasında asfaltta oluşan farkı kapatmayı başardı.

Bu iki usta pilotun son gün izlettirdikleri mücadele, ''arkadan yetişip geçmek'' motivasyonunun, ''arkadan geleni geçirmemek'' defansından çok daha avantajlı bir durum olduğunun bir kanıtıydı adeta. Bu tür psikolojik savaşları çok seven Kazaz ikinci günün başından itibaren yaptığı atakla günün sonunda rakibini 1 saniyeden de az bir farkla da olsa geçmeyi başardı. Ancak Yeşil Bursa gösterdi ki bu zeminde Citroen Saxo ile Fiat Palio arasındaki fark çok büyük değil.

Diğerleri
Grup N'ler arasındaki mücadelenin seviyesi de her geçen gün artıyor. Bu grubu hızlı ve istikrarlı temposuyla Ender Alkoçlar kazandı ama birçok başka isim de dikkat çeken zamanlar yapmayı başardı; yukarıda ismini andığımız Ahmet Burkay ve şampiyona lideri Murat Akdilek'in yanısıra Atölye Kazaz'ın yarıştırdığı Emre Ergökçen ve Burhan Kuru dikkat çeken diğer isimler oldular. Bu gruptaki rekabetin artması küçük ekiplerin yavaş yavaş yurtdışında da kabul gören tanımıyla ''yarı profesyonel'' ekiplere dönüşme sürecinin bir başlangıcı olarak görülebilir. Bu da sporun bu çok önemli tabakasının hızla ilerlemesi anlamına geliyor.

Diğer küçük ekiplerden Opel takımı, tam Tarık Öktem'in ilk iki etaptaki iyi zamanlarından ümitleniyordu ki 3. etapta iki lastik birden patlatarak yolda dışı kalarak yarış bitirememe geleneğini bozmadı.

Alttan gelen gençlerin grubu olan Grup N/2'de dikkat çeken isimlerden Fatih Kara hızlı zamanlarını hala sonuca dönüştüremiyor. N/2'yi kazanan Bora Pehlivanlar'sa sürat ve istikrarı en doğru şekilde biraraya getirebilen isim olarak öne çıkarken grubun puantaj olarak ikincisi Dağhan Ünlüdoğan şanssız bir yarış yaşadı ve Bursa'da finişe varamadı.

Kazanmanın yetmediği an...
Türkiye Motorsporları tarihinin önemli bir dönemini yaşıyoruz: yarış kazanmak yetmiyor artık...

Ford ekibi 5 dakika farkla yarış kazanıyor ama bu kurumsal hedeflerine yetmiyor! Tofaş ekibi genel klasman birinciliğini kazanamasa da üzerine ısrarla gittiği Markalar Şampiyonasını sonuna kadar zorlamaya kararlı görünüyor. Bu iki büyük markanın açık, dürüst ve kararlı mücadelesi yaşanan rekabeti ve seyirci ilgisini her geçen gün artırıyor. Citroen ekibi bu noktada mücadeleye iddialı olarak dahil olamasa da en azından elindeki kısıtlı kaynağı en doğru şekilde kullanıp rakiplerinden biraz daha aşağıya koyduğu hedefleri için mücadeleden vazgeçmiyor.

Stratejik açıdan Ford ekibinin Focus WRC ve Serkan Yazıcı'nın hatasız performansıyla pilotlar şampiyonluğunu kazanmaya doğru gittiği açıkça belli. Ancak Tofaş da tecrübeli pilotları ve ilk 10'a girme potansiyeli daha yüksek bir araç filosuyla markalar şampiyonluğundaki taktiksel avatajı elinde tutuyor.

Aslında şu anda markalar şampiyonasında yaşanan durum, bu iki markanın takım stratejilerinin ne kadar farklı olduğunun bir göstergesi. Tofaş ekibi pilot seçimini Volkan Işık ve Nejat Avcı gibi tecrübeli, hızlı ama nispeten yaşı büyük sürücülerden yana kullanıyor. Takıma destek bir isim dahil edilirken bile Hakan Dinç gibi yine tecrübeli isimler tercih ediliyor. Ford ekibiyse birinci pilotu dışında alttan yetiştirdiği gençlerinden perfromans bekliyor. Belki bu gençlerin bu kadar yoğun bir baskıya hazırlıklı olmamalarından belki Focus WRC dışındaki araçlarının bugün gelinen rekabete ayak uyduramamasından, belki de bunların kombinasyonu olan nedenlerden Ford takımı yarışları kazanmakta zorluk çekmiyor ama ilk 10'a ikinci bir araç sokmak konusunda büyük problem yaşıyor.

Sonuç olarak bugünkü rekabet ortamında sadece yarış kazanmak yetmiyor. Takımların gözardı edemedikleri kurumsal kimlikleri ve fabrika takımı olmanın ağırlığı, kazanmanın tanımını eskisinden çok daha karmaşık boyutlara çekmiş durumda. Bu durum spor için çok iyi haber; neden mi: ne olursa olsun sonuna kadar mücadeleden vazgeçmeyecek iki dev markanın mücadelesini başka türlü nasıl seyrederdik?

Ve bir iyi haber daha: bu zorlu mücadelenin başrol oyuncuları Ford ve Tofaş hala son kozlarını oynamadılar! Her iki tarafın da son ana sakladığı bu sürpriz ve radikal önlemleri görmeye hazırlanmamızda fayda var. Son iki yarış birçok yönüyle beklenmedik senaryolar içerebilir. Bekleyin...

Sevgi ve saygılarımla,
Verbal Kint
verbalturkey@yahoo.com