İngiliz ITV televizyonunun muzip sunucusu ve eski Formula 1 pilotu Martin Brundle, F1 dünyasının ticari patronu Bernie Ecclestone'u Avrupa Grand Prix'sinin startından hemen önce yakalayıp soruyor: ''Yarışı kim kazanacak?'' Normal şartlarda bu alaycı spikerin sorularına hazırlıklı olan Bernie, uzun süredir ilk defa kendisine F1'in ticari boyutuyla ilgili değil sportif boyutuyla ilgili bir soru geldiğini fark edince kısa bir an kalın gözlüklerinin ardından şaşkın şaşkın bakmasına rağmen durumu çabuk toparlayıp tereddütsüz yanıtlıyor: ''Williams!''
''Williams'' diyor F1'in patronu, Ralf Schumacher ya da Juan Pablo Montoya değil... Bernie'nin bu yanıtının altında o kadar önemli açılımlar var ki, konuyu Justin Wilson'ın ilginç hikayesine bağlamadan önce bu konuya kısaca göz atmakta yarar var.
Bernie'nin kerameti!
'Yarışı kim kazanacak?' sorusunun yanıtı bir pilot ismi olmalıydı, takım değil! Bernie'nin soruya doğal bir refleks olarak verdiği Williams yanıtı spora nasıl baktığının güzel bir göstergesi; ilk anda aklına gelen bu içgüdüsel cevap, takım isminin Bernie için pilotlar Montoya ya da Schumacher isimlerinden çok daha fazla anlam ifade ettiğini gösteriyor. F1'in patronu için hangi pilotun değil hangi takımın yarışı kazanacağı önemli. Nedeni çok basit: sporun dönmesini sağlayan finansal kaynakları üretenler takımların kendileri. Formula 1 dünyası için bireylerin ya da sporcuların çok önemi yok artık.
Bunda anormal bir durum da yok aslında. F1, sportif yanını güzelce paketleyip görkemli ama standart görüntüler şeklinde iki haftada bir bizlerin görüşüne sunuyor. Biz sıradan insanlar için işin bu tarafı genel anlamıyla yeterli. Perde arkasında süren son derece acımasız mücadeleleri göremiyoruz bile, çünkü görmemiz gerekmiyor. Ortak paydaları genel bir yetenek seviyesi olan pilotların arasından kimileri ekstra bir zeka, kimileri üstün bir araç kontrol yeteneği, kimileri bol para, kimileriyse bu özelliklerden birkaçıyla donanmış olarak Formula 1 sahnesindeki yerlerini alıyorlar. Ancak F1 dünyasını takımlar ve patronları yönetiyor. Bizim göremediğimiz birçok pazarlık ve mücadele sadece para etrafında dönüyor. Formula 1'e hala spor demek mümkünse, buna klasik tabiriyle ''mekanik spor'' yerine artık ''finansal spor'' adını vermek en doğrusu.
Kısır döngüde fark yaratmak
Formula 1 artık tamamen ticari bir mücadele haline geledursun, kimi yaratıcı karakterler belirli ortamlarda hala fark yaratabiliyorlar. Buna en güzel örneği Minardi takımının genç İngiliz sürücüsü Justin Wilson verdi. Wilson, Nisan ayında yaptığı bir basın açıklamasıyla bu yıl Minardi'deki sezonu için takıma ödemesi gereken 1.2 milyon pound'u bir araya getirebilmek için kendini, tabir yerindeyse halka açtı!
Bunu gerçekleştirmek için öncelikle menajeriyle beraber şahsa ait (Justin Wilson PLC – yani Justin Wilson Ltd Şti) isimli bir şirket kuran Wilson Formula 1 sporunun içinde bundan sonra elde edeceği olası başarıları ve geliri satılığa çıkardı. Hazırladığı 34 sayfalık prospektüste bugüne kadarki yarış kariyerini ve Formula 1 ile ilgili hedeflerini anlatan Wilson, kendisinin Formula 1 geleceğine yatırım yapmak isteyen yatırımcılara 2012 yılına kadar kazanacağı gelirin %10'unu vermeyi taahhüt ediyor. Borsada alınıp satılan her hisse senedi gibi Justin Wilson'ın durumunda da yatırımcıların para kazanma şansı sadece sporcunun geliriyle sınırlı değil. Alınıp satıldıkça oluşacak talep durumuna göre Wilson'ın piyasa değeri artabilir. Senedin değerinin, genç sürücünün performansıyla yakından ilgili olacağını söylemek de mümkün. Hele hele bir sürpriz olur da bu yıl podyuma çıkar ya da sezon sonunda daha büyük bir takıma transfer olursa siz o zaman görün Wilson'ın hissesinin patlamasını! Ancak elbette yatırımcı için riskler de var, kötü bir sezon, uzun süren sonuçsuzluk olmamış ya da Minardi takımının Arrows benzeri bir finansal sıkıntı yaşaması sürücünün değerini düşürebilir. Bir insanın geleceğini pazarlamasını izlemek gerçekten de çok ilginç – hele bu bir sporcuysa daha da ilginç!
Formula 1'de Dolar işaretleri – Bölüm 2
Geçtiğimiz yıl 'Formula 1'de Dolar İşaretleri' başlıklı yazımızla Formula 1'in finansal boyutunu incelemiştik. Bu yıl F1'de yer alan sponsorların sayısı 200'ü geçti. Ancak sporun finansal büyüklüğü dolar bazında %7 civarında küçüldü. Geçen yıl ölçülebilen toplam sponsorluk bedeli 2.1 milyar dolar iken bu yıl 1.94 milyar dolar'a geriledi. Dünyada yaşanan ekonomik duraklama ve gerileme ister istemez sponsorların bütçelerini de vurdu. Takım bütçelerinin toplamı ise hemen hemen aynı seviyelerde, yani 2.1 milyon dolar civarında
Eurobusiness'in rakamlarına göre bütçesel olarak en büyük takım 300 milyon USD'nin üzerindeki toplam kaynağıyla Ferrari. Ferrari'yi yakın aralıklarla, McLaren, Toyota ve Renault izliyor. Tablodaki figurler milyon USD olarak verilmiştir.
Takım Nakit Bütçe Ticari Destek/Takas Diğer Gelirler Toplam
|
Takim |
Nakit Bütçe |
Ticari Destek/Takas |
Diger Gelirler |
Toplam |
1 |
Ferrari |
$225.35m |
$33.85m |
$50m |
$306.20m |
2 |
McLaren |
$147.30m |
$125.30m |
$18m |
$290.60m |
3 |
Toyota |
$186.10m |
$73.40m |
$22m |
$281.50m |
4 |
Renault |
$140.50m |
$101.10m |
$15m |
$256.60m |
5 |
BMW Williams |
$116.50m |
$107.15m |
$21m |
$244.65m |
6 |
Bar Honda |
$111.25m |
$118.25m |
$14m |
$243.50m |
7 |
Jaguar |
$99.25m |
$96.52m |
$15m |
$210.77m |
8 |
Sauber |
$58.15m |
$33.40m |
$17m |
$108.55m |
9 |
Jordan |
$22.00m |
$20.80m |
$17m |
$59.80m |
10 |
Minardi |
$21.55m |
$6.10m |
$17m |
$44.65m |
Bu yılki finansal perspektifimize, geçen yıl yaptığımız gibi uzun ve detaylı bir sponsor listesi ve onların bütçelerini eklemeyeceğiz. Sadece toplamı 300'e yaklaşan sponsorlar içinde ilk 3 sırayı Honda ($210m), Toyota ($180m) ve Renault'nun ($175m) aldığını belirtmekle yetinelim. Bu rakamlar bu takımların sponsor sıfatıyla ayırdıkları toplam kaynakları.
Bu bilgi yerine analizimize geçen sene kapsamımızda olmayan bir 'sürücü pazarı' kavramını dahil ediyoruz, yani hangi F1 sürücüsünün ne kadar para ettiği. Yine EuroBusiness'in rakamlarına göre F1 sürücüleri 30 milyon dolardan, eksi 1 milyon dolara kadar giden bir yelpazede gelir elde ediyorlar (''merchandise'' denen sürücünün adıyla satılan hediyelik eşya/kıyafet satışlarının gelirleri hariç). Listedeki eksi rakamlar sürücülerin gelir elde edemedeğini, yani F1 sürücüsü olmak için para ödemek zorunda kaldıkları anlamına geliyor.
|
Sürücü |
$ m. |
1 |
Mic hael Schumacher |
30 |
2 |
Jacques Villeneuve |
18 |
3 |
Ralf Schumacher |
15 |
4 |
David Coulthard |
12 |
5 |
Rubens Barrichello |
8 |
6 |
Juan Pablo Montoya |
8 |
7 |
Jarno Trulli |
6 |
8 |
Kimi Raikkonen |
5 |
9 |
Nick Heidfeld |
5 |
10 |
Olivier Panis |
5 |
11 |
Jenson Button |
4 |
12 |
Giancarlo Fisichella |
4 |
13 |
Cristiano Da Matta |
3.5 |
14 |
Fernando Alonso |
3 |
15 |
Mark Webber |
1.5 |
16 |
Antonio Pizzonia |
1.5 |
17 |
Heinz Harald Frentzen |
1 |
18 |
Jos Verstappen |
1 |
19 |
Ralph Firman |
-1 |
20 |
Justin Wilson |
-1 |
Formula 1'in finansal boyutuna her detayıyla bakmak imkansıza yakın; TV reklam gelirleri meşhur Concorde anlaşmasının tarif ettiği şekilde Takımlar ve SLEC (Bernie Ecclestone ve eşi Slavica'nın sahibi olduğu bir şirket) arasında bölüştürülüyor ancak bu gelirin büyüklüğü ve bölüştürme prensipleri son derece gizli tutuluyor. Yıllardır bu işin içinde bulunan kimi analistler bu bölüşümün % 55 SLEC ve %45 takımlar şeklinde olduğunu iddia ediyorlar ama bu kanıtlanmış ve doğrulanmış bir oran değil. Aslında şu aşamada bu rakamların büyüklüğü hakkında yorum yapmak kimsenin işine gelmiyor, Corcorde prensiplerinin anlaşma gereği olduğu kadar tarafların pazarlık güçlerini korumaları açısından da bu rakamların gizli kalması herkes için daha avantajlı. Takımlar sürekli olarak pastadan aldıkları payın küçüklüğünden şikayet ediyorlar, Bernie ise sporun finansal değerini yaratanın kendisi olduğunu ve dolayısıyla büyük payı almanın da kendi hakkı olduğunu... Durum bizim meşhur Nasrettin Hoca hikayelerimizden birine benziyor: Hoca'nın herkesin haklı olduğuna karar verdiği hikayeye!
F1 dünyasındaki gelir kaynakları bunlarla da bitmiyor. Yine Bernie'nin kontrolunda olan saha reklamları (pistlerin üzerinde ve çevresindeki reklamlar), pistlerin içinde yarış zamanlarında ticaret yapan firmaların ödedikleri ücretler, VIP konukları her hafta sonu kişi başına 3000 USD'ye ağırlayan ''Paddock Club'' isimli özel bir klüp ve takımların yarışlara katılım ücretleri birçok gelir kanalından sadece bazıları. Bu yan gelirlerin hepsi SLEC ya da bu firmanın alt-yüklenicileri tarafından kazanılıyor – yani hepsi Bay E'nin, yani Bernie Ecclestone'un kasasına giriyor.
Gösteri dünyası direkten döndü!
Belki çoğumuz farkına varmadık ama Avrupa GP'sinde ilginç bir an yaşandı: İkincilik - üçüncülük mücadelesi yapan Michael Schumacher ve Juan Pablo Montoya arasında geçen anlık sürtüşme ve sonucunda Schumacher'in yoldışına çıktığı an, belki de yılın en kritik anıydı. Ancak sportif olarak değil. Olay teknik olarak, Williams sürücüsü'nün Ferrari'yi dışarıdan ve fazlasıyla iyimser bir açıyla geçmeye çalışırken, Schumacher'in de rakibi kendisine manevra alanı bırakmayıncaya kadar ayağını gazdan çekmeyişinden başka bir şey değildi. Schumacher bu noktada 'ya çarpışma ya da gazdan ayağını çekme' tercihini son anda ikinci seçenekten yana kullanınca ağırlık merkezi bir anda öne kayan Ferrari arkadan kaymaktan kurtulamamış ve araç yavaş bir spin'le yolun dışına çıkmıştı.
Ve işte tam o anda, basın odasının ekranlarında ''1 ve 3 numaralı araçların konu olduğu sürtüşmenin yarışma komiserleri tarafından incelendiği'' ibaresi belirdiği noktada Formula 1 dünyası bu yılın belki de en kritik anlarını yaşadı. Geçen sene Sepang pistinde bu pozisyonun birebir aynısı bir durumda Montoya'nın 10 saniye dur/kalk cezası aldığını hatırlayanlar endişeyle komiserlerin kararını beklemeye koyuldular.
Bekleyiş fazla sürmedi: durumun herhangi bir sakıncalı sürüş niteliği taşımadığına karar veren komiserler bu şekilde belki de F1'in onurunu kurtardılar; eğer tersine bir karar çıksaydı bu artık Formula 1 sporunda bir aracın diğerini geçmesinin sakıncalı sürüş sayıldığı bir spor olduğunun kuşku götürmez belgesi olacaktı! Bir başka deyişle ''geçmek yasak'' mesajı çıkacaktı...
Rekabetin Rengi
2003 yılı başında alınan önlemlerle F1'de yaşanan rekabet gerçekten de arttı aslında. Ama ne yönde? Her Sene başından bu yana Jordan ve Renault ve de aralarında olmak üzere McLaren, Williams ve Ferrari ekiplerinin hepsinin yarış kazanma potansiyelinde oldukları doğru. Ancak son yarıştaki de dahil olmak üzere yılbaşından bu yana yaşanan birkaç olayı saymazsak en son ne zaman ciddi bir tampon tampona mücadele gördüğünüzü hatırlayabiliyor musunuz? Sıralama turlarıyla elde edilen avantaj ve de pitte kazanılan zamandan başka ciddi bir geçme imkanının kalmamış olduğu bir dönem yaşıyoruz Formula 1'de... Rekabetin birebir mücadele olmaması, rekabet yok anlamına gelmiyor ama F1'in sportif yönünü arayan ve özleyenler için büyük eksiklik olduğu kesin.
Ancak aslında kapalı kapılar ardında geçen diyalog ve pazarlıkların ardı arkasının kesilmediği F1 dünyasında eğlence hiçbir zaman eksik olmuyor. Alın size bir örnek: Kanada GP'sinin basın toplantısı için Montreal'deyiz, tarih 13 Haziran Cuma.
Basından soru: ''Sezon başında prensip kararı olarak her takımın 2'şer milyon USD katkıda bulunmasıyla oluşturulacak ve sonra da ihtiyacı olan takımlara (bu sezon için Jordan ve Minardi) dağıtılacak ''yardım fonu'' fikri acaba neden hala hayata geçirilemedi?''
Paul Stoddart (Minardi Takımı sahibi ve patronu): ''Sağımda ve solumda oturan (Williams ve McLaren'ın patronlarını işaret ederek gösterir) ve şu anda aramızda bulunmayan Kırmızı renkteki takımın yöneticileri sözlü olarak kabul etmelerine rağmen gerekli anlaşmayı imzalamadıkları için!''
Ron Dennis: ''Formula 1'de bu şekilde bir yardım kurumu yok ve hiçbir zaman olmadı...
Paul Stoddart: Peki o zaman elimdeki listede belirtilen 6 ayrı takıma ödenen yardımlar? Birçoğunun altında sizin de imzanız var (Paul Stoddart elinde son yıllarda gerçekleşen benzer örnekleri içeren bir liste gösterir). Ayrıca bu yıl başında sözü geçen yardım fonunu kurma fikrini de siz önermiştiniz!''
Ron Dennis sıkıntıyla başka tarafa bakar, Jordan takımının patronu havayı değiştirmek için devreye girer ama nafile, Paul Stoddart hazırlıklı ve tehlikelidir!
Paul Stoddart: ''Merak edenler için söyleyeyim şu dakika itibarıyla yardım fonu konseptinin hayata geçmesi projesinin altında Ferrari, McLaren ve Williams dışında tüm takımların imzası bulunmaktadır!''
Başka tarafa bakma konusunda Ron Dennis'e Williams'ı temsil eden Patrick Head de katılır. Toplantıya katılmayan Ferrari'den ise ses yoktur. Ancak basın istediği yanıtı almıştır... Almıştır da, acaba yazacak mıdır? İsterseniz bir internet taraması yapıp araştırın; bu enteresan konuda, resmi bir basın toplantısının içinde geçmesine rağmen pek de ciddi bir bilgi bulamayacaksınız.
Bu diyalogun geçmesinden tam 2 saat sonra ise Bernie Ecclestone ve Paul Stoddart arasında oldukça sıcak bir telefon görüşmesi yaşanır; F1'in patronu sayılan yaşlı kurt Ecclestone, Stoddart'a Minardi takımının bir kısım hissesini kendisine satıp satmayacağını sormaktadır! Belli ki Ecclestone yine ilginç bir fırsat kokusu almıştır...!
Neler oluyor hayatta!
Yazımızın başında Ecclestone'un Avrupa GP'si ile ilgili yaptığı tahmini aktarmıştık. Ve evet, Bernie Formula 1'in patronunun tahmini doğru çıktı, hatta hem Avrupa hem de takip eden Fransa GP'sinde ilk iki sırayı Williams takımı aldı. Sportif otoritelerin, basının ya da eleştirmenlerin hemen hemen hiçbiri bu tahmini bu zamanlamayla yapamadılar
Motorsporları tarihinde son derece kritik ve önemli bir değişim dönem, yaşıyoruz farkında olmadan; ihtisas basının değil, Formula 1'in ticari haklarının sahibinin yarışı kimin kazanacağını tahmin ettiği bir dönem.
Yan gelirleri hariç yılda spora 2 milyar dolar para harcandığı, sürücülerin 30 milyon dolarlara varan kontratlara imza attıkları bir dönem.
Bu dünyanın içinde yer alabilmek için kendi kariyerini halka açıp borsada satılan hisseler halinde kaynak yaratmaya çalışan yaratıcılıkta pilotların olduğu bir dönem.
Koskoca Grand Prix boyunca pitte yaşananlar haricinde neredeyse tek bir aracın bile diğerini geçemediği bir dönem.
Takım patronlarının birbirine neredeyse yiyecek gibi baktıkları bir dönem.
Hangi açıdan baktığınıza göre F1'in bugünkü paketinin parlaklığı büyük değişiklik gösteriyor. Modern Formula 1'deki mücadeleler sahadan çok toplantı odalarında yaşanıyor. Bu gidişle sezon kapalıyken bile F1 pilotlarının hisse senedi performanslarını izleyerek eğleneceğiz! Sizi bilmem ama ben Kimi Raikkonen'in hisselerinin çıkmasını bekleyeceğim, riskli ama potansiyel getirisi büyük bir yatırım yapmak için!
Kim demiş Formula 1 artık zevksiz diye? Yeter ki illa pistte pilotların birbirini geçmesi gibi gereksiz beklentilere kapılmayalım...
Sevgi ve saygılarımla,
Verbal Kint
verbal@verbalkint.com