Uluslararası Türkiye Rallisi – dünya ralli şampiyonasının 3. ayağı; geçen sonbaharda Safari Ralli'sinin içine düştüğü finansal sıkıntıların da yardımıyla, doğru zamanda doğru noktada olmayı bilen Federasyon başkanımız ve Türk'ün becerikli tarafını temsil eden çalışkan ekibi sayesinde sahip olduğumuz ulusal spor tarihimizin en büyük fırsatı. Son anda gelen beklenmedik tarih değişikliğini biraz gönülsüz, biraz emrivaki yapıldı havasıyla isteksizce kabul ettik ama gayet biliyoruz ki bu değişiklik aslında bir sigorta. Yarış sorunlu olursa mazeretimiz hazır ve geçerli: Zaman. Sorunsuz geçerse de bu kadar kısa zamanda kotardığımız bu organizasyon bundan sonraki en az birkaç yılın garantisi olacak. Her durumda biz kazanacağız.
Ancak bir süre önce fırtınalar kopararak peşinden koştuğumuz Olimpiyat hevesimizin kursağımızda kalmasına inat eder gibi gelen bu başarının uluslararası platformlardaki anlamının gerçekten farkında mıyız acaba? Federasyonun bu konuda devletten aldığı bütçeye bakılırsa bu sorunun yanıtı pek de olumlu değil. Ralliye son anda bulunan sponsorlar da aslında dünya çapında bir rallinin altyapısını kuracak derinlikte değil. Ama bu tür bir organizasyonun başarılı olması için aslında tek gereken çok kararlı ve yorulmayan bir ekip – aynı küçük bütçeyle büyük işler yapmaya çalışan bir ralli pilotu gibi. Bu sporda etapta yaşanan sürprizlere çok alışığız – neden aynı şey organizasyon platformunda da olmasın?
Yarışta ne olur?
Dünya Ralli Şampiyonası'nın ilk defa uğrayacağı Kemer'de son 1 aydır kar ve yağmur durmadı. Kemer'de karın ne işi var demeyin, özel etapların koşulduğu noktaların deniz seviyesinden yüksekliği yer yer 1000 metreyi buluyor. Geçtiğimiz yıl eylül ayında koşulan yarışta dahi servis alanı ile etaplar arasında zaman zaman 15 dereceyi bulan ısı farkları vardı, yarışın yapılacağı Şubat ayı sonunda bu farkın 20 dereceye kadar çıkması bekleniyor.
Ocak ayında kar, son 4 haftadır ise aralıksız yağan yağmur etapların büyük kısmını tam bir kabusa dönüştürdü. Birçok noktada çok derin çamura dönüşen zeminin ağırlığı Türkiye Rallisi'nin sert ve yavaş bir yarış olacağının işareti. Gövde yapısı olarak kuvvetli, yol karakteri olarak da uzun çalışma mesafeli süspansiyona sahip araçların teknik bir avantaj sağlayacaklarını varsayabiliriz. Bu da demektir ki agresif, hafif ama rakiplerine göre daha narin yapılı Peugeot'nun avantajı büyük oranda azalacak. Son 3 yıldaki Safari ya da Akropol gibi sert zeminlerdeki performanslarını dikkate alacak olursak Subaru ve Ford'un diğer yarışlara göre daha iyi bir rekabet gücüne sahip olacağını tahmin edebiliriz. Özellikle düşük profilli sürücü kadrosu ve iyice düşürdüğü bütçesiyle bu tür fırsatları kaçırmak istemeyen Ford bu yarışa çok asılacaktır - bu karakterde pek fazla yarış yok takvimde. Ford'un lokal motorspor ekibinden (Ford Türkiye) alacağı lojistik ve bilgi desteğinin de maksimum seviyede olacağını da unutmamakta fayda var, özellikle ilk defa koşulan ve birçok soru işaretiyle dolu bu tip yarışlarda lokal bilginin değeri küçümsenecek gibi değil.
Peugeot'nun performansı kapalı kutu ama, ya markalar şampiyonasının lideri Citroen'in ki? Monte Carlo'yu zaferle açan, İsveç'te pusuya yatarak beklediğinden fazlasını alan Citroen Türkiye'de sabırlı olmaya çalışacaktır. Sebastian Loeb bu tür zeminlerde tecrübesiz – geçen yıl bu yarışı yaptı ama iklim koşulları çok farklıydı. Mücadeleli ve yavaş yarışları seven Sainz ve özellikle belirsiz ortamlarda sürpriz yapmayı seven Colin McRae ise, Xsara WRC'nin toprak gelişimi için bu yarışı feda etmeyi çoktan göze almış olmalılar. İsveç'teki ''bekle gör'' stratejisinin bir benzerini, yani yavaş başlayıp yarış ilerledikçe hızlanan bir Citroen ekibi izleyeceğiz muhtemelen Türkiye'de.
Peki ya Türkler?
Her türlü lokal bilgi ve lojistik avantajını kullanacak olan ve Dünya Ralli Şampiyonası'nda bir WRC ile yarışan ilk Türk Fabrika takımı olan Ford Türkiye ve Serkan Yazıcı-Can Okan ekibine dikkat! Monte Carlo'da Cedric Roberts, İsveç'te Juuso Pykalisto ve Janne Tuohino ne yaptıysa Türkiye'de de Yazıcı-Okan ikilisinin aynısını yapmasını engelleyecek hiçbirşey yok. Tecrübe olarak biraz eksiğimiz var belki ama motivasyon olarak da fazlamız var – ne de olsa hem organizasyonel hem de sportif olarak kaybedecek birşey yokken kazanılacaklar cephesinde durum tam tersi: Herşey! Ford'un gitgide kuvvetlenen yeni sponsor yapısı ve her geçen gün kuvvetlenen sürücü ekibiyle hoş bir sürpriz yapması işten bile değil.
Bir önemli ve izlenmesi gereken Türk katılımı da Tofaş-Fiat ekibinden geliyor. Takımın yaş ortalaması biraz yüksek de olsa Volkan Işık, Ali Deveci ve Nejat Avcı'nın oluşturacağı ''tecrübe küpü''nün Super 1600'de nasıl bir sonuç alacağını izlemek çok ilginç olacak. Tofaş radikal bir kararla bu yıl Türkiye'de satılmayan Punto S1600'ü terkedip kendi ürün gamından Palio S1600'e döndü ve sportif anlamda bir risk aldı. Ancak aslında bu risk, federasyonumuzun Şubat ayında yarış yapmakla aldığı riskten farksız. Palio S1600 ilk resmi yarışında başarılı sayılması için finişe gelmesi dahi yeterli. Volkan, Nejat ya da Deveci'nin yapacağı birkaç sürpriz zaman hatta ilk 5'te görülecek olası bir finiş ulusal olarak büyük anlam taşıyacak. Volkan istim üzerinde, Citroen'den tatsız bir şekilde ayrılan Nejat çok hırslı, Deveci ise her zamankinden daha akıllı ve bu tür belirsiz zeminlerde çok tehlikeli.
Citroen Türkiye'yi, fabrika takımı klasmanında değerlendirmek şu aşamada doğru olmaz. Zira kuruluşu ve yönetilişi açısından Ford ve Tofaş'a oranla çok daha mütevazi bir yapısı var. Ancak, ekibin yine de bu yıl markalar lisansı aldığını ve Türkiye Şampiyonası'nı da kovayacağını unutmayalım. Citroen'in S1600 aracı ile Türkiye Rallisi'ne kayıt yaptıran Hakan Dinç'in iki çekerli araçlarla ne kadar hızlı ve sürpriz olabileceğini bir kenara yazalım. 90'lı yılların başında Renault11 Turbo ile, sonlarında ise önce Corsa ve sonra da Astra ile Hakan Dinç her zaman koşulları zorlamayı ve beklenmedik yerlerden beklenmedik başarılar çıkarmayı bilmiş bir pilot. Mantık diyor ki Hakan Dinç ve başarısı kanıtlanmış Citroen Saxo ikilisi, ilk yarışını koşacak olan Palio S1600'den bir atbaşı önde olacaktır. Takımın sezon başlamadan hemen önce yaşadığı tartışmalı teknik, yönetici ekip ve pilot değişikliği krizi tam olarak atlatılmış değil. Takımı devralan Ercan Kazaz ve ekibinin perde arkası yöntemleri, özellikle takıma çok emeği geçmiş olan Nejat Avcı'nın birden kendini resmin dışında bulması yüzünden motorspor camiasında çokça tepki çekti. Ancak bu duruma çok şaşırmamakta fayda var; bu tür olaylara motorspor dünyasında çok sık rastlanıyor. Malesef bu dünyada büyük balık küçüğünü yerken gözünü dahi kırpmıyor. Bu da sporumuzun bir cilvesi ve gerçeği...
Kaybedilemeyecek kumar!
Yarışımızın Şubat ayında yapılacak olması başımıza gelebilecek en iyi şeydi aslında. Bu kadar kısa zaman içinde bu büyüklükte bir organizasyonu kotarabilmek çok büyük ve oturmuş organizasyonların harcı değil. Küçük esnek ve 'olmaz' lafının anlamını bilmeyen ekiplerin işi. Tamamen katı proseslerle yürüyen büyük organizasyonlar birçok noktada esneyemediği için kırılıyor. Bir işi yapabilmek için on yerden onay alması gereken dev sistemler kendi ağırlıkları altında ezilip gidiyorlar. Yarışını Kasım ayında yapmayı bekleyen İngiltere'ye Temmuz ayında yap derseniz alacağınız yanıt kısa ve net bir 'hayır' olacaktır. Aylardır yaşadığı finans sorununu son ana kadar gizleyip son anda ortaya çıkaran Safari Rallisi yönetimine ders vermek için fırsat arayan FIA , bu problemini elçabukluğu ile bir çırpıda çözüveren 'Türk' cesaretini unutmayacaktır.
Amatör yaklaşımlı ekibimiz ve zayıf finans altyapımızla Türkiye Rallisi başlangıçta bizler için ciddi bir kumardı; şimdi ise büyük bir fırsat. Zarlar atıldı, pozisyonlar alındı. Biraz şans biraz da akıllı yöneticiler sayesinde kaybetme imkanımızın olmadığı bir oyun oynuyoruz. Yaşadığımız sürecin önemini kaçırmış olanlar için bir defa daha hatırlatalım: 28 Şubat - 3 Mart tarihleri arasında Türkiye tarihinin en büyük spor olayını yaşayacağız. Sportif olarak getirisi biz hiçbirşey yapmasak da maksimum seviyede olacak, maharet politik jokerleri cebimize koymakta...
İyi seyirler...
Sevgi ve saygılarımla,
Verbal Kint
verbal@verbalturkey.com