''Güzel yarış olacak!'' demişim kendi kendime Brezilya Grand Prix'si sıralama turlarından sonra. Öyle ya, Ferrari Barrichello ile ilk sırada kalkıyor, Mclaren hem Coulthard hem de Raıkkonen'le sadece bir nefes arkasında, Jaguar bu yarışın sürprizi olacak gibi ve 3. sırada kalacak, şampiyon Michael Schumacher ise ancak 7. sırada start alıyor. Bir de bunun üzerine yağmur faktörünü ekleyin – deymeyin Pazar günü keyfimize!
Ancak nedense adeta 'kaza festivali' şeklinde geçen yarıştan sonra aynı fikirde değilim. Evet yarışın yönü ve lideri defalarca değişti, umulmadık kazalar birbirini izledi ve kazanan takım da sürpriz oldu. Peki o zaman beni rahatsız eden neydi acaba Brezilya GP'sinden sonra?
Lastik Karmaşası
Bu sorunun yanıtına ve sonuç önergemize bakmadan önce yarışın kaderini etkileyen faktörlere bir bakalım – öncelikle lastik konusu. F1 takım patronları, geçen yıl Ekim ayında yapılan FIA spor komitesi toplantısında lastiklerle ilgili bir oylama yaptılar. O dönemde yeni yeni alevlenen ve hala da sürmekte olan maliyet azaltma telaşının da rüzgarıyla takım patronları ''oy birliğiyle'' her yarışa tek tip ıslak zemin lastiği getirme kararına vardılar. Bu karara göre takımlar yarıştan önce hangi ıslak lastiğini (desen ve hamur olarak) kullanacaklarını belirleyecek ve yarışma komiserlerine bildireceklerdi.
Bu kararın sportif olarak yorumlanması kolay: herkes, her yarışa ''intermediate'' yani orta hamur ve desende lastiği getirmeyi seçecek. Hiçbir takım patronu ya da yarış mühendisi pistte ciddi su birikintisi oluşması (çok nadir rastlanan bir durum) dışında kullanılması mantıklı olmayan gerçek ''ıslak lastikleri' getirme riskini alamazdı, zira bu çok daha derin ve kalın su tahliye kanalları olan bu lastikler intermediate'lara göre normal şartlar altında turda 1 saniye kadar yavaştı.
Pistin tamamen ıslak olduğu ve yarışta da ıslak kaldığı durumlar hariç!
Kaza Festivali
Uzun süredir gerçekten ıslak bir yarış izlememiştik. Suratı her zaman asık Bernie Ecclestone, yarıştan hemen önce her zamankinden de asık suratıyla ITV televizyonuna yaptığı açıklamada ''bugüne kadar hiçbir yarışı ertelemedik ama bugün bu ihtimali düşünmek zorundayız'' diyordu. Gerçekten de pistin durumu pek iç açıcı değildi – araçlar ısınma turunu yaptıkları güvenlik aracının arkasından kalkan su spreyi ve bulutu yüzünden yolu görmekte dahi zorlanıyorlardı.
Ancak start anından yaklaşık 20 dakika önce duran yağmur ve özellikle Bernie için daha da önemlisi, canlı yayın yapmak için bekleyen ve yayın akışlarını çok da fazla aksatamayacak televizyon kanallarının koparacağı yaygaradan ürken FIA yetkilileri güvenlik aracının ardında atılan çok sayıda turdan sonra startı verdiler. Ama ne start! Atılması başarılan hemen her tam 3 turun sonunda çıkan güvenlik aracının eşliğinde, bir durup bir başlayan karmaşa içinde bir yarış izledik Brezilya'da.
Kısa süre için duran yağmur start verilmesinde etkili oldu ama aynı faktör bir noktada da tam tersi bir etki yaptı: araçların pist üzerinde izledikleri trajektuar, yani yarış çizgisi, bu hat üzerini bir süre için neredeyse tamamen kuruttu. Bu da özellikle çok yumuşak bir hamur kullanılarak yapılan ıslak lastiklerinin çok çabuk ve aşırı olarak ısınmasına, yoldaki diğer su birikintilerine girildikçe de birden bire soğumasıyla tutunma özelliğini kaybetmesine neden oldu. Yarışın en parlak isimlerinden biri olan Jaguar Pilotu Mark Webber aşırı ısınan lastiğini aracının anormal ölçüde kaymaya başlaması üzerine sudan geçirerek soğutmaya çalışırken kaza yaptı.
Montoya, Villeneuve, Michael Schumacher ve Jenson Button ise tipik hızlı pilot hatası yaptılar – hızlı virajın içindeki su birikintisinde aquaplaning'den, yani su tabakası üzerinde kızaklamadan kaçamadılar. Bu tamamen fiziksel problem, lasitiğin su tahliye kanalarının (deseninin) yere temas ettiği yüzeyle arasında kalan suyu tahliye edememesi yüzünden aracın yönlendirilmemesi şeklinde oluştuğu için, pistin üçüncü virajında bol miktarda direksiyonu ümitsizce sola çeviren ama aracı düz gitmeye devam eden pilot izledik! Seyretmesi komik ama aslında teknolojinin geldiği nokta düşünülürse ironik bir durum.
Hangi Strateji?
Brezilya GP'siyla ilgili aslında anlatacak çok şey var ama oluşan her durum o kadar kısa süreli oldu ve hızlı gelişti ki yaşananlardan bir takım sonuçlar çıkarmak çok zor. Pit stratejilesi açısından yarışın güvenlik aracının ardında başlamasıyla özellikle çok hafif yakıt yüküyle sıralama turu atan ve erken pit-stop planlayan ekiplerin güvenlik aracı pistteyken pit yapmayı tercih ettiklerini gördük. Biraz daha startejik düşünenlerse pite girme şanslarını ''belki de pist biraz daha kurur da kuru lastiklerini de takarım'' mantığıyla biraz geciktirmeye çalışarak kendilerine potansiyel fırsatlar yaratmaya çalıştılar. Ancak koşullar o kadar hızlı değişti ki hiçbir takımın diğerinden belirgin olarak üstün bir stratejisi yoktu.
Bu demek değil ki kutlanacak kimse yoktu yarışta – Jaguar'ın yeni motoru ve daha da önemlisi yarışta kalmayı başardığı her an rekabet seviyesini korumayı başaran Mark Webber yarışın en önemli karakterlerinden biriydi. Genç Avustralyalı pilotun talipleri çok yakında artacaktır. Başa koşan takımlardan ise her iki McLaren pilotunun da başlarını beladan uzak tutmayı başarabilmeleri önemli bir noktaydı. Hem tecrübeli Coulthard hem de ilk GP zaferini kazandıktan sonra rahatlayan ve gerçek pilot karakteristiğini oluşturmaya başlayan Kimi Raikkonen bu kaosun tehlikelerinden kendilerini korumayı bildiler ve hatasız birer yarış çıkardılar.
Bir parlayan yıldız da Renault'daydı – genç İspanyol Fernando Alonsa geçen yarıştaki performasnının tesadüf olmadığını kanıtlarcasına ilk 3 içinde bitirmeyi başardı Brezilya Grand Prix'sini – devasa bir kazayla hastaneye kaldırılmasına rağmen!
Ama yarışın en şanssızı ünvanı hiç kuşkusuz ki bu alanda oldukça tecrübeli bir isime gitti: Rubens Barrichello! Hem pole pozisyonda kalkan hem de yarışın 46. turunda ikinci pit stopundan sonra liderliğe yükselen, muhtemelen de o noktadan sonra birinciliği kimseye kaptırmayacak olan Barrichello kendi seyircisinin önünde bir defa daha yolda kaldı. Bu Barrichello'nun Brezilya'da 9. defa üstüste yolda kalışıydı. Barrichello'yla beraber birçok Brezilya'lı seyirci de stadyumu terketti. Ferrari sorunu hidrolik basıncının düşmesi olarak açıkladı – ancak biliyoruz ki bu hidrolik sorunu bir anlamda ''joker arıza'' takımlar için.
Finish Kaosu
Yarış öyle büyük bir kaos ve karmaşa içinde geçti ki finish'in de başka türlü olması beklenemezdi. Lider pozisyondayken ve 52. turda pite giren Coulthard hayatının hatasını yaptığının farkında değildi – 53. turda Mark Webber'in pit düzlüğünde yaptığı büyük kazanın olduğu sıralarda, pistin biraz ilerisinde Fisichella cesur bir manevrayla Raikkonen'i geçerken bu manevrasının birkaç gün sonra yarışı kazanması anlamına geleceğini bilemezdi. 54. tura lider giren Fisichella araç mezarlığına dönen pistin üzerinde manevralar yaparak 55. turu da bitirdiği anda ve Fernando Alonso'da Mark Webber'in aracından kopan lastiklerden birine olanca hızıyla çarpıp kendi aracını da parçalara bölünce hakemlerin aklına ellerinde kırmızı renkli bir bayrak olduğu birdenbire geliverdi. Yarış durduruldu ve toplamda %75'inden fazlası koşulması şartı sağlandığı için için yarışma komiserleri bir daha start vermediler.
İşte tartışmalı kısım da burada başladı: yarışı kazandığından emin olan Fisichella ve Jordan ekibi havalara zıplarken McLaren patronu Ron Dennis'in kafası daha da karışıktı – televizyonlara yarışı David Coulthard'ın kazanmış olması gerektiğini söyledi. Birkaç dakika sonraysa yarışma komiserleri kazananı Kimi Raikkonen olarak açıkladılar. Jordan kampı sessizleşti, McLaren kampı ise sevinse mi, sevinmese mi bir türlü karar veremedi!
Finiş? Hangi Finiş??
Raikkonen nerden çıktı diyenlere bir açıklama borcumuz var: kurallara göre eğer yarış özel bir nedenden dolayı durudurulursa, durdurulduğu anda içinde bulunulan turdan iki tur öncesinin genel klasmanı geçerli sayılıyor. Yani 55. turda durdurulduysa, 53. turun genel klasmanı alınıyor. İronik ama bu kuralın çıkışı çok eskilere, 1975 yılında o zaman McLaren pilotu Emerson Fittipaldi'nin liderliğinde süren Silverstone GP'sinde olan büyük kazadan sonra neredeyse baştaki tüm araçların ( Carlos Pace, Jody Scheckter ve James Hunt) yarış dışı kalması sonucu oluşan karmaşaya dayanıyor. O yarıştan sonra FISA (şimdiki FIA) bu tür durumlarda yarışın durdurulduğu andan iki tur geriye gidilerek o andaki klasmanı geçerli sayma kuralını getirdi ve bu kural o günden bu yana aynı şekilde uygulanıyor.
Ancak Brezilya tartışması komiserlerin açıklamasıyla da sona ermedi. Eddie Jordan pilotu Fisichella'nın kaza olduğu, yani yarış durdurulduğu anda 56. tura başlamış olduğunu görüntülerle kanıtlayınca yarışın birincisi bir defa daha değişti. Fisichella 56. tura başlamıştı ve dolyısyla klasman iki tur öncesi olan 54. turdaki duruma göre alınacaktı. Fisichella tartışmalı da olsa ilk GP zaferini kazanmıştı...
Sorular, sorular...
Yarıştan sonra sürekli yaşanan karmaşadan olsa gerek ağzımda kalan ''ekşi'' tadı biraz daha iyi anlamaya çalıştım: yarışta yaşanan sürprizlerin yıl başında yapılan kural değişiklikleriyle pek de alakası yoktu. Aslında ilk 3 yarışın ikisinin (Avustralya ve Brezilya) ciddi yağmur altında geçmiş olması yaşanan sürprizlerin ana kaynağıydı. Sıralama turlarına çok hafif çıkarak potansiyel avantaj elde etmek mümkün ama bu avantajları yarış sonucuna çevirme konusu henüz kanıtlanmış değil.
Tasarruf tedbirleri denen önlemlerle getirilen kısıtlamaların yarışın kalitesini düşürdüğü de bu yarışta iyice ortaya çıktı. Gerçek anlamda bir ıslak lastiği getiremeyen takımların orta hamur lastiklerle su birikintilerinde dans etmeleri önce eğlenceli gibi görünse de dünyanın en yetenekli pilotlarının dahi fiziksel gerçekliklerle belirli bir noktadan sonra mücadele edemiyor olmaları sportif açıdan hiç de eğlenceli değil. Tüm hızlı pilotların aynı virajda yarış dışı kalmaları tesadüf değildi – o koşullarda yarış aracı kullanmalarını ve yarış etmelerini beklemek hiç de gerçekçi bir beklenti değil. Elde o teknoloji olmasa belki ama lastik teknolojisi bu noktalara gelmişken bu saçma kısıtlamalara ne gerek var?
Tek tip lastik kullanılması belki kağıt üzerinde kimi takımların lastik masrafını azalttı ama ya Brezilya'da hurdaya dönen araçların masrafı? Lastik masrafı harcama oluyor da bu yüzden yaşanan kazalar sonucu hurdaya dönen araçların tamiratı Kızılhaç tarafından mı üstleniliyor?
Bütün bunlar bir yana yarışın hemen ardından akla gelen ilk soru şu oldu: evet sürprizli yarış izliyoruz belki ama sürekli suni nedenlerden değişen klasman gerçekten de sportif olarak geçerli bir heyecan faktörü mü?
Bizim aradığımız faktör olan rekabet? Senna – Prost, Schumacher – Villeneuve – Hill, Hakkinen – Schumacher benzeri lastiklerin birbirine değdiği, tampon tampona, saliseler içinde geçen yarışlar yaşanmadıkça birçok karmaşık kural ve belirsiz ortam yüzünden yaşanan sürprizler gerçek spor seyircisini tatmin ediyor mu?
Spor – Ticaret ikilemi
FIA ve bağlantılı kurumlar ticari zorluklar yüzünden takımları sportiflikten uzaklaşmaya, suni ve gerçek olmayan bir rekabet ortamına çekmeye çalışıyor. Sporun temeli çok sağlam olduğu için ve doğası gereği içine entegre edilmiş olan rekabet faktörü sayesinde bir ölçüde bu değişime ayak diremeye çalışıyor – ama nereye kadar? Yöneticiler işlerini ellerinde sadece hesap makineleriyle yapmaya çalıştıkça sporun spor tarafı zayıflıyor, ticari tarafı öne çıkıyor. Spor - ticaret birlikteliğiyse ancak yağmurlu bir günde plajda yürüyüş yapmak kadar verimli oluyor.
Sporun büylesine suni yöntemlere yaşatılmaya çalışılmasına en iyi cevabı sürekli güvenlik aracının arkasında gitmekten 150 dereceye çıkan motor, 1200 dereceye çıkan ve akkor haline geldikten alev alan eksozu yüzünden finiş kapalı parkında yanmaya başlayan yarışın galibi Fisichella'nın aracı verdi. ''Ben bu iş için yaratılmadım!'' diyordu adeta Fisichella'nın Formula 1 yarış aracı...
Sevgi ve saygılarımla,
Verbal Kint
verbal@verbalkint.com