Formula 1 Dünyası Derin Bir"Oh" Çekti

27 Mart 2002

Geçtiğimiz hafta sezonun ikinci Formula 1 yarışı Malezya'ya taşınırken herkesin aklında tek bir soru vardı: Yine mi Ferrari? Bundan kısa bir süre önce F1 dünyasını kurtaran fikir olarak görülen 'Concorde' anlaşmasının ağırlığı altında ezilmeye ve kısır bir döngüye girmeye başlayan Formula 1 dünyası biraz bilinçsiz de olsa, bu defa Ferrari'nin kazanamadığını görerek sevindi, artık en hızlı olmadığını görünce de derin bir 'oh çekti'.


Motorsporları son derece karmaşık dinamikler üzerine kurulu bir spor dalı; hatta, araç mekaniğinden insan psikolojisine varan geniş spektrumlu sayısız değişkeni ile belki de varolan sporlar içerisinde en karmaşığı. Sizlerle önümüzdeki sezon boyunca bu satırlar aracılığı ile motorspor dünyasının hızlı, rekabet dolu, gerilimli ve bağımlılık yaratacak derecede 'büyülü' dünyasının dinamikleri üzerinde konuşacağız. Ilk bakışta göründüğünden çok daha derinlere giden hesaplar, stratejiler ve teknolojiler üzerine kurulu bu dev endüstüri ile ilgili birçok konuyu enine boyuna inceleyecek, kimi ekibi, yarışçıyı yada aracı beğenecek kimini de beğenmeyecek ve eleştireceğiz. Vaktimiz ve yerimiz uygun olduğu sürece sadece ekipler ve araçlar üzerine değil motorsporlarının kendine özgü ekonomisi ve teknoloji taraflarına da eğileceğiz.

Ben biraz bencil bir insan olduğum için dünya üzerinde motorsporlarının kapsamına alınabilecek onlarca dal olmasına rağmen özellikle Ralli ve Formula 1 ile ilgileneceğiz. Bunun birkaç nedeni var ama en önemlisi bu iki dalın motorspor izleyici kitlesinin nerede ise tamamının 'ortak paydası' olması. Bu iki birbirine rekabet eder gibi gorünen dalın kendi çaplarında tam anlamı ile birer iş alanı haline gelmiş, dünyada Futboldan sonra ikinci en çok izlenen spora dönüşmüş ve bu sporlara hükmeden insanların da bügun sadece Avrupa'da değil dünyada da çok büyük güç odakları haline gelmiş olmaları da diğer önemli sebepleri. Spora hükmedenler ve onlar arasındaki mücadelelerin, en az bu sporun içindeki rekabet kadar keskin olduğunu beraberce görecek ve bu gözlemlerimizden çok şey öğreneceğiz.

Bu satırlarda 'yarış raporları' okumayacaksınız; bugün varolan iletişim imkanları geleneksel anlamda yarış anlatımını anlamsız kılıyor. Bu satırlarda sadece yorum bulacaksınız. Kimi zaman bu yorumlara katılacak, kimi zaman katılmayacak, hatta belki de kızacaksınız. Motorsporlarının büyülü dünyasının teknoloji olduğu kadar aynı zamanda ne kadar enerji ve duygu yüklü, yoruma açık, tartışmalı ve çoğu zaman zaman siyah ve beyaz, doğru ve yanlış ayrımı olmayan, olamayan bir spor dalı olduğunu göreceksiniz. Eğer bu satırları bu noktaya kadar sıkılmadan okuyabildi iseniz tebrikler: dünyanın en gösterişli ve en iyi yönetilen kaos ortamına hoş geldiniz!

'Hitap' faslını fazla uzatmadan ilk merceğimizi Forumula 1 sezonunun ikinci yarışı olan Malezya Grand Prix'ine çevirelim; Önce kısa bir durum analizi: Mart ayının ikinci haftası ve yarışımız Asya Pasifik ülkelerinin en zenginlerinden biri olan Malezya'da. Sezonun ilk yarışını takımın kendi tabiri ile "eski" spesifikasyonlu aracı ile rahatça kazanan Michael Schumacher yüzünde geniş ve rahat bir gülümseme ile pit bölgesinde dolaşırken etrafına sataşmaktan da geri kalmıyor. Ferrari'nin ikinci pilotu Rubens Barrichello Avustralya'da yaşadıklarına hala inanamamış görünüyor: hızlı olduğunu ve aracına da çok iyi uyum sağladığının farkında ama sonuç alamamaktan dolayı gergin ve huzursuz. Aslında Ferrari'nin her iki pilotu da BMW / Williams'in Ferrari ile arayı belirgin oranda kapatmış olduğunun gayet iyi farkında. Schumacher'in geniş gülümsemesinin ardında belli belirsiz bir endişe var ama sıralama turlarında en iyi zamani da yapmış olmak, 'acaba hala en iyi biz miyiz?' sorusuna 'evet' dedirtmeye zorluyor şampiyon Schumacher'i. Aslında Williams'in, muhtemelen Latin kökenli olduğu için birçok açıdan Senna'yı hatırlatan pilotu Montoya'nın, gözünü budaktan sakınmayan, strateji - puan gibi hesapları hiçe sayan tarzı Schumacher'in asabını bozmuyor değil. Schumacher, robotvari disiplini ve makineleşmiş stili ile her türlü rakiple mücadeleye hazır; kalbi ile yarışan, kaybedecek hiçbir şeyi yokmuş gibi davranan, 'mantıksız' bir Montoya hariç..! Michael Schumacher, Williams'in diğer pilotu ve öz kardeşi Ralf Schumacher'in ne yapabileceğini ve ne yapamayacağını gayet iyi biliyor, bilmediği ve tahmin edemediği, gözleri çok uzaklara bakan Montoya'nın ne yapabileceği...

Mclaren ciddi bir krizin eşiğinde: Motor / şasi / sürücü kombinasyonu bir türlü oturamıyor. Aslında her komponent kendi başına sorunsuz ve rekabet gücü yüksek ama biraraya geldiklerinde bir türlü istenen sonuç çıkmıyor. Içgüdüsel midir, tesadüf müdür bilinmez ama McLaren'in son şampiyonu Hakkinen sanki bilerek uzaklaşmış gibi ekipten. Biraz dışarıdan izleyip sorunlar çözüldüğünde dönmek hiç de mantıksız değil – Formula 1'de doğru koşulları, doğru zamanda biraraya getirmek imkansıza yakın; hiçbir ekibin hegemonyasını uzun süre devam ettirememesi, herhangi bir zaman diliminde de genellikle birden fazla takımın başa güreşecek kadar güçlü olamaması da bundan aslında. Sürekli bir Williams, McLaren yada Ferrari dönemi yaşayıp duruyoruz, her dönem birisi mutlaka belirgin bir üstünlük sağlıyor diğerine. Şampiyonluğun son yarışa kaldığı günleri çok özlüyorüz...

Hava 35 derece ve zemin kupkuru, yarışın startının çok ilginç olacağı kesin: Schumacher Pole Pozisyonda ama bunun Ferrari'nin çok kısa ömürlü 'sıralama turu' motoru ile geldiğini biliyor ve hemen sağındaki Montoya'nin nasıl kalkacağını çok ama çok merak ediyor. Start veriliyor ve gördüğümüz manzara ile ağzımız kulaklarımıza varıyor gerçekten de! Bu sezonun zorlu geçeceğinin en önemli ipucu Malezya Grand Prix'inin start anında geldi: hemen hemen hemen aynı süratle kalkmayı başarmasına rağmen Montoya'nın ilk virajdan önce az farkla da olsa uzaklaşmaya başlayacağını hisseden Schumacher, anormal bir şerit değiştirme ile fiziksel olarak rakibinin ideal çizgisini kapatmaya çalıştı. Ama muhtemelen buna hazırlıklı olan Montoya bu blöfü hiç tereddütsüz gördü: benzer bir şekilde, bu defa Montoya kendisini yolun soluna atarak savunma değil saldırı yapacağının ve bu hareketi ile yoldan çıkmak dahil her türlü sonuca hazırlıklı olduğunun işaretini verdi. Bu noktadan sonra ise her iki pilot da çarpışmanın kaçınılmaz olduğunu biliyorlardı. Schumacher yaptığı anormal manevra sonucu fren noktasını kaçırdı ve önden kayarak ideal çizgisinin dışına taştı, Montoya da ona yol açmayarak virajın sol kısmında ve yeni çizgisinin tam üzerinde devam etti. Aslında araçlar birbirine bu şekilde dokunduğunda çokşey olabilirdi ama içerde ve az da olsa geride kalan Schumacher'in sadece ön kanadı kırıldı, Montoya ise göründüğü kadarı ile hasar almadı ama bırkaç sıra kaybetti.. Bu şekilde bir temas görmeyeli çok ama çok uzun zaman oldu ve bu gerçekten de iyi haber: iki pilot da kendi kayıplarını minimize etmeyi değil, bedeli ne olursa olsun kazanmayı hedeflemişlerdi...

Ön kanadı kırılan araca ne olur? Aracın ön ve arka kanatları toplam aerodinamik paketlerinin yaklaşık %95'ini oluşturur. Yani bunlardan herhangi birinin kırılması aracın üzerinden ve altından geçen havanın akışında çok önemli değişikliklere yol açar. Biraz daha detay vermek gerekirse: ayarlar her araç için değişmesine rağmen genel olarak bir Formula 1 aracının kanatları, üzerinden geçen havanın %40'ını ön, %60'ını ise arka bölgesi üzerinde yoğunlaştırır ve bu bölgeler üzerinde bir yere basma kuvveti ( downforce ) oluşturur. Yani, ön kanat yerinde olmadığı zaman oluşan yere basma kuvvetinin hemen hemen tamamının aracın arkası üzerinde yoğunlaşacağını ve arkada aşırı bir baskı, önde de aynı şekilde anormal bir 'hafifleme' oluşacağını varsayabiliriz.
Bu durumda, aracın önü ile beraber sürücünün elindeki direksiyon da birden bire anormal şekilde hafifleyecek, buna karşılık yere aşırı olarak basan arkanın verdiği etki ile araç sürekli önden kayan ve özellikle yüksek hızlarda yönlendirilmesi nerede ise imkansız bir hale gelecektir.

Aslında yarışın startını izleyen 10 tur içinde yarışın kaderi kolayca çizildi. Montoya'ya verilen anlamsız pite girme cezası ( bu sporda her gün yeni birsey öğrenebiliyorsunuz; Montoya'nın cezası ' drive through' denilen ve bildiğimiz 'stop – go' cezasından uygulanışı açısından daha hafif olan yeni bir ceza idi... ) yarışın sonucunu belirledi sayılır. İlk turdaki karmaşanın ardından liderliği birdenbire kucağında bulan Rubens Barrichello, ilk pit-stopunu yapana kadar hala baskı altında rahatsız Ralf'ın sinirli pilotajı sayesinde arayı korumayı bildi. Ama tur zamanlarını ve araç süratlerini pistin her bölümünde ayrı ayrı ölçebilen telemetre ölçümleri bir şeyi açıkça gösteriyordu: Williams bu hali ile Ferrari'den hızlıydı. Ne kanadını değiştirdikten sonra yarışa son sıralardan dönen Schumacher, ne de yarışın ilk çeyreğinin lideri Barrichello hızlı bir tur derecesi yada göze batan bir sürat yakalayamadılar. Schumacher, belki de en çok sevdiği arkadan gelip yakalama oyununu oynuyor olmasına rağmen istediği tempoya ulaşamadı.

Barrichello ikinci pit stop'undan sonra yarışı kazanamayacağını anlamıştı ama yine de önündekinin Montoya olmaması, üzerinde kumar oynanabilecek bir stratejiye imkan tanıyor gibi idi. Riskli denecek kadar az benzin ve çok yumuşak bir lastikle piste dönerek sansını denemeye niyetli Barrichello'yu kötü bir sürpriz bekliyordu: Ferrari, son iki yıldır nerede ise hiç yaşamadığı bir motor arızası ile yarış dışı kaldı. Yarışın geri kalan turları ise Montoya'nın rekor tur zamanları ve Schumacher'in sabırlı temposu ile üçüncülüğe tırmanması dışında önemli bir olaya sahne olmadı. McLaren her iki aracını da motor arızası ile kaybetti; Jordan kağıt üstünde hem mekanik hem de pilot parkı olarak ortalamanın üzerinde olmasına rağmen yine sonuç alamadı; Jaguar unutmak isteyeceği bir yarış daha yaşadı, küçük takımlar içinde ise Sauber yine parladı – Ferrari motorunun Sauber'in son iki sezondur yakaladığı istikrarlı çizgide etkisi büyük. Birkac yıl öncesinin parlak Jordan'ının yerini yavaş ama emin adımlarla Sauber ekibi alıyor. BAR ise sorunlu, hem de büyük sorunlu; takımın yeni patronu Malezya Grand Prix'sinden sonra ekibin iki anahtar teknik adamını da görevinden aldı. BAR takımı aynı karlılığını kaybetmiş bir şirket gibi yeniden yapılanmaya gidecek gibi görünüyor – ama bırakın sezon içinde yeniden yapılanmayı, Formula 1'de bir fazla pit stop yapmaya dahi zaman yok. BAR ekibi ve renkli patronu David Richards konusuna bir başka zaman tekrar değineceğiz.

Yarışın galibi kağıt üzerinde Ralf Scumacher oldu ama pratikte asıl kazanan Williams takımı idi. Ralf, önünü açık bulduğu zaman hatasız gidip sonuç alabiliyor ama ciddi rekabet ortamında çok kararlı değil. Yarışın yıldızı Montoya bu sezon için beklediğimizden daha çok umut verdi. Yaklaşan büyük mücadelenin kokusunu almak hiç de zor değil...

İlk seferlik bu kadar.. Brezilya'da görüşmek üzere..

Sevgi ve saygılarımla,

Verbal Kint
verbalturkey@yahoo.com