Bu sözler Piranha Kulübünün en büyük Piranha'sı olan Bernie Ecclestone'a ait. Timothy Collings 2001 yılında yayınlanan ve Formula 1 dünyasındaki güç kavgalarını anlattığı kitabına 'Piranha Kulübü' adını vermiş – pek de haksız sayılmaz doğrusu çünkü bu enteresan dünyada hayatta kalabilmek için bir Piranha'nın acımasızlığına sahip olmak gerekiyor. Hatta kimi zaman o da yetmiyor, diğer Piranhalar kimi zaman aralarında en güçsüz bulduklarını yiyip yokediyorlar, tıpkı bu sezonun başında efsanevi pilot Alain Prost'un büyük umutlarla kurduğu Fransız rüyası Prost F1 takımının başına gelenler gibi.
Ferrari ekibi sezon başından bu yana belki de Formula 1 tarihinin en ciddi dominasyonunu sağladı, McLaren ve Williams ekipleri ise en iyi yardımcı oyuncu rolünü almak için kavga ediyorlar, yani iki haftada bir Pazar günleri ekran başına geçerken eskisi kadar heyecanlı değiliz artık. Bunun etkileri spora olan ilginin yavaş yavaş azalması şeklinde kendini göstermeye başladı bile: İngiliz ITV kanalı Fransa Grand Prix'sinin seyredilme oranının geçen yıla göre %2, İtalyan RAI de sezon başından bu yana koşulan 11 yarışın toplamının izelnme oranının 2001 yılına göre %7.5 oranında azaldığını duyurdu. Belki ana meraklı kitle F1'i hala izliyor ama aynı bizim seçim anketlerinin kararsızları gibi olan ve Pazar günlerinin planını F1 takvimine yapmayan, yani ortalama ilgiye sahip seyirci kitlesi yavaş da olsa ilgisini kaybediyor.
Aslında bu arada Formula 1 dünyasının perde arkasında çok ama çok ilginç güç kavgaları yaşanıyor. Prost'un sahneden silinmesinden sonra piranha kulübünün büyük balıkları aralarında zayıf olan birini daha yemeye hazırlanıyorlar: Arrows ve sahibi Tom Walkinshaw. Ancak bu sefer durum biraz komplike çünkü Arrows'un sahibi Tom Walkinshaw kulüpteki piranhalar içinde dişleri en keskin olanlardan biri!
Tom Walkinshaw ve Arrows'un hikayesine biraz daha yakından bakmadan önce neden F1'in küçük oyuncularından biri ile bu kadar ilgilendiğimizi biraz daha açalım; bunun en önemli sebebi Arrow ekibinin yaşadıklarının, Formula 1'in bugünlerde geçirmekte olduğu evrimin çok güzel bir göstergesi olması. F1 gözlemlerimizin odağını, Schumacher'in rakiplerini nasıl geçtiğinden yada sıralama turlarında neler oldu, kim formda kim değil saptamalarından uzaklaştırmakta fayda var. Zira görünen o ki hikayelerimiz her geçen gün daha da kısır bir döngüye giriyor – rekabetin ölmek üzere olduğu Formula 1 dünyası kendi kazdığı kuyuya düşmek üzere. Kapitalist ekonominin acımasız çarkları sporu geri dönülmez bir yola soktu bile: kaynağı -yani parası- çok olan kazanır, olmayansa yardımcı roller arasında bir yer bulup bu zengin içerikli ticari döngünün içinden kazanç sağlamaya bakar. Her Pazar TV ekranının uç köşelerinden izleyip de pek de dikkatimizi çekmeyenlerden biri olan Arrows ekibinin sahibi Tom Walkinshaw'un son F1 macerasını dinleyince sanıyorum bana hak vereceksiniz, F1 artık tamamen bir iş yatırımı haline geldi – yani iş hayatındaki rekabet neyse F1'deki rekabet de aynen o... İşte Tom Walkinshaw'un Arrows macerası;
Nasıl Piranha Olunur?
Tom Walkinshaw TWR ( Tom Walkınshaw Racing ) isimli firmanın tek sahibi ve son derece girişimci bir kişi; 1970'li yıllarda İngiltere Açık Pist Şampiyonasında kendi yarışmış, birçok grup birincilikleri kazanmış, daha sonra ise işi daha da ileri götürüp müşterileri adına araba hazırlama ve yarıştırma işine girmiş. Hırslı ve inatçı yaradılışı ve çok üretken çalışma tarzı sayesinde işi gitgide büyütmüş ve hatta birçok noktada bugünlerin F1 Patronu sayılan Bernier Ecclestone ile yanyana işler yaptı. Önemli başarıları arasında 1983 yılında Rover adına kazandığı İngiltere Pist Şampiyonluğu olmuş ama bu şampiyonluk malesef kural dışı motor ve gövde parçaları kullandığı için elinden alınmıştı. Daha sonra yine kendi kullandığı Jaguar XJS ile Avrupa şampiyonluğunu kazanan Walkinsahw Jaguar patronlarının dikkatini çekince 24 saatlik Le-Mans için bir Jaguar hazırlaması işini alır ve takımı sadece Le-Mans'ı değil aynı zamanda birçok SportsCar ( bugünki GT ) şampiyonlukları da kazanır. Bu noktadan sonra Walkinshaw'un önlenemeyen yükselişi başlamıştır. Her ne kadar ticari ilişkileri kısa dönemli olsa ve her elini uzatanın eli yanıp geri çekse de Walkinshaw Jaguar, Volvo, Aston Martin ve Renault gibi birçok dev müşteri ile çalışır ve TWR hanedanı gitgide büyür ve serpilir. Walkinshaw 90'lı yılların başında ticari başarının sadece motorsporundan gelemeyeceğini anlayınca şirketi TWR'ı büyüterek büyük firmaların özel araçlarını tasarlama ve alt yüklenici olarak imal etme işine el atar – Jaguar XK220, Volvo C70 Coupe ve son olarak da Renault Clio V6 Sports araçlarının tasarım ve imalatlarını üretici firmalar adına üstlenebilecek büyüklükte bir mühendislik firmasıdır artık TWR.
Gelelim bizim ilgilendiğimiz bölüme: Walkinshaw daldan dala atlayarak 1994 yılı başında Benetton takımının Mühendislik Direktörü görevini üstlenir ve Benetton-Ford ekibi özellikle çok tartışmalı geçen bu sezon sonunda pilotu Michael Schumacher ile şampiyonluğu kazanır – bu aynı zamanda Schumacher'in de ilk şampiyonluğudur. Takımın o zamanki patronu Flavio Briatore Walkinshaw'ı, yine Briatore'nin sahibi olduğu Ligier takımının başına geçirir ama bir yol sonra Walkinshaw buradan da ayrılıp batmak üzere olan Arrows takımını satın alır – takvimler 1996 yılını göstermektedir...
Ticari fırsatlar konusunda adeta bir deha olan Walkinshaw hemen takıma olan ilgiyi artırmak ve sponsor altyapısını kuvvetlendirme çalışmalarına girişir – ilk hareketi çok da mantıklıdır: yıldızı gitgide söndüğü için büyük takımlardan ilgi göremeyen ama Schumacher'e yenilmeyi de bir türlü hazmedemeyen İngiliz Pilot Damon Hill, Walkinshaw'lu Arrows'un ilk pilotudur. Yine medyanın sevdiği bir isim olan genç ve bol paralı Pedro Diniz ise yeni ve potansiyel yetenek olarak Walkinshaw'un sahne gösterisinin bir parçası haline gelir. Takım inişli çıkışlı bir performans sergiler, hatta 1997 yılı Macaristan GP'sinde Damon Hill bol kazalı bu yarışta nerede ise yarışı kazanacakken son iki turda mekanik arızaya yenik düşer ama Walkinshaw istediğini almıştır: Hill 1998 sonunda ayrılmasına rağmen takım artık ilgi çeker hale gelmiştir..
Bundan sonraki 3 yıllık süreç o kadar karışık ki kronolojik olarak takip etmekte fayda var:
Ocak 1999: Nereden çıktığı belli olmayan Fas asıllı Prens Malik Ado İbrahim 60 Milyon USD tutarında bir para kaynağı ile takıma ortak olur. Paranın büyük bir kısmı Morgan Grenfell Private Equity (MGPE) isimli bir özel yatırımcı firmadan gelmektedir.
Mart 1999: Walkinshaw İspanyol Yağ ve Benzin devi Repsol ile ana sponsor olarak anlaşır. Anlaşmanın değeri 8 milyon USD olarak açıklanır ve Pedro De La Rosa bu anlaşma ile takıma gelir. Diğer pilot ise Japon Tora Takagi olarak açıklanır. Takımın diğer tek geliri ise esrarengiz Prens'in yarattığı T-Minus markasıdır.
Kasım1999: Sezon finansal olarak tam bir fiyaskodur: Prens Malik'in markası olan T-Minus'dan herhangi bir para gelmez ve Prens belirdiği gibi esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolur. Sezon sonunda Walkinshaw kendi ekibinin tasarladığı ve çok ağır ve yavaş bir motor olan Hart motorunu artık rafa kaldıracağını ve eski Renault tedarikçisi Supertec'ten motor alacağını açıklayarak biraz prestij kazanmaya çalışır ama kaynaklar bunu dahi yapmaya yetmemektedir.
Aralık 1999: 2000 sezonu Arrows için karanlık görünmektedir; Tek kesin sponsor Repsoldur. İngiliz telekomunikasyon şirketi Orange Walkinshaw'un yaptığı teklifi yüksek bulur ve kabul etmez. Sonunda Şirket ortaklarından Morgan Grennfell'in sahibi olduğu bir bahis şirketi olan Eurobet ve Hollandalı bir Broadband teknoloji firması Chello küçük rakamlarla sponsor olmayı kabul ederler.
Ocak 2000: Tom Walkinshaw 1998 yılı bilançosunu açıklar: takımın TV dahil gelirleri 37.2 milyon USD ve toplam zararı da 8.7 milyon USD görünmektedir.
Şubat 2000: Takım geçen sezonun borçları ve Supertec motorları için gereken parayı, Orange firmasının da sponsorlar grubuna son anda bulması ile denkleştirir ve Arrows 2000 yılı için start alacak noktaya gelir. Hollandalı sponsor Chello'yu memnun etmek için Jos Verstappen ile bir yıllık anlaşma imzalanır. Orange'ın gelmesi diğer sponsorları kızdırmıştır ama Walkinshaw Arrows'un Junior Formula 3 araçları üzerinde bedava yer vererek Eurobet ve Chello'yu ikna eder.
Haziran 2000: Walkinshaw Eurobet patronu Trevor Beuamont ile 2001 için 12 milyon USD karşılığı anlaşma yeniler ve 3 milyon USD daha verirse Hollandalı Verstappen'i atıp daha iyi bir pilot almayı önerir! Walkinshaw bunun takım için gerekli olduğunu söyler.
Temmuz 2000: Walkinshaw Supertec ile yaptığı anlaşmayı bozarak Asiatech isimli yeni ve tanınmayan bir firma ile bedava motor sağlanması için anlaşır. Görünen odur ki Asiatech eski Peugeot V-10 motorlarını pazarlamaktadır ancak Asiatech'in bu anlaşmayı neden para almadan yaptığı bir türlü anlaşılamaz - Spekülasyonlar Asiatech'in ya ileriye dönük bir marka yatırımı yaptığı yada para akladığı yolundadır! Walkinshaw bir Londra Rugby kulübünün başkanı olan Huw Morgan isimli bir kişiyi Ticari Direktör olarak ilan eder ve yeni direktör Arrows'dan aralarında PR müdürünün de olduğu birçok kişiyi işten çıkarır.
Temmuz 2000: Walkinshaw sponsorlarından olan Eurobet'in patronunu Bernie Ecclestone ile tanıştırır. Ecclestone ve Eurobet patronu Formula 1'in bahis haklarının tamamının Eurobet'e verilmesi için pazarlık ederler. Pazarlığın sonucu açıklanmaz ama bu noktadan sonra F1 bahislerinin düzeni tamamen değişir... Bu görüşmeyi takip eden bir hafta içerisinde Walkinshaw Eurobet sponsorluğunun yenilendiğini, hatta bütçenin 3 milyon USD arttığını açıklar.
Eylül 2000: Walkinshaw Jos Verstappen ve Pedro De la Rosa'nın 2001'de takımda devam edeceklerini açıklar. Ancak aslında Verstappen'in kontratı imzalanmaz ve sezon başlamadan takımdan çıkarılır.
Ekim 2000: Asitech firması yeni oldupunu iddia ettiği Peugeot motorunu ilk defa Arrows ile dener. Firma bu motorun 'disposable' yani kullan-at mantığı ile üretilen ilk motor olduğunu savunur. Bu durumda sıralama turları da sayıldığında firmanın yılda 200 civarında motor üretmesi gerekecektir! Sezon ilerledikçe iddiaların manktıksızlığı ortaya çıkar – ayrıca motor güçsüz ve dayanıksızdır. Uzakdoğulu bir konsorsiyum olduğu anlaşılan Asitech, motoru için yeni yatırım yapacağını iddia etse de durum değişmez.
Walkinshaw'un yeni maceraları: Moskova GP'si ve diğerleri...
Birkaç yıl önce bir anda olası bir Moskova Grand Prix'si ile ilgili fırtınalar kopuvermişti hatırlarsanız – bu projenin arkasında kimin olduğunu merak eden varmıydı acaba? Okumaya devam...
Ekim 2000: Tom Walkinshaw, kendi şirketler grubu TWR adına Moskova Belediyesi ile 150 milyon USD karşılığında bir anlaşma imzalar. Anlaşma Rusya'da Nagatino adasında bir F1 pisti yapılmasını içermektedir. İmza törenine Bernie Ecclestone da katılır. Walkinshaw'dan ağzı çok yanan Ecclestone toplantıya katılmazlık etmez ama yorum yapmaktan kaçınır. Kimileri Ecclostone'un da bu anlaşmada payı olduğunu iddia ederler.
Aralık 2000: Eurobet 2001 yılı için Arrows'a para ödemeyeceğini açıklar – ama Walkinshaw'un iddiasına göre 3 yıllık kontratları vardır. Firmalar mahkemelik olurlar. Bu karmaşadan usanan Repsol de 2001 yılı için desteğini çeker.
Ocak 2001: Walkinshaw 1999 bilançosunu açıklar; takımın gelirleri 27 Milyon USD iken toplam zararı 33 milyon USD'yi bulmuştur. Walkinshaw bu durumu Prens Malik'in oratadan kayboluşu ile açıklar.
Ocak 2001: Red Bull enerji içecekleri firmasının başı Dietrich Mateschitz Sauber takımı ile olan anlaşmasını bozar ve hem kişisel sponsoru olduğu pilotu Enrique Bernoldi'yi hem de 12 milyon USD'lik bütçesini Arrows'a kaydırır. Repsol'u kaybeden ve Bernoldi'yi sponsoru ile beraber alan Walkinshaw Pedro de La Rosa'yı hemen işten çıkarır.
Mart 2001: Arrows 2001 aracının lansmanını ilk yarış olan Melbourne'da ancak yapar. Chello ve Eurobet'in sponsor olarak kalacağını ilan eden Walkinshaw Eurobet tarafından yalanlanır ve aracın üzerindeki logoların izinsiz olarak konmuş olduğu duyurulur. Bu sezon bedava olarak alacağı Asiatech motorlarını kullanma kararında ısrar eden Walkinshaw her nasılsa tüm sponsorlarını korumayı, hatta birkaç yeni küçük sponsor bulmayı da başarır.
Nisan 2001: Arrows, 2000 yılı bilançosunu açıklar; takım 67 milyon USD gelir elde etmiş ve tam bu miktarda da harcama yapmıştır. Arrows uzun süreden bu yana ilk defa bir sezonu finansal olarak başabaş kapatır.
Mayıs 2001: Walkinshaw Beford'da bulunan ve eski bir askeri rüzgar tünelini satın aldığını açıklar. Tünelin yüksek hızlı uçak ve küçük roketler için kullanıldığı ve Avrupa'nın en iyi rüzgar tüneli olduğu bilgisi verilir.
Haziran 2001: Arrows yatırımının belki de tarihinin en büyük hatası olduğunu sonunda farkeden MGPE, çoğunluk hisselerini Red-Bull'un patronu Dietmar Matezchitz'e satmaya çalışır. Walkinshaw bu olayı ancak gazetelerden öğrenir. Satış için anlaşma tam olarak sağlanamaz ama pazarlıklar sürmeye devam eder.
Haziran 2001: Arrows Asiatech motorunu kullanmaktan vazgeçer. Bunun yerine Cosworth ile pazarlığa girişerek Jaguar'ın kullandığı motorun aynı spesifikasyonunda bir motor almaya çalışır. Jaguar'ın Walkinshaw'un rüzgar tünelini kullanması izni da dahil olmak üzere yeni motorun için istenen bedel 20 Milyon USD'dir.
Ağustos 2001: Sürpriz bir şekilde Jos Verstappen tekrar Arrows ile anlaşır.
Ağustos 2001: Arrows, anlaşılamayan bir nedenden dolayı sponsoru Eurobet'e 30 Milyon USD'lik bir borç çıkarır ve borcu tahsil için yasal yollara başvurur! Eurobet aynı zamanda takımın %40'ına sahip olan MGPE (Morgan Grenfell Private Equity) grup şirketlerinden biri olduğu için bu Morgan Grenfell cephesinde tam bir kaosa yol açar – Tom Walkinshaw ise hiç aldırış etmeden Eurobet'in 2001 ve 2002 sezonları için kendisine bu bütçeyi vaad ettiğini iddia etmeye devam eder. Hatta daha da ileri giderek kendi ortağı ve ana para kaynağı MGPE'yi de Eurobet'i korumakla suçlayarak dava eder. Ne yapmak istediği tam olarak anlaşılamasa da Tom Walkinshaw'un ortağı ile ipleri atmaya hazırlandığı bellidir.
Eylül 2001: Arrows, Sauber ekibinin parlak tasarımcısı Sergio Rinland'ı işe alır. Kendi tasarımcısı Eghbal Hamidy'yi ise hemen işten atar – Hamidy ise Jordan ekibine geçer.
Eylül 2001: Heinz Harald Frentzen'in Arrows'a geçeceği söylentileri yayılır. İddia Frentzen'in daha yeni kontrat imzalamış olan Verstappen'in yerine geçeceğidir. Kimileri bunun sadece Walkinshaw'un ilgi çekme çabası olduğunu iddia eder.
Ekim 2001: Walkinshaw Bedford'daki rüzgar tünelini Jaguar ve Niki lauda'ya 20 Milyon USD'ye satmaya çalışır – 20 Milyon USD aslında 2002 yılında Walkinshaw'un Cosworth'e ödemesi gereken rakamın tamamıdır ve Walkinshaw aynı rüzgar tünelini sadece birkaç ay önce 5 milyon USD ödeyerek satın almıştır.
Yeni fırsatlar mı son gayretler mi?
Ocak 2002: Prost ekibi iflasını ister ve bu durum kurt Walkinshaw'un hemen ilgisini çeker. Ana şirketi TWR'dan eski ortağı Charles Nickerson ile hemen bir plan yapar ve beraber bir şirket kurarak Prost'tan arta kalanları devralmak için girişimde bulunurlar. Asıl amaç Prost'un son anda battığı için 2002 sezonu adına halen hakkı olan TV gelirlerine sahip olmaktır ( analistler bu gelirin 14 milyon USD civarında olduğunu tahmin ederler ) Prost'un varlıkları yeni F1 şirketi (!) tarafından satın alınır.
Şubat 2002: Arrows gerçekten de 2002 için Frentzen ile anlaştığını açıklar ve kontratı olmasına rağmen Verstappen'in yarışmayacağını açıklar. Verstappen Arrows'u dava eder.
Şubat 2002: Prost araçları motorsuz olarak ( Peugeot Prost batınca motorlarının tamamını gerş almıştır ) Arrow garajına gelir. Arrows mühendisleri bu kadar kısa zaman içinde eski ve nerede ise üç sezondur kulanılmayan Hart motorlarını bu araca takıp nasıl yürüteceklerini düşünürken Walkinshaw ortağına araçların yarışacağı sözünü vermiştir bile.
Şubat 2002: Arrows yeni aracını Avustralya GP'sinden hemen önce basına gösterir. 2002 3 yıllık Orange sponsorluğunun son yılı olacaktır. Walkinshaw Avustralya GP'sinin basın toplantısında şirketi Arrows'un ismi açıklanmayan bir başka şirket ile ortak olarak Prost takımını 1.8 Milyon USD karşılığı satın aldıklarını, aracın eski Hart V-10 motorunun yeni bir versiyonunu kullanacağını ve yeni takımın Malezya GP'sine yetişeceğini açıklar. Takımın adı Phoenix'dir. Walkinshaw'a benzer bir şekilde Prost'u almaya çalışan ama becermeyen Minardi takımının sahibi Paul Stoddart bu fırsatı kaçırdığını farkederek basına ateşli açıklamalar yapar.
Mart 2002: Phownix takımının taze sahibi ve Walkinshaw eski ortağı İngiliz Charles Nickerson ekibin Malezya'da yarışacağını açıklar ama FIA aynı fikirde değildir: FIA'ya gire takımla beraber yarışma hakları ve lisansı satın alınmamıştır.
Mart 2002: Phoenix araçları Malezya GP'si için Kuala Lumpur'a varır ancak esrarengiz bir şekilde Malezya gümrüğü araçları ülkeye sokmaz! FIA bir basın açıklaması yaparak Phoenix takımının 2002 yarışlarına giremeyeceğini duyurur. Charles Nickerson ise FIA'yı dava edeceğini açıklar.
Mart 2002: Uluslararası mahkemelerde görülen dava rekor hızla ve Phoenix'in aleyhine sonuçlanır, hatta Phoenix dava masraflarını da ödemek zorunda kalır. FIA'nın politik gücü Walkinshaw'un kıvraklığını yenmiştir. Birçok uzman FIA'nın davayı bu kadar hızlı sonuçlandırabilmesini ve bunun için kullandığı yöntemleri eleştirir – Walkinshaw'un planı bu kez çalışmamıştır ama işin ilginci birdenbire Phoenix ile hiçbir ilgisi yokmuş gibi davranması olmuştur.
Mart 2002: Aslında Walkinshaw kendi derdi ile meşguldur: Bernie Ecclestone Arrows'un sezonun sonunu getiremeyeceği tahminlerini etrafta konuşmaya başlar. Arrows gerçekten de borçlarını ödeyememektedir. Cosworth'e olan ödemelerini yapmadığı için motor sağlamayı kesmekle tehdit eder.
Nisan 2002: Walkinshaw bir beklenmedik manevra daha yapar ve takımı Motorsports Holdings LTD isimli bir şirkete sattığını açıklar. MGPE ise şaşkınlık içerisindedir ve sahibi olduğu şirketin satıldığından haberi olmadığını açıklar. Daha sonra tuttuğu bir araştırmacı Motorsport Holdings'in aslında Tom Walkinshaw'un kendisinin, İngiliz Virgin Adaları isimli küçük bir ada ülkesinde kurduğu yeni bir şirketi olduğunu ortaya çıkarır.
Nisan 2002: Walkinshaw bu kez de takımı kurtaracak yeni bir büyük sponsor bulduğunu açıklar. Gerçekten de Red Bull firması takımın varlıklarını ve entellektüel haklarını ( yani Concorde anlaşması sonucu ortaya çıkan TV ve katılım gelirleri hakkı ) 20 Milyon USD'ye satın alacağını, bu paranın yarısının Walkinshaw'a yarısının da MGPW'ye verileceğini ve 2002 sezonunu bitirebilmesi için de 7 milyon USD kaynak vereceğini açıklar. Ancak MGPE bu teklifi reddeder ve herhangi bir anlaşma yapılmadan önce Walkinshaw'un 13 Milyon USD'lik borcunun ödenmesini talep eder – MGPE ancak bundan sonra pazarlık masasına oturacaktır.
Mayıs 2002: BAR takımının eski patronu Craig Pollock'ın adı Arrows'un potansiyel alıcıları arasında geçer. İddia odur ki Pollock bir F1 takımı satın almak için toplam 40 milyon USD'lik bir kaynak oluşturmuş ve uygun bir alternatif aramaktadır. Pollock'un arkasındaki ana ismin Kanadalı şirketler grubu Seagram Fortune olduğu da söylentiler arasındadır.
Mayıs 2002: MGPE sonunda ana şirketi olan Deutche Bank ile F1 yatırımı konusunda ters düşer ve Tom Walkinshaw'a karşı yasal işleme başlamaya zorlanırç Ancak MGPE de çıkmazdadır: bu yol Walkinshaw ile ipleri atmak anlamına gelecektir ve bu durumda parasının tamamının batması çok büyük bir olasılıktır.
Mayıs 2002: Arrows Monaco GP'sine girmeme tehlikesi ile karşı karşıyadır zira parasını ödemediği Cosworth firması motorları Monaco'ya sevketmiş ancak takıma teslim etmemiştir. Walkinshaw son anda Cosworth'e 1.8 Milyon USD ödeme yapar ve motorları alır.
Mayıs 2002: Times gazetesi Walkinshaw'un 18 ay önce BAR ve Jordan ile berbaber kurduğu GPT LTD isimli şirkete McLaren ve Williams'ın da katılmalarını ikna ettiğini iddia eder. GPT (Grand Prix Teams) takımların Formula 1'deki haklarını koruyacak ve gözetecek bir şirket olacak ve teorik olarak birçok konuda FIA ve Bernie Ecclestone ile pazarlık edecektir. Hikaye o anda takımlar tarafından doğrulanmaz ama red de edilmez.
Mayıs 2002: MGPE, Walkinshaw'un şirketin içini boşaltmasından korktuğunu açıklar ve bu iddia ile Londra Yüksek Mahkemesine başvurur. Walkinshaw'un MGPE'ye haber vermeden takımı Red Bull'a satmaya çalıştığı iddiaları doğrulanır. Yüksek mahkeme bu olası satışı durdurur ama Walkinshaw bu haberi o anda basından gizlemeyi başarır.
Haziran 2002: Walkinshaw'dan geri kalmamayı aklına koyan Minardi patronu Paul Stoddart da Prost'un 14 milyon USD'lik TV gelirlerinin peşine düşer ve bu paranın en çok ihtiyacı olan kendi ekibine alokasyonu için FIA'ya resmen başvururç Walkinshaw altında sadece kendi imzası değil birçok diğer takım patronunun da imzası olan bir mektupla bu hareketin tamamen yasa dışı olduğunu FIA'ya bildirir ve büyle bir aksiyon alınması durumunda FIA'nın yasa dışı hareket etmiş olacağını iddia eder. McLaren patronu Ron Dennis'in de aynı fikirde olması önemli ama sınırlı bir politik etki yaratır.
Haziran 2002: Takım patronları Heatrow havalimanı yakınlarında FIA başkanı Max Mosley ve Bernie Ecclestone ile biraraya gelerek küçük takımların finansal krizini tartışırlar. Mosley ve Ecclestone Walkinshaw'a karşı bir tavır içindedirler ve Paul Stoddart'ın talebine ilk aşamada olumlu yanıt verirler. Stoddart bir bölüm idemeyi İngiliz GP'sinden hemen önce teslim alır. Ortaya çıkan tablo Minardi için oldukça ümitsizdir – Paul Stoddart takımı 28 milyon USD borcu ile beraber devretmeye hazır olduğunu duyurur. Hiçbir noktada içinde bulunduğu durumu ümitsiz olarak nitelemeyen Walkinshaw bu aşamada sessiz kalmayı yeğler.
Temmuz 2002: Walkinshaw Yüksek Mahkemeye tekrar başvurarak takımı satması engelinin kaldırılmasını talep eder. Gerekçe olarak da MGPE ile kendi arasında imzalanan bir mektubu gösterir. Walkinshaw'un stratejik olarak büyük önemi olan İngiltere GP'sinde start alması için Cosworth'e mutlaka ödeme yapması gerekmektedir ama Red Bull anlaşma olmadan parayı vermeye yanaşmaz.
Temmuz 2002: Walkinshaw Silverstone'a araçlarını sponsor sticker'ları yapıştırılmamış ama Orange'ın ana renklerine boyanmış olarak olarak yollar. Ancak araçları piste sokmaz ve dışarıda bekletir. Ne olduğunu anlayamayan basının kafası karışıktır.
Temmuz 2002: Walkinshaw'un yüksek mahkeme başvurusu reddedilir. Hakim Walkinshaw'un ticari etiğe uymadığını iddia eder. Kimse artık Pazar günü Arrows'un yarışacağını tahmin etmemektedir. Ancak Walkinshaw riski göze almaya karar verir ve araçları pit alanına sokar. Ancak araçlar motorları üzerinde olmasına rağmen kontrol üniteleri (beyinleri) Cosworth tarafından verilmediği için çalışır durumda değildir. Walkinshaw Cosworth'u bizzat arayarak parayı ödeyeceğini söyler. Cosworth Teknik kontrol'den geçmesi için beyinleri verir ama sıralama turlarından önce geri alır...
Cuma günü sıralama turlarından önce Walkinshaw Ecclestone ile görüşerek yardım ister – denize düşen yılana sarılmıştır ama Ecclestone yardımcı olmayacağını belirtir. Walkinshaw sonunda Cosworth'un patronunu kendi yerinde ziyaret ederek kendi kaynaklarından 1.3 Milyon USD'yi o anda transfer eder ve borcun geri kalanının Fransa GP'sinden önce ödeneceği sözünü verir. Arrows Silverstone ve Fransa GP'lerinde start alır...
Başınız döndü mü? Heyecandan değilse yaşanan süreçlerin karışıklığından dönmüş olmalı – bu boyutta mücadeleler hiçbir spor dalında yaşanmıyor, rekabetin en yüksek olduğu iş alanalarında ise inanın ancak bu kadarı oluyor.
Arrows bu hafta sonu koşulacak Macaristan GP'sine girmeyecek ve muhtemelen Concorde Anlaşması gereği hem ceza ödeyecek hem de TV ve Katılım gelirleri haklarının önemli bir kısmını kaybedecek. Bakalım bundan sonra bu cephede neler olacak.
Yukarıda okuduğunuz satırlar Formula 1 dünyasının karmaşık koridorlarında kendine has yöntemlerle yolunu bulmaya çalışan 'küçük bir oyuncunun' hayatından birkaç yıllık kesit – enteresan değil mi? Bu uzun özeti yapmamızın nedeni bu acımasız dünyada süregelen ama perde arkasında kaldığı için pek dikkat çekmeyen inanılmaz mücadele ve maceralardan sadece biri ile sizlere basit bir örnekleme yapmak. F1'de rekabet azalıyor diye yakınıyoruz ama aslında Ecclestone ve yarattığı Formula 1 konsepti bir yönüyle olmasa da diğeri ile izlemeye değerliğini koruyor. Bundan sonraki merak ise dev F1 gelirleri pastasından yeterince pay alamadığının farkına varan üretici firmaların yeni oluşum çabalarının orta vadede sporu nereye götüreceğini izlemek olacak. Ve elbette Piranha Kulubü üyelerinin bundan sonra neler yapacaklarını izlemek. Bizden söylemesi, saha arkasındaki rekabet, sahadakinden çok ama çok daha renkli – sanıyoruz ki Formula 1'i bir Rock konserine benzeten Ecclestone, her zamanki ileri görüşlülüğüyle yavaş yavaş sahneden inme sırasının kendine geldiğinin farkına vardı. Neden mi? Merak ediyorsanız Macaristan GP'sinden sonraki yazıyı bekleyin...
Sevgi ve saygılarımla,
Verbal Kint
verbal@verbalturkey.com
Kaynaklar: grandprix.com, F1 Magazine, formula1-live.com, Piranha Club (Virgin Yayınları, 2001)