Sadece birkaç hafta önce Yeni Zellanda Rallisinde, yani toprak zeminde, Ford ve Subaru’nun kendi aralarında yaptıkları birincilik mücadelesini keyfile seyretmiştik. Geçtiğimiz hafta sonu ise zekası ve sakinliği ile tanınan Ford pilotu Sainz’in birkaç iyi zamanı dışında isimlerini bile zor duıyduk. Eşit puanla şampiyona lideri olan her iki pilot, McRae ve Makinen, ilk 10’a girmekte zorlandılar.
Peki ne olmuştu ? Citroen ve Peugeot sadece nasıl bu kadar hızlı oluvermişlerdi birden ? Bu çılgın Fransız / İspanyol sürücüler bir anda nasıl bu kadar yüksek bir formda olabildiler ? Adeta asfalta yapışır gibi giden bu iki markanın bildiği ve diğerlerinin bilmediği sır nedir ?
Aslında bundan tam iki yıl önce, Ford’un yeni Focus’unun ilk defa sahneye çıktığı, o yılların dominant markaları Mitsubishi ve Subaru’nun WRC’lerinin hızına yetişir mi diye merak edildiği 1999 sezonunun ortasında, her zaman yenilikçi yapısı ile bilinen Citroen önden çekişli Xsara ile sezonun her iki asfalt yarışını da kazanınca motorspor dünyası sıradışı bir şeyler olduğunun farkına varmıştı. İki tekerlekten çekili olmasına rağmen Turbo motorlu WRC’lere uygulanan hava emiş kısıtlamalarının atmosferik motorlara uygulanmamasını çok iyi değerlendiren Fransız mühendisleri 8800 rpm’de 280 beygir üreten 2000cc’lik motoru, 1050 Kg’lik araca koyunca WRC’lerden çok daha iyi bir kilo / beygir oranı yakalamışlardı. Bir de eşitliğe traksiyonu güçlü yani asfalt bir zemin ve hayatı asfaltta geçmiş kelimenin tam anlamı ile ‘çılgın’ pilotlari Jesus Puras ve Philip Bugalski eklenince Citroen ideal kombinasyonu yakaladı. Aynı sezon içinde Peugeot sezon ortasında başlayan birkaç deneme yarışındaki çok iyi zamanlar yapınca ve hatta bir sonraki sezonu da hem markalar hem de pilotlar şampiyonu olarak kapayınca Citroen’den bile daha başarılı bir çıkış yaptıkları söylenebilir.
Bu iki marka başlangıç olarak kendilerine farklı yollar seçmişlerdi : Citroen ‘önce 2 çeker, sonra 4 çeker’ dedi, Peugeot ise işin başından 4 çeker WRC üzerine çalıştı. Ama sonuç belli ve çok açık : her iki marka da asfalt zeminde yenilmesi çok zor bir araç / pilot kombinasyonuna sahipler.
San Remo rallisi birçok bilinmez ile başladı : acaba asfaltta perfromansı düşük olduğu bilinen Pirelli yaptığı uzun çalışmaların sonucunu alabilmiş miydi ? Mitsubishi’nin yepyeni, Citroen’in ise çok gelişmiş yeni WRC’leri nasıl gidecekti ? Richard Burns’un Yeni Zellanda’yı kazanmasının ardından kızışan pilotlar mücadelesinde McRae ve Makinen nasıl bir mücadele içine gireceklerdi ?
Yarış başladığı anda sorular yanıtlarını hızla buldu ve yerini şaşkınlığa bıraktı. Puras Xsara WRC’si ile ilk gün rüzgar gibi eserek liderliğie otururken, Peugeot ve Panizzi, bu yılın Super 1600 liderliğinden Xsara WRC’ye terfi eden genç Sebastian Loeb ve ilk etaplarda yaşadığı yoldan çıkmaya rağmen müthiş derecelerle tırmanan Bugalski ilk sıraları paylaştılar. Burns ilk etapta yoldan çıktı. Makinen şanzıman / yol tutuş vs gibi sorunlarla, McRae ise aracını iki defa stop ettiren bir elektronik bir arıza ile ilk 15 içinde dereceler yapıyorlardı. İkinci günün ilk yarısında ise ‘bıçak sırtı’ derecesinde limitte giden iki Citroen pilotu, Puras ve Bugalski, yarış dışı kaldılar. Puras bir duvara çarptı, Bugalski ise aracını önce yoldan çıkarak alttan hasarladı sonra da benzin pompası arızasına yenik düştü. Böylece liderliğe zaten çok yakın olan Panizzi güçlü bir şekilde birinciliğe oturdu ve yarış sonuna kadar da bırakmadı. İlk WRC kullandığı yarışta kalmak istemeyen Loeb, ikinciliğe razı ama hiç de yavaş olmayan, hatta bir de best time içeren temposu ile hızını olduğu kadar zekasını da kanıtladı ve ikinci oldu. Bu yılın şanssızlarından Auriol ise San Remo’nun ilk üçünü tamamladı.
Citroen şampiyonanın tamamını kovalamadığı için markalar şampiyonasına puan alamadı. Bu da Peugeot’un alınabilecek maksimum markalar puanını almasına ve şampiyonada ikinci Mitsubishi’ye çok yaklaşacak şekilde üçüncülüğe yükselmesini sağladı. Peugeot bu tempo ile Mitsubishi’yi Korsika Rallisi sonunda geçebilir. Markaların lideri Ford ise Sainz’ın 4.’lük ve McRae’in de 8.lik puanı ile liderliğini pekiştirdi. İkinci durumda olan Mitsubishi bu yarıştan hiç puan alamadı.
Super 1600 sınıfının lideri Loeb bir WRC araca terfi edince en büyük rakibi İtalyan Dallavilla Fiat Punto Kit Car ile birinci, Ford’un en genç ama en hızlı pilotu olan Francois Duval da Puma Kit Car ile üçüncü oldu. FIA Takımlar kupasını ise geçen yılın Avrupa Şampiyonu ve Anatolia Rallisini de kazanan Henrik Lundgaard, Grup N’i de yine daha önce Türkiye’ye gelmiş olan Alex Fiorio kazandılar.
KISA KISA
- Dünya Şampiyonası Super 1600 kategorisinde Loeb’in bu yarış puan alamaması ve en yakın rakibi İtalyan Dallavilla’nın San Remo’da birinciliği elde etmesi ile puan savaşı kızıştı. Aslında bu son yarışta en hızlı 1600 cc otomobil olarak öne çıkan araç yeni geliştirilen Peugeot 206 Kit Car oldu. Hem İngiltere hem de Fransa Peugeot motorspor departmanlarının üzerinde uzun bir süredir yaptığı çalışmalar sonucu Peugeot 2002 yılının Super 1600 favorileri arasına girecek gibi görünüyor.
- Yılın son tırmanma yarışı Kocaeli – Kartepe parkurunda yapıldı. Tırmanma şampiyonasının heyecanından çok markalar mücadelesi yüzünen çok popüler hale gelen bu yarış 35 araçla yine rekor bir katılım yaşadı. Son birkaç yarıştır özellikle Grup N, yani Kategori 2’deki eksiğini Fiat Tipo’lar ile kapatan ve Kategori 1 için de bu yarışa her iki Punto Kit Car’ı da sokan Tofaş Ali Deveci ile birinci kategoriyi, Can Kamçıoğlu ile de ikinci kategoriyi kazanarak markalar için avantajını biraz daha artırdı. Opel de aynı şekilde bu yarışa araç parkının tamamını sokmuştu ama favorilerden Astra Kit Car klasik traksiyon sorunu ile Punto’ya yetişemeyince ve de hem Hakan Bahar hem de amatör Grup N Astra’lar Tipo’larla başedemeyince Opel her iki kategoride de ikinciliğe razı oldu.
- Tırmanma yarışından sonra Opel Takım Direktörü İskender Aruoba Tipo’ların şanzıman / diferansiyel oranlarına itiraz etti ama yapılan kontrol sonucu diferansiyel oranları homologe oranlar olarak çıkınca Aruoba, şanzımanın açılmasına gerek görmedi. Teknik kontrol görevlisine ayrıca ön süspansiyon bağlantılarının da kural dışı olduğunu sözlü olarak iletti ancak bu itiraz yazılı olmadığından sonuca ulaşmadı.
Sevgi ve saygılarımla,
Verbal Kint
Soru ve eleştirileniz için verbal@verbalkint.com
Not : Verbal Kint bir otomotiv ve motorspor gözlemcisidir. Yazı ve düşünceleri kendi gözlemlerinden oluşmakta olup Oto Haber dergisini sorumluluk altında bırakmaz.