2001 ve Fabrika Takımları

21 Aralık 2001

2001 yılında, henüz markalar şampiyonluğu kavramının pek rağbet görmediği, yani Pilotlar Şampiyonluğunun tek önemli sıfat olduğu 1990’lı yılların başlarında yaşanan çok yarışlı düzene bir dönüş yaptık adeta. Ancak bir farkla: bu sefer pilotlar değil, markalar yarıştı.


Geçen yılın sonunda pek çok gazete ve spor dergisinde pek de alışık olmadığımız bir motorspor ilanına rastlamıştık: 2000 yılında Markalar Şampiyonu olan Ford’un oldukça kalabalık ekibi yöneticisinden, pilotuna ve mekaniğine kadar araçların etrafında toplanmış halde, yukarıdan çekilmiş bir fotoğrafta gülümseyerek bizlere bakıyordu. Alıştığımız reklamların aksine bu ilanda araçlar değil insanlar ön planda idi; belli ki reklamın yaratıcısı, şampiyonayı kazananın araç değil ekibin tamamı olduğunu, bu zaferin altında da insanların imzası olduğunu anlatmak istemişti. Kimileri tesadüf olduğunu iddia edebilir ama bu yaklaşımdan sonra Markalar Şampiyonluğu kavramı birdebire değer kazanıverdi. Bugüne kadar sadece pilotlar şampiyon olurdu: İskender Atakan, Volkan Işık, Serkan Yazıcı’lar şampiyon olurlardı; peki ya markalar ne olurdu?

Motorsporlarının modern anlamda geniş kitlelerce seyredilmeye başlandığı, yani televizyon ve yazılı basında motorspor ihtisas basınının gerçek anlamda oluşmaya başladığı 1990’lı yılların başından bu yana aslında her yıl bir markalar şampiyonu vardı; Vardı olmasına ama, sahiplenilmeyen bir şampiyonluğun kime ne faydası olabilirdi ki? Son iki yıldır yaşadığımız süreç, elimizin altında duran ve takım çalışmasının gerçek hayattaki adı olan bir değerin yeniden keşfedilmesidir. Sadece makinanın değil onları kullanan, yönlendiren ve onlar için ter döken ekibin de yücelmesi idi bir Markanın şampiyon olması.

2000 yılında yaşanan bu enteresan değişimin ardından 2001 yılında takımların mücadelesinin çok çetin geçeceğini kestirmek pek de zor değildi. 2000’in şampiyonu Ford, kılpayı farkla ikinci olan Opel, rallilerdeki kesin hakimiyeti ile Toyota ve aslında çok geniş araç parkı ile Türkiye Şampiyonası kurallarına göre en avantajlı ekip olan Tofaş gib ekiplerin varolduklarını düşünecek olursak yılbaşında bizleri çok renkli ve birden fazla WRC’li bir sezon beklediğini varsaymak mümkündü; tabi eğer kriz olmasa idi... Kriz ve yolaçtığı durgunluk ister istemez, birçok ekibin planlarını ertelemesine yada daraltmasına neden olmasına rağmen yine de 2001 sezonunun renksiz geçtiğini söylemek mümkün değil. İşte bizim gözümüzden 2001 sezonu ve fabrika takımları :

Tofaş-Fiat : 2001 sezonunun hemen her açıdan en çok konuşulan ekibi Tofaş-Fiat, son yarışta da olsa şampiyonluk ipini göğüslemeyi bildi. Sezon başında Ralli ve Pist ağırlıklı bir program ile başlayan ama iddiası arttıkça araç parkını yurt içi – yurt dışı araçlarla destekleyen Tofaş ekibi hiç kuşkusuz ki yılın en çok çalışan takımı idi. Sezon sonuna doğru Tırmanma ve Ralli Kroslara eski Tipo Cup, pistte de Palio Cup araçlarını devreye sokarak başa koşan araçlarını o kadar başarılı biçimde yedekledi ki, aslında rakamsal olarak varolan hiçbir ekibin başa çıkamayacağı bir araç ordusu oluşturdu. Tofaş’ın bu yıl spora önemli katkılarından biri de birçok yeni genç isme yer vermesi oldu: Taner Şengezener ve Ömer Erdem gibi genç isimler bu yıl karşımıza çıkan ve rekabet gücü, tecrübelerine göre oldukça yüksek pilotlar olarak dikkat çektiler. Takıma sezonun ikinci yarısında katılan Ertan Nacaroğlu ise, ekibin yöneticisi Saffet Üçüncü’nün belki de bu yıl takıma yaptığı en akıllıca transfer oldu.Ekibin birinci pilotu ve Türkiye F3 sınıfı şampiyonu Ali Deveci’nin de çok formda bir sezon geçirdiğinin de altını çizmekte fayda var: Deveci, tüm sezon boyunca belki de rekabetin ciddi olarak yaşandığı tek grup olan F3’te sürekli en hızlı isim olarak göründü.

Tofaş ekibi birçok açıdan rekabet ettiği ortamın kurallarını iyi analiz eden ve kendisinin en kuvvetli tarafı olan kalabalık araç parkı avantajını en iyi kullanabilen ekip olarak göründü. Markalar şampiyonası kuralları bu şekilde uygulanmaya devam ettiği ve şirketin içinden gelen hem fikirsel hem de fiziksel destek devam ettiği sürece Türkiye Motorsporları camiası uzun ömürlü olabilecek ve sağlam bir fabrika takımı kazanmış gibi görünüyor.

Opel Bayii Takımı : Şu an yarışmakta olan Fabrika ekipleri arasında belki de en eskisi olan Opel takımı aynı geçen sene yaşanan durum gibi, son yarışa kadar şampiyonluk şansını devam ettirmeyi başardı. Aslında ekip hem dışarıdan hem de içeriden bakıldığında oldukça dağınık ve koordinasyonsuz görünüyor: yarışlara oldukça küçük bir servis ekibi ve yedek parça parkı ile geliyor, sürekli bir lastik partneri yok ( hatta kimi yarışlarda rekabet edemeyecek kadar uygunsuz lastik seçenekleri kullanıyor ), takımın en iddialı aracı olan Astra Kit Car’ın sezon boyunca devamlı bir pilotu olamadı, takım yönetimi çevresi ile devamlılığı olan bir iletişim sağlayamıyor vs vs.

Ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen İskender Aruoba, araçlarının çeşitliliğinin ( örneğin pistte her 4 kategoride de kazanma potansiyelinde aracı olan tek marka Opel idi ), özellikle Ankara’lı ve kendi imkanları ile yarışan amatör Opel yarışmacılarının şaşırtıcı derecedeki puan katkısının, biraz şansının ve biraz da hesap makinesinin ( Türkiye’de markalarda iddialı olabilmek için en gerekli ekipman bir hesap makinesidir! ) yardımı ile son yarışa kadar Tofaş’ı sıkıştırmayı başardı. Aslında ekip bünyesinde çok ama çok hızlı iki pilotu barındırıyor : her koşulun pilotu Hamdi Ünal ve genç yaşına rağmen oldukça tecrübeli bir isim olan İbrahim Okyay. Bu ekip eğer organizasyonel sorunları ve teknik sıkıntılarını aşabilecek, hem rakipler hem federasyon hem de basınla olan iletişimi düzene sokacak kararlı bir yönetime kavuşursa Opel hala zirveye koşma potansiyeline sahip.

Ford Motorspor Türkiye: Bu sezon sadece 4 adet ralliye giren Ford Motorspor ekibinin perfromansını değerlendirmek zor. Girdiği yarışlarda finiş yapma oranı tüm sezon %50’yi geçemedi ama buna karşılık projenin büyüklüğüi ile karşılaştırıldığında yolda kalmalar son derece basit arızalardan oldu. Sezon başında ekip zaten çok kısıtlı bir şampiyona takvimi olduğunu duyurmuştu ama elindeki araçlar ve pilotların potansiyelini gözönünde bulundurunca en azından sezon sonundaki pist yarışlarına girmesini beklerdik Ford’un. Belki yaşanan karışık mücadelenin içine girmek istemediğinden belki de başka nedenlerden Ford ekibi bu yıl kelimenin tam anlamı ile ‘dinlendi’. Aslında pilotlar da araçlar da oldukça hızlı idi : Hakan Tolon, Süleyman Atay ve Burak Çukurova geleceği en parlak isimlerden. Ekibin teknik altyapısı da oldukça kuvvetli modern görünümlü devasa servis kamyonu ile girdiği yarışlarda en profesyonel servis alanı görüntüsü yien Ford’da idi. Umarız bu sessizlik kısa sürer...

Toyota Team Atakan : Sezonun pilotlar şampiyonu ve belki de en rahat pilotu Serkan Yazıcı yarı fabrika / yarı profesyonel ekip görünümünde sezonu sadece 4 yarışa girerek ve bunların da hepsini rahatça kazanarak geçirdi. Serkan pilotlar şampiyonu oldu ama Toyota ne oldu? Markalar şampiyonası kurallarının çapraşıklığı sayesinde Ralli Pilotlar klasmanını rahatlıkla kazanan Serkan’ın kullandığı araç olmaktan öteye gidemedi koskoca Toyota markası. Ekip teknik olarak da, pilotaj olarak da her açıdan Türkiye’nin en iyi ekibi olmaya aday görünüyor. Yusuf Aramacı kendi bilgisini, yarı profesyonel ekiplerin en büyüğü Grifone’nin de desteği ile birleştirerek, sade ama çok verimli bir servis alanında hizmet verior. Araç tüm yıl boyunca hemen hemen hiç büyük sorun yaşamadı, yaşananlar da tecrübeli ekip tarafından zamanında tesbit edilerek giderildi. Serkan çok hızlı ve rekabeti seven bir pilot; bundan iki sene önceki haline bakınca İskender Atakan’ın ektisini görmemek mümkün değil. Sezon içinde Erkan Bodur’un yaşadığı rahatsızlık sonucu ekibe uzun bir aradan sonra geri dönen Can Okan da, Anatolia Rallisinde son derece uyumlu bir görüntü sergiledi. Toyota özellikle bu yıl tüm sorunlarını aşmış, sakin ve kendinden emin bir portre çizmeyi başardı.

Sevgi ve saygılarımla,
Verbal Kint

Soru ve eleştirileniz için verbal@verbalkint.com

Not : Verbal Kint bir otomotiv ve motorspor gözlemcisidir. Yazı ve düşünceleri kendi gözlemlerinden oluşmakta olup Oto Haber dergisini sorumluluk altında bırakmaz.