Fabrika Takımı Nedir ?

17 Temmuz 2001

Sevgili Motorspor tutkun ve meraklılarına ikinci ‘Merhaba’. Geçen hafta söz verdiğim gibi bu hafta Türkiye’de Motorsporları dalında operasyonları olan Fabrika takımlarına bir göz atacağız. Öncelikle Fabrika Takımı kavramını bir tanımlayalım : en genel anlamı ile Türkiye Markalar Şampiyonasında yarışan ve puan alan takımlara ‘Fabrika Takımları’ diyebiliriz.


Bu takımlar kimi zaman üretici firmanın direk desteği ile yarışıyor ( örneğin Ford Motorsport Türkiye ), kimi zaman da fabrikanın fiziksel çatısı altında araçlarını hazırlıyor ( örneğin Tofaş – Fiat Racing ) yada bu işi daha iyi yapabileceğine inanadığı bir firmaya vererek ( örneğin Toyota Team Atakan ) yarışıyorlar. Bir değişik uygulama da ‘Bayiler Takımı’ adı ile Opel Türkiye tarafından gerçekleştiriliyor. Bu uygulamada araç fiyatına dahil edilmiş ve dolayısı ile her Opel müşterisinin ödediği çok küçük bir bedel, ayrı bir fonda toplanıp özel bir şirket olarak faaliyet gösteren Opel Bayi Takımına bütçe olarak aloke ediliyor.

Türkiye’de resmi olarak Federasyondan marka lisansı çıkarmış olan 5 değişik fabrika takımı var : Toyota, Tofaş, Ford, Opel ve Citroen ; dolayısı ile sadece bu markaların Türkiye’de şampiyon olma şansları bulunuyor – yani örneğin Subaru ile yarışan Ercan Kazaz, Subaru’unun markalar lisansı çıkarmamış olmasında dolayı puan almıyor. Şimdi bu takımların içine şöyle bir göz atalım :

Toyota Team Atakan : Geçen yılın sürücüler şampiyonu Serkan Yazıcı’nın pilotluğunu yaptığı Toyota ekibi, tam anlamı ile bir fabrika takımı yerine daha çok Team Atakan’ın araç sağlayıcısı kimliğinde. Takım Markalar şampiyonasına puan alıyor ama aracın ve servis alanlarının görünümü daha çok Toyota sponsorluğundaki Team Atakan izlenimi bırakıyor.

Ekip teknik olarak çok güçlü, geçen yıldan bu yana hemen hemen hiç ciddi arıza yaşamadılar. Bunda Team Atakan’ın araç hazırlayıcısı olarak çalıştığı Grifone ekibinin ve Teknik yönetici Yusuf Aramacının etkisi büyük. Grifone avrupa’daki en büyük bağımsız araç hazırlıyıcılarından biri ve hatta çoğu fabrika takımına eş finansal gücü olduğu söyleniyor. Toyota Corolla WRC ise yaklaşık iki yıldır geliştirimi durmuş olan bir araç için çok hızlı ve dayanıklı. Bursa’daki son yarışa ‘joystick’li vites değiştirme mekanizması olan yeni spesifikasyonlu bir araçla katılmaları da takımın teknik olarak kendini sürekli yenilediğinin bir kanıtı.

Takımın beyni ise elbette İskender Atakan. Atakan, Yusuf Aramacı ile uzun yıllar süren uyumlu beraberliğinin belki de en olgun çağını yaşıyor. Teknik konuların hemen tüm insiyatifini Aramacı’ya ve dolayısı ile Grifone’ye bırakan Atakan motorspor sektöründeki en profesyonel takım yöneticisi profilini çiziyor. Son zamanlarda basın önüne fazla çıkmayan Atakan, Volkan’ın ayrılmasından sonra hem Serkan’ı ilk ciddi yılında şampiyon yapmak hem de takımını rekabet edebilir güçte tutmak gibi iki zor işi başararak Türkiye’de bu işin en güçlü stratejisti olduğunu gösterdi. Atakan’ın 2000 yılındaki tek kaybı FIA Teams Cup oldu. Sezonun ikinci yarısında açılan Serkan son iki yarışta ilk sırayı aldı ama Team Atakan ikinci yılında da Teams Cup’ı kaçırmış oldu. ( Acaba Volkan olsaydı ne olurdu...?? Kim bilebilir ki ..? )

Serkan Yazıcı kuşkusuz ki hızlı bir pilot. Ancak bugüne kadar Teams Cup dışında gerçek bir rekabet ortamında gözlemleme fırsatımız olmadı. Bu yıl sürekli olarak tek rakibi Ercan Kazaz’dan hızlı göründü ama ekiplerin teknik hazırlıkları eşit seviyede değil – bugün için karşılaştırmak doğru olmaz. Orta vadede özellikle Ford’un WRC’si gelmesi durumunda gerçek bir baskı altına girecek olan Team Atakan’ın tek pilota bel bağlaması riskli görünüyor.

ÖZET : Toyota yönetimi bu fırsatı kaçırmamalı : markalarını daha öne çıkaracak ve aktivitenin tamamını sahiplenecek bir paket ile Team Atakan’ı daha fazla desteklemeli. Bu ekip Avrupa çapında yeteneğe sahip ve Toyota Türkiye için de kaçırılmayacak bir iletişim fırsatı yaratıyor.

Ford Motorspor Türkiye : Ford geçen yılın Türkiye Markalar şampiyonu – peki daha önceki markalar şampiyonunu hatırlıyor musunuz ? Biz hatırlamıyoruz. Geçtiğimiz sezonun başından bu yana Ford markalar şampiyonluğu kavramını tüm camiaya hatırlattı ve yıl sonunda da kazanmayı başardı.

Ekip son iki yıldır en ciddi görüntüsüne kavuştu. Yıllar boyu Ford araçlarla yarışan Serdar Bostancı 1998 yılında ilk defa Ford armasını resmi olarak aracının üzerine koydu ve 1999’da da takımın Teknik Direktörü olarak başına geçti. Bu oluşumun, yine eski bir yarışçı olan Yalçın Arsan’ın yönetimi ele alması ile başladığı söyleniyor. Ekip 1999 yılından beri irili ufaklı birçok proje üretti ve uyguladı : bunlarda en önemlisi Türkiye’nin ilk Ralli kupası Ka Challenge idi. O zamanlar tüm camia tarafından yapılamaz derecede zor olduğu söylenen ralli şampiyonasında tek marka kupası uygulamasını Ford tereyağından kıl çeker gibi yapmayı bildi. Bu ekip de teknik olarak çok kuvvetli, ama bu yurtdışı kontaklarla sağlanmıyor, oluşum çok daha basit : Ford Türkiye planlıyor, Serdar Bostancı uyguluyor

Ekip 2000 yılında şampiyon oldu ama teknik olarak da çok sıkıntılı bir yıl geçirdi. Dayanıklılığı en önemli özelliği sayılan Escort WRC bile iki kez yarış dışı kaldı. En önemli yeni proje Focus N+ araç idi . Merakla izlediğimiz bu araç ilk yarışından itibaren çok hızlıydı ancak sezon boyunca devam eden ve ancak son yarış çözülebilen bir elektronik problem şampiyonluk imkanını ortadan kaldırdı.

İki genç pilotu var Ford’un : Hakan Tolon ve Süleyman Atay. Tolon’un göz kamaştıran bir sürati ve araç geliştirmeye çok uygun teknik bilgi donanımı var. Ancak kimi zaman sınırları teknik olarak zorluyor ve aracını koruyamıyor. Tolon baskı altında şaşılacak kadar rahat, konsantrasyonu çok yüksek. Atay da çok hızlı bir pilot ve aracına karşı daha yumuşak ama finişe gelme oranı kazalar yüzünden orta seviyede ; konsantrasyon sürekliliğini henüz sağlamış değil, beklenmedik anda kaza yapıyor. Süleyman geçen yıl yürüyebildiği her yarış Grup N’deki rakiplerini saniye değil, dakika farkı ile geçiyordu.

Krizden ciddi oranda etkilenen ekip Focus WRC’yi getiremedi ve zor durumda kaldı. Sonuç olarak geçici bir çözümle, bu yıl da 2.0L Focus aracın ralli versiyonu ile yarışıyor ve işin ilginci bu araç sadece Türkiye’de geliştiriliyor. Ford bu yıl sadece ralli kovalıyor, ve aynı zamanda aracı da geliştirmek zorunda kaldığı için başı yine teknik sorunlarla dertte : ikinci yarış Bursa’da her iki aracın da aynı ön takım arızasından kalmaları düşündürücü.

ÖZET : Ford doğru yolda ama çok yavaş ilerliyor. Dünya’da WRC ile yarışırken Türkiye’deki F2 projesi çok sönük kalıyor. Ayrıca üstüste gelen teknik sorunlar da ekibin teknik ününü sarsıyor. F2 ile sporun tabana yayılması prensibi güzel ama camia’yı uzun süre küçük projeler ile oyalamak yanlış.. Bir an önce Focus WRC gelmeli.

Bu haftalık bu kadar. Haftaya Tofaş Fiat Racing, Opel Bayi Takımı ve Citroen’e göz atacağız. Önümüzdeki hafta biri Türkiye’de iki yarış var : 14 Temmuz’da Türkiye Tırmanma Şampiyonasının Ankara ayağı ve 20 – 22 Temmuz arası dünya şampiyonasının en zor etaplarından biri olan Kenya’daki Safari Rallisi.

Sevgi ve saygılarımla,

Verbal Kint

Not : Verbal Kint bir otomotiv ve motorspor gözlemcisidir. Yazı ve düşünceleri kendi gözlemlerinden oluşmakta olup Oto Haber dergisini sorumluluk altında bırakmaz.

verbal@verbalkint.com