Finlandiya Rallisinin en önemli özelliği en hızlı pilotları ve araçları ortaya çıkarmasıdır. Devasa zıplamaları saatte 120 km/h civarlarında çıkan etap ortalamaları ile gerçek bir sürat testidir bu ralli. Dışarıya pek öyle aktarılmaz ama birbirleri ile dişe diş rekabet eden pilotlar rakiplerinin gerçek süratlarini burada görme imkanı bulurlar. Dayanıklılık ikinci plandadır zira zemin duzgun ve yumuşaktır.
Şimdi Finlandiya’da neler olduğuna kısaca bir bakalım : ilk gün beklendiği gibi geçen yılın şampiyonu Gronholm ve bu yıl İsveç’i kazanan Harri Rovanpera’nın best time mücadelesi ile geçti. Bu mücadeleye 4. etaptan itibaren Burns’de katıldı ve aranın açılmasına müsade etmedi hatta son üç etpta yaptığı ataklarla da günü ilk sırada kapadı. Bunun olmasında Finli pilotların ikinci güne ‘yoldaki ilk araç’ olarak başlamayı istememelerinin de neden olduğu konuşuldu ama aslında Finlandiya’nın zemini oldukça oturmuş ve sert bir toprak olduğu için ilk araç ile sonrakiler arasındaki traksiyon farkları çok az. İlk günün sürprizlerinden birincisi ‘en akıllı pilot’ ünvanını elinde bulunduran Makinen’in ilk etapta ön süspansiyon hasarı ile yarış dışı kalması ve ikincisi de 2000 sepesifikasyonlu bir Focus WRC ile yarışan Jani Paasonen adlı yerel bir sürücünün günün son etabına kadar Ford fabrika pilotları McRae ve Sainz’ın önünde gitmesi idi.
İkinci gün de tablo çok değişmedi : Gronholm ve Rovanpera en iyi zamanları aralarında değişirken görünür derecede hızlanan Colin McRae, Burns’u yakalamaya yakın bir tempo tutturmuştu. Günü Burns’ün sadece 4 saniye arkasında kapayan McRae son günü bekler gibiydi. Bu arada Subaru’nun gençleri Peter Solberg ve Markko Martin de Burns’e çok yakın dereceler ile sürekli ilk 6 içinde yer aldılar. Efsanevi isim Makku Alen 99 spekli bir Ford Focus WRC ile günün son etabında 3. dereceyi yaparak herkesi şaşırttı.
Son gün başladığında ise resim yavaş yavaş ortaya çıkmıştı : Gronholm ve Rovanpera yine benzer bir tempo ile başladılar, hemen arkalarında McRae ve Burns çekiştiler, Sainz de bir en iyi zamanla araya girer gibi oldu ama çok üstlere tırmanamadı. Tam yarış böyle bitiyor derken Rovanpera’nın arka amortisörü kırıldı ve son etapta 45 saniye birden kaybederek iki sıra birden kaybetti ve yarışı 4. bitirdi. Pusuya yatan Burns ve McRae’in bekledikleri olmuştu...
En büyük mücadelenin yaşandığı gruplandan biri olan Super 1600 (F3) ise bizim için ayrı bir önem taşıyor çünkü benzer bir mücadele Türkiye’de de yaşanıyor. Aslında Dünya Ralli Şampiyonasında F3 sınıfındaki şampiyon belli gibi : Sebastian Loeb ve Citroen Saxo Kit Car. Çok dikkatli okurlarımız Sebastian Loeb ismini 1999 yılında bugun Ford’un pilotu olan Hakan Tolon’un da yarıştığı Fransa Şampiyonası Saxo Cup’tun hatırlayacaklar. Katıldığı yarışların hemen hepsinde çok hızlı görünmüş ve Tolon da hızlandıktan sonra ciddi olarak çekişmişlerdi. O yıl Loeb hem kupanın şampiyonu olmuş hem de Citroen’in fabrika takımına giden kapıyı aralamayı başarmıştı. İşte bu yıl da F3 kategorsinde ilk 4 yarışın tamamını kazanan Loeb ve Saxo adeta rakipsiz gibiydi – ta ki bu yarışa kadar.. Loeb rahat bir tempoda başladığı yarışta önce Punto Kit Car ile yarışan İtalyan Dallavilla’nın , onun yoldan çıkıp yavaşlamasıyla da Ford Puma ile yarışan yeni Fransız genç pilot Fraoncois Duval’ın baskısını hissetti. Bugüne kadarki toprak yarışlarda pek varlık gösteremeyen Puma ve Duval, bu çok hızlı yarışta Puma’nın geniş tekerlek izinin de verdiği avantajla ikinci günü Citroen’in önünde tamamladı. Ancak tecrübesizlik Duval’ı son günün ilk etabında yakaladı : Duval yoldan çıktı ve kaldı. Bu arada ilk günkü arızanın etkisini ancak talatan Dallavilla ve Punto ikinciliğe yerleşti ama tam 6 dakika farkla... Punto yarışının tamamında yavaş göründü. Bu kategorinin yeni aracı Peugeot 206 Kit Car ise 3 dakika gibi büyük bir farkla 3. olarak finişe geldi.
Dünyada popülerliğini bu günlerde yitirmiş görünen F2 kategorisini ise bizim Türkiye’de hiç tanımadığımız VW Golf Kit Car kazandı. BugününVW, yakın geçmişin hızlı Opel Astra F2 pilotu Tapio Laukkanen rahat bir tempo ile VW Golf’ünü genel klasmanda da 23.’lük gibi iyi bir pozisyonda ( Dünyada F2 bir araba için iyi bir pozisyon sayılıyor ! ) finişe gelmesini bildi. Sonuç olarak biz bu yarıştan şu sonuçları çıkardık :
- Yakın geleceğin en hızlı gençleri Markko Martin ve Peter Solberg. (her iki pilotu da barındıran Subaru takımı da dolayısı ile geleceğin en şanslı takımı olarak değerlendirilebilir). Artık çok genç olmasa da Rovanpera da hızını kanıtladı.
- Peugeot, sürat olarak en iyi WRC gibi görünüyor. Asfalttaki süratini sezon başında kanıtlayan Peugeot’un sezonun kalanında sürekli başa koşacağını varsayabiliriz.
- Ford ekibi yaşlanıyor..!
- Mitsubishi Makinen kaldığı anda tüm gücünü yitiriyor.
- F3 araçlar içinde en istikrarlı ve en sağlam olanı Citroen Saxo. Fiat Punto güçlü ama şimdilik Citroen kadar hızlı görünmüyor.
KISA KISA....
Federasyon, Ankara Ralli Krosunda Anok’un Tofaş-Fiat pilotu Taner Şengezener için vermiş olduğu ihraç kararını bozdu ve pilotun ikincilik puanını geri verdi. Tam da bu kararın arkasından, bir zamanların en kapsamlı motosporları dergisi sayılan Ralli Dünyası’nın devamu niteliğindeki Mekanik Sporlar gazetesinde olayın resimleri yayınlandı. Bizim yorumumuz, resimlerin açık bir şekilde Tofaş pilotunun rakibine yoldan çıkarma amaçlı olarak çarptığını gösterdiği şeklinde. Bu elbette sadece bir gözlem ve yaptırıcılığı olan bir yorum değil. Ancak Federasyon Spor Komitesinin herhangi bir şekilde lokal klüp yetkililerinin yarış anında vermiş olduğu bir kararı bu kadar kolaylıkla bozabiliyor olması son derece üzücü. Yarışma komiserleri yarış anında olaya en yakın kimseler ve en doğru ve adil kararı onların verebiliyor olmaları beklenir. Aslında resimler pek tartışmaya yer bırakmıyor ama olayın geldiği çok tartışmalı nokta da düşünülürse bu aşamada Federasyonun verdiği karar oldukça riskli görünüyor. Zira puanı alan Tofaş markalar şampiyonası için değerli bir 2.’lik elde etmiş oldu. Tofaş ve Opel arasında kıyasıya devam eden puan mücadelesine bu şekilde tartışmalı puanlar karışmamalı idi... İşin gerçeği ne olursa olsun, federsayonun bu kararı sportif olmaktan çok politik bir karar olarak algılanmaktan kurtulamayacak.
Yılın belki de en önemli ve zor yarışı Anatolia Rallisine sadece 1 hafta kaldı. Bu yarış her açıdan Türkiye için büyük önem taşıyor ; 2002 yılında Dünya Ralli Şampiyonasında yer alabilmek için bu sınavı yüksek bir notla geçmek şart. Etapların bir kısmının son derece kırıcı bir kısmının da çok hızlı olduğu bilgisini aldık. Bunlar başlangıç için çok olumlu noktalar. Bu yarış ile ilgili geniş bir ön değerlendirmeyi haftaya bu sayfadan alabilirsiniz.
2 Eylül’de yapılması gereken Tırmanma şampiyonasının 3. ve İstanbul ayağı, ekiplerin Anatolia rallisine hazırlıklarını etkilememek için 22 Eylül tarihine ertelendi. Bu yarış Istanbul Darlık Barajı parkurunda gerçekleşecek.
Sevgi ve saygılarımla,
Soru ve eleştirileniz için verbal@verbalkint.com
Verbal Kint
Not : Verbal Kint bir otomotiv ve motorspor gözlemcisidir. Yazı ve düşünceleri kendi gözlemlerinden oluşmakta olup Oto Haber dergisini sorumluluk altında bırakmaz.