Sezonun son toprak yarışlarından birisi olan Yeni Zellanda, özellikle topraktaki başarısı ile öne çıkan Ford ve Subaru ekipleri için ayrı bir önem taşıyordu ; Çünkü bundan sonra yılın en hızlı ve zorlu iki asfalt yarışı var : San Remo ve Korsika turu. Her ikisi de asfalt zeminde bir türlü Michelin ile rekabet edemeyen Pirelli lastik kullanan Ford ve Subaru kampları bu yarışlar gelmeden maksimum puan toplamaya çalışıyorlardı – öyle ya, yarış asfalta indiği anda zaten karışık olan denkleme bir de çılgın Fransız pilotları ile asfalt ustası Citroen Xsara faktörü eklenince ortaya çok enteresan sonuçlar çıkabiliyordu.
WRC’sini hala devreye sokamamış ( Sanremo’da ilk defa yarışacak ) Mitsubishi artık fazla mütevazi görünse de Makinen faktörü özellikle toprakta Mitsubishi’yi potaya sokarken hem toprak hem de asfaltta aynı şekilde hızlı olabilmeyi başaran Peugeot en az Ford ve Subaru kadar iddialıydı.
Ancak yarış bir bomba ile başladı: yarışta ön sıralarda start alan pilotlar toprağın en üst tabakasındaki ince kumu süpürmek zorunda kalınca bugüne kadar görmediğimiz kadar yavaş zamanlar çıkarmaya başladılar. Buna karşılık 7- 8 kapı numarasından sonrakiler de tam tersi ilk sıraları aldılar ; birinci gün motorspor tarihinde ilk defa bir Hyundai aracın ve de Kenneth Eriksson’un liderliği ile bitti. Hyundai hemen acele bir basın bülteni ile bu başarısını kutladı, çünkü onlar da başarının aslında çok göreceli ve geçici olduğunun farkındaydı. Eriksson gibi tecrübeli ve fırsatları değerlendirmeyi iyi bilen bir pilot bu fırsatı kaçıramazdı, ikinci güne en dezavantajlı sırada, yani birinci sırada başlamak pahasına liderliği ele geçirdi. İşte size Rallinin komplikasyonlarından biri daha : liderliği ele geçirmenin dezavantaj sayılabildiği bir başka spor dalı var mıdır acaba ? Görünmeyen bir avantajı elde etmek için taş feda etmenin normal sayıldığı ‘satranç’ dışında ..?
İkinci güne ilk sırada başlayan ve yolun üzerindeki ince tozu süpürmek zorunda kalan geçici lider Eriksson birkaç etap içinde ilk 10’un dışında kalınca yarışın rengi yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Birkaç sürpriz zaman yapan Peugeot’un yükselen yıldızı Harri Rovanpera dışında iyi zamanlar Richard Burns ve Colin McRae arasında gidip geldi. Son güne başlarken Burns ve McRae arasında soğuk savaş da başlamıştı. Burns ilk sırada başlayacak olmanın, ilk gün kadar olmasa da zaman kaybettireceğinin farkında idi ama son günün bir özelliği günün ilk çeyreği tamamlandıktan sonra koşulacak etapların, eski etapların tekrarı olması idi. Yani Burns için ilk birkaç etap dışında çok büyük zaman kayıpları olmamalıydı. McRae ise psikoljik olarak önde başlamanın zorluğunu Burns’e hissettirmek için elinden geleni ardına koymadı. Hemen her etap başında Burns’ü sözlü olarak sıkıştıran ve onu baskı altına almaya çalışan bir McRae gördük son gün boyunca.
Gün başladığında tahminler doğru çıktı ve 3. sıradan sonra başlayan pilotlar en iyi zamanları yapmaya başladılar. Gronholm, Sainz ve Sollberg birer en iyi zaman yaparken McRae ikinci sırada kalkmasına rağmen hep ilk beş içinde ve Burns’den daha iyi zamanlar yapıyordu. İlk üç etap sonunda 42 saniyelik fark birde 20 saniyeye inince Subaru kampında herkes panik yaşadı ; Burns’un kendisi hariç... Bu noktadan sonra etaplar tekrarlanmaya başlayınca ilk sırada kalkan Burns’un traksiyon sorunu da sona erdi ve serinkanlılığını koruyan Burns zamanlarını hemen ilk 5 içine alıverdi. Buna bir de son etapta uzun bir spin atıp aracını stop ettiren McRae eklenince, Burns 45 saniye farkla bu soğuk savaşın galibi oldu.
McRae gibi son etapta spin atan Sainz muhtemel bir üçüncülükten oldu ve son zamanlarda en çok dikkat çeken pilotlardan biri olan Rovanpera 3.lüğü ele geçirdi.
Çok önemli bir mücadele de yıllardır Mitsubishi’nin hegemonyasının kırılamadığı Grup N’de yaşandı. Türkiye’de de Murat Akdilek ve son olarak da Ercan Kazaz’da gördüğümüz Subaru WRX Grup N araç ile yarışan Avustralyalı Steve Crocker ikinci günün sonuna kadar bu alanda bir sürpriz yapacak gibi görünüyordu. Hemen hemen tüm zamanları, özellikle hızlı ve uzun etaplardaki etap dereceleri ile dikkat çekti ve Subaru Grup N’in artık Mitsubishi ile rekabet edebilecek bir sürate ulaştığını gösterdi. Ancak Crocker ikinci günün son etabında, çok da hızlı bir noktada önce spin atıp sonra da üç adet ‘havalı’ takla atınca yarışa veda etmek zorunda kaldı. Araçtan inen sürücüler 5. viteste atılan takla sonucu oldukça sarsılmış görünüyorlardı.
Şimdi sezonun en eğlenceli bölümü başlıyor : iki adet çok hızlı asfalt ralli bekliyor biz yarış severleri. Ayrıca işin içine bir de süper –hızlı Citroen Xsara ve ilk defa yarışacak Mitsubishi Lancer WRC faktörleri girince tüm hesaplar iyice karışacak. Hem Markalar hem de Pilotlar şampiyonası açısından son yılların en heyecanlı sezon sonunu yaşıyoruz : 6 Ekim’de başlacak San Remo’yu kaçırmayın.
KISA KISA
-
Yeni Zellanda’da F2 kategorisini Nissan Almera Kit Car ile yarışan lokal ekip Black / Scoular ikilisi kazandı. Bu araç iki yıl önce Ercan Kazaz’ın Türkiye şampiyonu olduğu araç ile aynı özelliklere sahip. Ayrıca tam bir Kit Car spesifikasyonu ile, yani 280 HP gücünde bir motor ve 6 ileri sequential şanzıman ile yarışan F2 araçlar içinde toprak zeminde en başarılı olanı. Bu kategorilerde yarışan birçok araç, örneğin Citroen Xsara, Opel Astra , Renault Megane gibi araçalrın bir çoğu Almera’nın aksine toprakta başarılı olamadılar. Bu noktadan bakınca Ford Türkiye’nin üzerinde çalıştığı Focus Kit Car projesinin ne performansta bir araç ile sonuçlanacağını görmek ilginç olacak. Bugüne kadar torprakta da asfalt kadar başarılı görünen Focus Kit Car’a geçer not vermek için henüz erken toprakta en çok sorun çıkarak yüksek motro gücün yarattığı traksiyon problemi ve Focus halen yaklaşık 210 – 215 HP’lik bir motor kullanıyor ve traksiyon sorununu şimdilik yaşamıyor görünüyor.
-
Bu yarış Super 1600 kategorisine puan vermediği için her zamanki yarışmacıları Yeni Zellanda’da göremedik. Ancak yine de Yeni Zellanda’da enteresan bir Super 1600 katılımı vardı : Kategoriyi dünya şampiyonasında hiç yarışmayan Honda Civic ile Torii isimli bir lokal yarışçı kaznırken bir Suzuki Baleno araç ikinci ve yine 1600 cc bir Toyota Corolla da üçüncü oldular.
-
Geçtiğimiz hafta sonu İstanbul Darlık’ta yapılan tırmanma şampiyonasının 3. ayağında Tofaş 1 ve 2. kategorileri kazanarak Opel’in bu daldaki üstünlüğüne son verdi. Bu şekilde Markalar için de önemli puan alan Tofaş’ın şimdi yapması gereken Opel’in bir diğer kalesi olan pist’te de aynı başarıyı yakalamak.
Sevgi ve saygılarımla,
Soru ve eleştirileniz için verbal@verbalkint.com
Verbal Kint
Not : Verbal Kint bir otomotiv ve motorspor gözlemcisidir. Yazı ve düşünceleri kendi gözlemlerinden oluşmakta olup Oto Haber dergisini sorumluluk altında bırakmaz.