Akdenizli Ateşi!

9 Kasım 2001

Yılın son asfalt yarışı olan Korsika turu baştan sona heyecan içinde ve bol kazalı geçti. İki Fransız marka, Citroen ve Peugeot arasında geçen yarışta varlık göstermekte zorlanan şampiyona liderleri ise halen neyi yanlış yaptıklarını bulmaya çalışıyorlar. Aslında yanıt çok basit: Akdeniz kanı, heyecanı ve kararlılığı spora ve hatta teknolojiye dahi yansımış durumda.


San Remo Rallisi ilk işareti vermişti : Fransız / İspanyol pilotlar, asfalt zemin üzerinde hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde hızlıydılar rakiplerinden. Neydi bu Akdeniz’li kanının görünmeyen sihiri ? Nasıl oluyordu da kaygan zeminde hemen hemen eşit olan araç ve pilotlar birdenbire iyi tutunan zeminde bu iki Fransız markasına yenik düşebiliyorlardı ?

Gelin bu sorunun yanıtını beraberce arayalım : Bu araçların teknolojileri hemen hemen aynı , FIA’nın turbo araçlara uyguladığı 34mm’lik hava emiş kısıtlayıcısı yüzünden hemen hemen tüm araçlar 300 – 310 hp güç ve yaklaşık olarak 550 Nm tork üretiyorlar. Tüm WRC araçlar 6 ileri, sıralı ve senkromeşsiz şanzımanlar kullanıyorlar, hatta birçok takım aynı marka ( X-Trac ) şanzımanı, farklı oranlarla kullanıyorlar. Araçların ağırlıkları da hemen hemen aynı : tüm WRC’ler 1220-1230 kg civarında.

Geriye sadece iki önemli değişken kalıyor : lastik ve pilot. Dünya şampiyonasında yaygın olarak kullanılan iki marka var : Pirelli ve Michelin. Teorik olarak lastik teknolojisinin de aynı olduğunu varsaymak mümkün, zira her iki marka da benzer finansal kaynağa sahipler. Ama takımlar yaptıkları testlerde bazı zeminlerde, bazı lastiklerin üstünlük sağladığını iddia ediyorlar. Asfalt zeminde Michelin’in Pirelli’ye oranla daha başarılı olduğu, toprakta ise durumun, daha az farkla da olsa tersine döndüğü konuşuluyor. Yani Pirelli toprakta, Michelin ise asfaltta biraz daha iyi.

İşte bu noktada, her profesyonel organizasyonda olduğu gibi iş yine gelip insan faktörüne dayanıyor. Teknolojik gelişimin günün koşulları ile sınırlı kaldığı noktada, profesyonel uygulayıcıların, yani bu olayda sürücülerin, yetenek, beceri ve zekaları devreye giriyor. Mekaniğin bittiği yerde fizyoloji başlıyor...

Aslında bugünlerde çok popüler olan araç içi kameralardan sürücülerin yüz ifadelerini ve vücut lisanlarını okumak kolay ; Ford’un gergin pilotu Francois Delecour çok agresif ve kavgacı bir izlenim bırakıyor ; Colin McRae buz gibi ama ne yaptığını bilen, kararlı bir yüz ifadesi ile atıyor kendini virajların içine ; son 4 yılın şampiyonu Tommi Makinen kendinden emin ama çok da gayretli görünüyor, aklını ne kadar işine verdiğini anlıyorsunuz bakışlarından; Richard Burns yaygın tabiri ile çok ‘cool’ , sakinliğini özellikle göstermeye çalışıyor gibi ; Carlos Sainz tam bir maestro havasında, ko-pilotu Luis Moya’nın bir saniyede ençok kaç kelime söylenir yarışmasına katılır edasıyla okuduğu notlara rağmen ‘ben her şekilde giderim’ diyor gerilimsiz yüz hatları – hiçbir şeye şaşırmayacak sanki... Ve sonra o akdenizli pilotlar! Philip Bugalski tutulamayan yaramaz bir çocuk gibi bakıyor, yüzünde belli belirsiz muzip bir gülümsemeyle; Korsika’nın galibi Jesus Puras’ın yüzünde gergin ama kararlı bir ifade, "bana hiçbirşey olmaz" diyor sanki hafif kıvrık dudakları; ve Gilles Panizzi - gözlerinden adeta ateş fışkırıyor Panizzi’nin, hırsından direksiyonu kopartacak yerinden sanki; tüm vücudu yay gibi gerilmiş, her anı dolu dolu, sanki vücudunun her hücresi ile yaşıyor, adeta aracının bir parçası haline gelmiş, herşeyi ama herşeyi göze almış görünüyor...

İşte insan makinayı bu şekilde aşıyor – aynı Kasparov’un eninde sonunda her bilgisayarı mat etmeyi başarabildiği gibi, yeterince kararlı bir insan, mekaniğin ve fiziğin kendine koyduğu sınırları bu şekilde yıkabiliyor. Şahsi niteliklerini, hesaba katılamayan, şaşırtan rekabet avantajları haline getirebiliyor.

Korsika’nın daracık ve çok virajlı yolları ilk günden itibaren birçok kurban aldı kendine : yarışın favorilerinden Bugalski, nasıl olduğunu kendi de anlamadı ama, ilk etabın ilk kilometrelerinde ‘kafadan kayıp’ yoldan çıktı. Makinen yeni WRC Lancer’ını hiç de beğenmiş görünmüyordu. Aynı Colin McRae gibi ilk 10’un dışında zamanlar yaparken çok yüksek süratle yoldan çıktı ve bu kaza yardımcı sürücüsünün omurgasında hafif bir sakatlanmaya neden oldu. Buradan mutlaka puan almak isteyen kurt pilot Sainz ilk gün, yol ortasındaki bir taşın kurbanı oldu ve karterini delerek motor arızası ile yarışa veda etti. Burns, San Remo’dan sonra çok akıllı bir tempo ile son güne kadar sabretti, devreye giren takım emirlerinin de yardımı ile 4.’lüğe kadar tırmandı ve şampiyona klasmanını 3.’lüğe çıkaran çok değerli puanlar aldı. Takım arkadaşı ve belki de bu yarışın tek sürprizi Norveç’li genç pilot Sollberg, kendi yerini Burns’e verdiği için 5. oldu ama asfalttaki çok enteresan zamanları ile çok göz doldurdu. Fransız Peugeot’un iki Fransız çılgını Panizzi ve Auriol 2 ve 3. sıraları aldılar ancak birinci olan Citroen, tüm şampiyonayı kovalamadığı için Peugeot markalar klasmanında 1 ve 2.’lik puanını, yani bir markanın alabileceği en yüksek puanı aldılar. İspanyol Jesus Puras ise, Citroen Xsara ile devleşti... İşte ralli’yi her spordan ayıran küçük fark burada yatıyor : Akdenizli’nin ateşi, heyecanı ve azmi olmaz denileni oldurdu.. Beklenmeyeni beklemenin heyecanı, başka hangi sporda var ?

KISA KISA

  • Korsika turu rallisinden sonra sürücüler klasmanında çok büyük değişiklik olmadı : Ne Colin McRae ne de Tommi Makinen puan alabildiler. Klasmandaki tek önemli değişiklik Richard Burns’ün 4.’lük puanı ile Carlos Sainz’ın önüne geçmesi oldu. Bundan sonraki iki yarışın da toprak olduğu ve Makinen’in yeni aracının yaşadığı sıkıntılı dönem düşünüldüğünde, Colin McRae’in sürücüler klasmanında şampiyonluğa herkesten daha yakın olduğunu söylemek mümkün. Markalar şampiyonası ise Peugeot’un son iki yarıştan aldığı maksimum puanlarla çok yakın hale geldi. Ford ile Peugeot arasında sadece 6 puan akldı ve Peugeot toprakta da son derece hızlı bir araç. Belki şu anda gerçekten formda bir pilotları yok ama yine de Gronholm’un potansiyelini gözardı etmemekte fayda var.
  • Geçtiğimiz hafta sonu Ankara’da sezonun son ralli-kros yarışı koşuldu. Çok kızışan markalar şampiyonası nedeni ile Kocaeli tırmanma gibi yine çok yüksek katılım vardı. Yarış, çarpışmaları ve kazaları ile belki de son yılların en çekişmeli ve heyecanlı ralli-krosu oldu. 1. Kategoride tampon tampona bir mücadeleden sonra Tofaş pilotu Taner Şengezener Palio Kit Car ile, Opel pilotu Hamdi Ünal ve Corsa kit’ın hemen önünde birinci oldu. Kategori 2’de ise bu yıl kros kovalamamasına rağmen markalarda Opel ekibine destek olmak amacı ile bu yarışa giren Ankara’lı amatör Necip Tezer, Tofaş’ın fabrika destekli Tipo’su ile Can Kamçıoğlu’nu, ilk virajda yaşanan temasın ardından geçerek birinci oldu. Sonradan toparlanan Kamçıoğlu da bu kategoriyi ikinci bitirince her iki marka da birbirlerine puantaj olarak fazla bir üstünlük sağlayamadılar. Opel ekibinin ağırlıklı olarak amatör sporcularla temsil edilmesi dikkat çekti.

Sevgi ve saygılarımla,
Verbal Kint

Soru ve eleştirileniz için verbal@verbalkint.com

Not : Verbal Kint bir otomotiv ve motorspor gözlemcisidir. Yazı ve düşünceleri kendi gözlemlerinden oluşmakta olup Oto Haber dergisini sorumluluk altında bırakmaz.